01 Mayıs 2007

Parasız kalmanın da yararları var...

1- İyice bir parasız kalıp şampuana verdiğimiz paraya acıyarak “dökülürse dökülsün ve hatta isterse ahenkle dans etmesin” diyerek; her şeyi göze alıp banyo sabunuyla saçlarımı yıkadığımdan beri kepek derdinden kurtuldum...

Kim, ne zaman ve nasıl bizi böyle şampuan kullanmaya alıştırmış hâlâ tam olarak hatırlayamıyorum ama artık bize en kötü şeyi yaptıklarını biliyorum...

Oh be! Dünya varmış!

Hem neredeyse bedava hem de bir sürü şampuanın (ısrarla iddia etmelerine rağmen) geçiremediği kepeğe çözüm bulmuş oldum... Ve yavaş yavaş, okula gittiğim eski zamanlarda sabunla yıkadığım saçlarımda o zaman da hiç kepek olmadığını hatırladım, meğerse kepeği “kepeği önlediği”ni söyleyen şampuanlar yapıyormuş...

2 - Her kahvaltıda çilek reçeli yeniyor, her alışverişe gittiğimizde de çilek reçeli alınıyordu. Bir gün (yine iyice parasız kaldığımızda) “Ya, bu çileği alıp kendimiz reçel yapsak olmaz mı?” diye aklımıza geldi ve çilek alıp reçelimizi kendimiz yaptık...

Ohhh! Hem mis gibi kokulu, hem neredeyse bedava, hem de dışardan alınan hazır reçellere koyulan glikoz olmadığı için de ne genzi yakıyor ne boğazı...

Meğerse ne kadar sıradan ve basit olan şeyleri hazır almaya alışmışız ve günlük hayatımızın parçası haline gelmiş de doğal ve normal olan şeyleri unutmuşuz...

Ve ne kadar da gereksiz yere boşu boşuna para harcıyormuşuz...

Kim bilir böyle daha ne kadar çok şey vardır...