23 Nisan 2007

23 Nisan, medya ve çocuk istismarı...

Uyduruk haberleri satamayan gazeteler, sayfalarının sağına soluna çıplak kadınlar serpiştirerek haber değeri olmayan şeyleri de haber gibi vermeye başlayınca gazeteleri almayı bıraktık.

Kapaklarında seksi pozlar veren manken resimleri olan dergilerden gına gelmişti ve memleketçe dergi okumayı da bıraktık.

Sonra bu mantık televizyona sıçradı ve bütün ürünlerin deyim yerindeyse tanıtımında resmen işin suyu çıktı ve neredeyse tüm markaların güvenilirliği kalmadı. İş televizyona sıçrayınca tabii ki bu kadar çıplaklık hoş karşılanmaz diye düşünüldü ve yeni bir yol buldular: Çocuklar...

Ütü mü satılacak? “Anne ütüyü daha hızlı yapıyor ve çocuğuna daha fazla zaman kalıyor” diyerek dolaylı yoldan çocukları kullanıyorlar.
Araba mı satıyorlar? Babasını camda bekleyen çocuk bu araba sayesinde babasına çabucacık ve güvenle kavuşuyor...
Buzdolabı mı tanıtılacak? Hemen çocuklar devreye giriyor ve kendileri küçük ama ihtiyaçları büyük o yüzden bu dolabı seçin vs. saçmalıkları devam ediyor.
Tuvalet kağıtlarımı kullanılacak? “Hoop çocuk gönderin reklam çekeceğiz...”

Aklınıza ne geliyorsa, her yerde çocuk hatta bebek kullanılıyor. Amaç tabii ki sevimli görünüp dikkat çekmek...
Bir de işin kuralı şu: Mutlaka reklamın sonunda iyi de olsa kötü de olsa, yakışsa da yakışmasa da bebek sayılabilecek bir çocuk çıkıp kendi sevimli konuşmasıyla bir iki laf edip son sözü edecek...

Bebeklerle, çocuklarla ilgili olan ürünlerin bile çocuklarla ilişkilendirilmesi bana çok saçma geliyor. Örnek vermek gerekirse sonuçta bir bebek bezi reklamını seyredince etkilenmesi gereken kişi bebek değil anne babadır. Tabii ki bir mama reklamında, süt reklamında çocuk da gösterilebilir ama her reklama, her reklama çocuk... hiç yakışık almıyor...

Bana bütün bu uyduruk reklam uygulamalarını ve çocukların kullanıldığı diğer alanlar gibi itici şeyleri tekrar düşündürten ise gazetelerin çoğunda çıkan 23 Nisan ekleri oldu. Bir iki uyduruk yazı ve haberle (çocuklar tarafından yazıldığı için değil hazırlanma şeklinin özensizliği yüzünden) sayfa doldurup her sayfaya da sayfanın yarısından büyük reklam koymanın ne anlamı var yani? Ya hiç yapma ya da yapıyorsan adam gibi yap...

Bir masum şiir, bir küçük sevimli resim yanına kocaman bir ilan, hatta tam sayfa ilanlar... Hatta bu güne özel gazete ilanı hazırlayarak “Dünyadaki her çocuğun huzur dolu bir yuvası ve hep beraber kutladıkları bir günü var” diyen inşaat şirketleri bile var... Dikkat edin lütfen inşaat şirketi diyorum! "Evdeki huzurla bina şeklinin ne alakası var kardeşim?" diyen yok, yeterki para gelsin, ilan gelsin...

Böyle yapacaksanız hiç yapmayın... Sen böyle anca çocukları kandırırsın ama ben sırf sen para kazan diye alıp da o gazeteyi evime, çocuğuma götürmeyeceğim... Kusur kalsın sizin kutlamanız...

Not: Star Gazetesi Yazarı Sn. Salih Mercan'ı 22 Nisan 2007 tarihli "23 Nisan, şehit yetimlerinin bayramıydı!" başlıklı yazısı için kutluyorum.
Sn. Mercan, burada bahsetmeyi göze alamadığım detayları, kaynak göstererek; 23 Nisan'ın ilk olarak Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından, yılda bir kez de olsa kimsesiz, bakıma muhtaç ya da ailesi fakir diye çalışmak zorunda kalan ve kötü şartlarda yaşayan çocuklara yardım edebilmek için düzenlenen gayri resmi bir etkinlik olduğunu belirtmiş. Konuya getirdiği açıklık ve yaklaşımla 23 Nisan'ı bir kez daha düşünmemizi sağladığı için kendisine teşekkür ederim. Sn. Mercan, (kendi yazımda uyguladığım otokontrolün üstünde bir açıklıkla) geçmişte yapılan yayınları inceleyen araştırmacı gazetecilerden yaptığı alıntılarla şuradaki yazısıyla gerçekten tebriği hak ediyor...