30 Mayıs 2007

Cayır cayır yanasım geldi...

Sabahın körü dan diye uyanıverdim...
Uykulu bir vaziyette zoraki bir kahvaltı, bir yandan da gözüm okuduğum şeylere kayıp duruyor.
Bir an için durdum ve uyku sersemi okuduğumun doğru olup olmadığını anlamaya çalıştım.
Okuduğumu anlayınca drank diye uykum geri gelmemek üzere kaçtı.
Öyle bir açıldım ki bir daha kapanmamak üzere...

Ne okudum böyle?
Sizlere de anlatayım, doğru olabilir mi biraz da siz düşünün, siz açılın:)

İsminin başında Prof. Dr. ünvanı taşıyan, tanınmış, saygı değer biri...
Yiyip içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat demişler, anlatıyor...

“Hindistan öyle bir yer ki oraya gidince ya çok seversiniz ya da tahammül edemeyip hemen geri dönersiniz” diyor, olabilir...
Çünkü bu her yer için geçerli ama ya sonra ekledikleri...

Yazarın kendi sözleriyle aktarıyorum...

Hindistan hijyen açısından gerçekten düşündürücü... Mesela bir Ganj nehri var. Hem yıkanıyorlar, hem de bu nehrin suyunu içiyorlar.
Çünkü bu nehrin suyunu içince ya da burada yıkanınca insanlar inançları gereği ruhlarının temizlenip, arındıklarını düşünüyorlar...
(Buraya kadar hep bilinen şeyler değil mi? Her türlü inanç sistemi var ve bir sürü insan da bunlara dahil olunca bu sistemlerin gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. Bize göre doğru olsun olmasın.)

Devam ediyoruz...
Hindistan’da bildiğiniz gibi toplumu sınıflara bölen bir kast sistemi var ve hangi sınıftan olduğunuz neredeyse zenginliğinizin miktarına göre belirleniyor (ya da kast sistemindeki yerinize göre zenginliğiniz değişiyor).

Ganj Nehri’nden su içmek ya da orada yıkanmak dışında dini olarak yapılan başka bir tören de ölülerin yakılması ve küllerinin Ganj’a savrulması...
(Valla bunları bilenler de vardır ve hâlâ ayılmadık değil mi?)
Şimdi geliyoruz yazarın odunu kafamıza indirip uykuyu parçalara ayırdığı yere:)

İşte bu kast sistemindeki yeriniz ve zenginliğiniz Ganj’da cenazeniz yakılırken altınıza kaç kat odun koyulacağını da belirliyor ve herkesin bu töreni yeterince iyi şekilde yerine getirmesi mümkün olmadığından bazen Ganj’da yüzerken, yanınızda, suyun üzerinde yüzen kol ya da bacak gibi parçalara rastlayabiliyorsunuz...

Bu tam olarak yanmamış cenazelere ait vücut parçaları bir süre sorun olsa da sonradan buna bir çözüm bulmuşlar; Nehrin kenarında bir sürü su kaplumbağası yetiştirilmiş ve bu kaplumbağalar kol, bacak vs. gibi cenaze artıklarını beş dakikada piranha sürüsü gibi silip süpürüp temizlemeye başlamışlar.

Bir süreliğine bu şekilde çözüm bulunmuş ama sonradan bu kaplumbağalar yok olmuş. Nedeni ise halkın çok fakir olması ve açlıktan ölmemek için bu kaplumbağaları yemesiymiş...

Nasıl? Uyku muyku kalmadı değil mi:)

(Merak edenler için; yazıda ismi geçmeyen Prof. Dr. hemen hemen herkesin tanıdığı Sn. Murat Belge’dir)