30 Ocak 2007

Bilimsel sanat

Gözümüzün belli bir mekanizması var: Cisimden yansıyan ışık göze ulaşınca beyinde işleniyor, biz de o cismi görüyoruz fakat bunun da bir sınırı var ve bu yüzden her şeyi göremiyoruz. Bu duruma karşı bilim ilerledi, atom mikroskobuyla göremediklerimiz görünebilir kılındı. Gelişen görüntü alma teknikleri; algımızın dışında kalan boyut ve hızda olan cisimleri bile görme duyumuzun normal algı sınırlarına getirerek farklı dünyalara ulaşmamızı sağladı. Buradan itibaren konuyu şöyle ele alıyorum: Sesler havadaki moleküllerin içinde dalgalanıp, onları titreştirerek yayıldığına göre (bildiğiniz gibi hava olmayan yerde ses de yoktur) bu dalgalanan moleküllerin resmini çekince sesin görüntüsünü yakalayabiliriz. Yani gelelim benim projeme :) hayvanların, insanların (ünlü şarkıcıların sesleri de ilginç olur), makinelerin sesini, görüntülesem ve işte seslerin resmi desem, bir de sergi açsam bilimsel sanat olmaz mı?

Bu anlattıklarım bana ayrıca şunları düşünmemi sağladı; Görüntüde durum bir hayli gelişmiş de işitmede ne yapıyoruz? Duyma eşiğinin dışında kalan frekansları duyulur kılan sistemler var ama bu sistemlerde üretilen sesler duyulur hale getirilince vınlama benzeri sıradan şeyler oluyor. Acaba atom mikroskobunun görüntü için yaptığını sesler için yapabilsek, atom altı boyutları görüntülediğimiz gibi onların hareketlerinden çıkan sesleri duyabilir miyiz. Böyle bir görüntü kendine ait orjinal sesleriyle ne kadar da mükemmel olurdu...