12 Eylül 2006

yüksekliğe bağlı basınç nedeniyleee...

sabahın körü, dünyanın yarısı uyurken ilk uçağa atlamak, o uykulu gözlerle bir hayaldeymişcesine uçağın bol oksijen basılmış kabininde acayip bir ruh haliyle avrupai sahte gülücük rolleri falan... yine de güzeldir uçak yolculukları amaaa.... bu saatte hiç bir zaman yatağından tuvalete bile kalkmayan, pire olimpiyatlarına ev sahipliği yapanlar birden bire bakıyorsunuz uçakta içki beleş diye hababam hostesi çağırıp duruyorlar; eee afedersiniz bana bir dry cin, eee pardon viski var mı? ne bu kardeşim iran'dan mı, yoksa amatem'den mi kaçtınız? saat manyak bir pozisyonda öööyle dümdüz bir kolu 6 da diğeri 12'nin üstünde sabahın tam ortası, öğlen olsun bir, içersiniz ya...
fakaaat insanoğlu işte bir dediği bir dediğini tutmaz bunun, yakınıma gelen hostes de o kadar güzel o kadar güzel ki kardeşim pes dedim yani biraz daha fazla ve biraz daha yakından görmek için seslendim: eee pardonnn viskiniz var mıydı acaba?