08 Şubat 2006

Cervantes, Don Kişot’u çaldı mı?

Bazen kitapların önsözleri kitaplardan daha ilginç bilgiler verir. Bazen de ilgiyi ayakta tutan dipnotlarıdır. Geçenlerde elime geçen bir kitapta, pek de alışık olmadığım şekilde bir "sonyazı"yla (eğer böyle denilebilirse) karşılaştım. Yazar Osmanlıların eline esir düşen akıllı bir İtalyanın İstanbul'daki günlerini nasıl geçirdiğini oldukça iyi bir kurguyla anlatmış.

Kitabı okuduğumda, o devirde olabileceğini düşündüğüm bir çok olayı mantıken doğru kabul edebiliyordum. Hatta tarihi gerçeklerin dışına çıkıldığında bile (İstanbul’da yaşandığı varsayılan bir veba salgını vb.) bunu kitabın kurgusuna bağlayarak bu tür olayların bir roman kahramanın başından geçebileceğini düşünüyordum.

Kitap bir iki döngünün dışında, akıcı ve güzeldi. Kitabı bitirdim ama anlatılan roman bitince yani kitabın en sonunda, bir sürprizle karşılaştım. Bu öylesine bir sürprizdi ki başta bahsettiğim "önsözün, eserin önüne geçmesi" gibi, kitabın arkasında yer alan "yazarın okuyucuya notları" bende kitabın ötesinde bir merak uyandırdı.

Yazar burada; kitaptaki kurguyu nasıl düşündüğünü, tarihi romanların zorluklarını hangi yöntemlelerle aşmaya çalıştığını anlatıyor ve inanılması zor bölümlerin hangi tarihsel kaynaklara dayandığını örneklerle açıklıyor. Burada İstanbul’da veba salgını olayını tarihsel bir nottan aldığını vs. yi açıklıyor ama arada öyle bir bilgi var ve o kadar kesin/net ifade ediliyor ki benim için gerçekten sürpriz oldu.

Buna göre yazar kibarca; dünyanın en ünlü yazarlarından Cervantes’in Don Kişot’u arakladığını [:)] söylüyor…

İşte sözü geçen "yazarın okuyucuya notları"ndan, ilgili bölüm:

"……………..

Beyaz Kale'nin elyazmasını, İtalyan kölenin mi, Osmanlı Hoca'nın mı yazdığını ben de bilmiyorum. Sessiz Ev'in kahramanlarından tarihçi Faruk'a duyduğum yakınlığı, Beyaz Kale'yi yazarken karşıma çıkan bazı teknik zorluklardan (okuyucu için gerekli bazı açıklamalar, zorunlu bazı tarihsel bilgileri aktarmak vb.) sakınmak için kullanmaya karar verdim. Onun aracılığıyla çözdüğüm bir üslûp ve teknik sorunu : Kahramanlardan birinin öğüdünü tutarak kitabı sonuna kadar okumayan bazı okuyucular, (yazardan çok kahramanına inanmak bizim roman geleneğimizin önemli halkalarındandır ) bir Türk'ün bir İtalyan'ın ağzından kitap yazmasının sakıncalarından sözettiler.

Kitabımın ilk ve son bölümlerinde selâmladığım Cervantes de zamanında aynı endişelere kapılmış olmalı ki, Arap tarihçi CideHameteBenengeli (SeyyitHamitbin Engeli )'nin bir elyazmasından yararlanarak yazdığı Don Kişot'u kendisine mal etmek için boş yere kelime oyunlarına başvurur.

Sessiz Ev'i bilenlerin hatırlayacağı Gebze arşivinde bulduğu elyazmasını Faruk da tıpkı Cervantes gibi vatandaşlarının diline aktarırken başka kitaplardan da metne bir şeyler eklemiş olmalı. Bu arada tıpkı Faruk gibi benim de arşivlerde çalıştığımı, kütüphanelerin tozlu raflarında elyazmaları arasında eşelendiğimi düşünen okurlarıma, Faruk'un yaptığı işleri üzerime almak istemediğimi belirtmek isterim. Benim yaptığım, yalnızca Faruk'un bulduğu bazı ayrıntılardan yararlanmak oldu

…………….."