18 Haziran 2007

Next [film]



Nicolas Cage’in son filmi Next’i seyretmeyin... Niye mi? Buyrun okuyun...

Süperman, Örümcek Adam, Flash Gordon vs. tarzı Dünya’yı kurtarma amacı uğruna hayatını hiçe sayan ve olağanüstü güçleri olan kahramanlar sinemada her zaman yer bulmuş ve ilgiyle izlenmiştir.

Yukarıda saydığımız kahramanları gölgede bırakabilecek özellikleri olan kahramanlar ordusundan kurulu bir ekibin maceralarını anlatan Heroes isimli bir dizi de şu sıralar gençler arasında epey bir izleyici kitlesi yarattı. Ardından fanatik grupları falan derken olay tüm dünyayla aynı anda Türkiye’de de tv’de oynaması sayesinde tam bir piyasa işine çevrildi. (Yani neredeyse bu diziyi duymayan kalmadı)

Bu gelişmeyi takip eden diğer yapımcılar ise para kazanmak için fırsat bu fırsattır diyerek buradan fikirler toplayıp hiç düşünmeden bunları “Next” gibi yeni yapımlara uyguladılar. Aslında dilim varmıyor ama resmen çaldılar.

Bu yüzden her şeyden önce söylenmesi gereken, Next filminin konu olarak aynen bir diziden çalınmış olmasıdır. Heroes dizisinde New York’da patlayacak bir nükleer bombayı durdurmaya çalışan olağanüstü güçleri olan kahramanlar var (ki aralarında ileriyi görebilen bir karakter de var), Next’de de Los Angeles’da patlayacak olan nükleer bir bombayı durdurmaya çalışan geleceği (2 dakika ilerisini de olsa) görebilen kahramanımız var...

Böylesine güçlü imkânları olan Hollywood sinemasının bu kadar aciz kalabileceğini sanmıyordum ama resmen büyük bir yaratıcılık sıkıntısı yaşadıkları ortada...

Filmden hiç bahsetmeyeceğim çünkü bir sürü saçma sapan şeyle dolu ve yanlışlarla bezeli...

Ara sıra seyrettiğim şeyleri buraya yazıyorum hani olur da birileri okur ve ben de seyredeyim der diye amaç sadece güzel şeyler bulup paylaşmak değil tabii ki... Bir yandan da olabilecek yanlış yönlendirilmeleri engelleyerek vakit kaybınızı ortadan kaldırmak.

Yani güzel bir film gösterip izleyin diyerek iki saatinizin güzel geçmesini sağlamak kadar, reklamı çok yapılınca ilgi çeken basit şeylere yönlenmeyi engelleyerek boşa geçecek iki saati kurtarmak da önemli bir şey....

Neyse gelelim filme; Filmin kahramanı gece kulüplerinde sihirbazlık yapmaktadır ama yaptığı numaraların sıradan olmadığını anlayan ve onu yakından takip eden birileri de devamlı kendisini takip etmektedir.

Nasıl oluyorsa oluyor ve gizli servis adına çalışan bu kişiler filmin kahramanında bulunan olağanüstü güç olan "İleriyi görebilme yeteneği"ni keşfediyorlar.
Amaçları; Los Angeles’da Rusların yerleştirdiği nükleer bombayı bulmaktır bunu yapmaları için de filmin kahramanını güçlerini kendileri için kullanmaya razı etmek gerekmektedir...

Adamımız bir kumarhanede masalardan birinde oturmaktadır ama aynı zamanda da kameralardan kendisini izleyen kumarhanenin güvenlik elemanlarını farkedip kameraya doğru bakar.

Yine nasıl olup da anlaşılıyorsa buradaki güvenlik birimi “Bu adam nerden biliyor da bu kadar bilinçli davranıyor, sanki olup biteni önceden görebiliyor” diyerek adamın kameraya bakışından şıppadanak geleceği görebilen biri olduğunu anlayabiliyor...

(tabii arada Ruslar da öğrenmiş bu adamı ve onlar da peşine düşüyorlar ama onu kaçıramayınca, kız arkadaşını kaçırıyorlar, neye niyet neye kısmet işte...)

Saçmalığın bini bir para ama bununla kalmıyorlar...

Bir şekilde adamımız kaçar kovalanır pozisyona düşüyor ve gizli servis elemanları tarafından yakalanıyor... Özel bir laboratuvara götürülüyor ama bu kadar gizli işler için kullanılan laboratuvar şehrin göbeğinde alışveriş ve iş merkezlerinin tam ortasında yer almaktadır!

Yazınca anlayacak mısınız bilmiyorum çünkü o kadar saçma ki nasıl anlatayım bilemiyorum. Adamımız gizli servisin laboratuvarında televizyona bakıp iki dakika sonrası, iki dakika sonrası derken bütüüün olayları görür ve bir de bakar ki bu nükleer bombayı yerleştiren Ruslar, kaçırılan kız arkadaşıyla birlikte meğerse yan taraftaki binanın otoparkında değil miymiş... (Koşup yetişmesi kolay olur diyedir belki)

Yaaa...

Tabii görev başa düşer ve hemen ordan bir iki kişiyi dövüp (cia ya da fbi gibi gizli bir servisin çok özel bir bölümünden bahsettiğimizi hatırlatırım) binadan elini kolunu sallayıp dışarı çıkar ve olayların gerçekleşeceği yakındaki binaya gider.

Allah insanın yüzüne bir kez gülmesin arkası gelir demişler, tesadüf bu ya, meğerse kızı kaçırıp üzerine bomba döşeyen bu Ruslar aslında karargâhı da buraya kurmamışlar mı? O kadar ara ara sen meğerse adamların merkezi yandaki bina değilmiymiş...
Yaaa. Yaaaa. Bak sen şu işe, bir de bunlar hep birlikte bütün ne kadar eleman varsa bunlar kovalayınca karargâhlarına girip orada kapana kısılır mı...

E tabi, kahraman olsun çamurdan olsun herkesin icabına tek tek bakacak, bir şekilde Rusları da deşifre edecek, kızı da kurtaracak, bombayı da bulacak vs... ama... meğer bütün bunların hiçbiri olmamış da hepsini filmin sonunda kendisi sahne sahne görüyor olmasın mı?

Meğer kahramanımız olabileceklerin tamamını tahmin edip “Dur şu kıza bu kadar şey yaşatmayayım yazıktır...” diyerek kendi kendine gizli servise yardım etmeye karar verince biz onun düşündüklerini yani ileride olacakları görüyormuşuz...

“Hani bu adam sadece iki dakika ileriyi görebiliyordu? Ne oldu da evrim geçirip her şeyi görür hale geldi” diyen çıkmaz nasıl olsa diye düşündülerse ayıp etmişler çünkü biz yemedik başkası da yemez...

Son söz olarak; Paranıza, zamanınıza yazık gidip o parayla güzel bir kebap yiyin, film süresi kadar bir süreyi de parkta çay içip gazete okuyarak geçirin. Hem ruhen hem madden çok daha faydalı olur...