24 Temmuz 2007

Joyeux Noël [film]



Patlama efektleri, sağa sola savrulan kollar bacaklar ve kanlı sahneler olmadan da savaş filmi çekilebiliyormuş dedirtse de açıkçası ben filmi beğenmedim.

Film başlar başlamaz ilk olarak, eski TRT dizilerini hatırlatan kötü bir mavi tonla karşılaşıyoruz ve film konusu gereği karlar içinde gece çekilmesine rağmen bu maviliği inatla sürdürüyor...

Kostümler desen öyle, hepsi aynı eskilikte (yenilikte) ve neredeyse aynı parlaklıkta. Bundan başka sahne arkasındaki spot ışıkları sayesinde sağa sola uzayan gölgeler filmden seyirciye yapay bir hava yansıtıyor.

Film, konu olarak I. Dünya savaşında geçiyor.

Savaş sırasında üç ülkenin cepheleri birbirlerine yaklaşıp siperlerin arası neredeyse 10-15 metreye inmiştir.

Bir noel gecesi silahlar sustuğu sırada da birbirlerine çok yaklaşan düşman askerleri arasında karşılıklı arkadaşça konuşmalar başlar ve bu, orada bulunan bütün birliklere yayılınca, komutanlar karşılıklı olarak bir geceliğine ateşkes ilan ederler...

Film buraya gelinceye kadar sıkıntıdan bayılmamak için kendimi zor tuttum. Sizlere de seyretmenizi tavsiye etmiyorum...

Tabii filmin içinde arka planda işlenen minik ayrıntılar da yok değil fakat bu ayrıntılar beklenen etkiyi bir türlü oluşturamıyor.

Bir askerin hep aynı saate kurduğu çalar saat, iki komutanın farklı ülkeler adına savaşıyor olsa da sivil hayatta ortak tanıdıkları çıkacak kadar birbirlerinin yakınında yaşamış olmaları, aşık opera sanatçılarının kaçış öyküsü, ele geçen asker mektupları, vs... yukarıda bahsettiğim etkisiz ayrıntılar grubuna giriyor.

Bu kadar sıkıcı olan filmin sonlarında hiç beklenmeyen güzel bir sahneyi ise çok beğendim;

Bir geceliğine arkadaşça süren muhabbet, karşılıklı gösterilen sevgili resimleri, karşılıklı değiş tokuş yapılan içkiler, küçük çapta bir futbol maçı, noel ayini vs... derken gece bitip sabah olunca ateşkes bitmiş ama bir türlü savaş başlayamamıştır...

Birbirlerine ısınan düşman tarafların askerleri bir türlü silahlarını çekememek bir yana, üstüne bir de dayanamayıp “Aman kardeş, bizim sipere gelin. Şimdi haber aldık, sizin orayı toplarla bombalayacaklarmış.” diyerek birbirlerini sırayla ölümden kurtarırlar...

İşte onca kötülüğüne, onca yanlışlarına ve onca sıkıcılığına ve hatta bugüne kadar yüzlerce savaş filmi seyretmiş olmama rağmen savaşın saçmalığını bu kadar iyi anlatabilen başka bir savaş filmi sahnesi olabileceğini sanmıyorum...

Siperlerdeki düşman askerler, karşı tarafa bombalama yapılmadan önce birbirlerini uyararak, o anda tehlikesiz olan yere hep birlikte bıkkın bir halde, öylesine umarsız yürüye yürüye gidip gelip yer değiştiriyorlar ki ben savaşı böylesine saçma, böylesine anlamsız kılan bir sahne daha görmedim...

Filmde bundan başka bir şey yok diyebilirim, seyredenlerin yarısı dayanamayıp ya uyur ya kapatır.

Tabii bu filmin konusunun gerçek bir olaydan alındığını da gözardı etmemek lazım, sonuçta konuyla fazla oynamaya pek imkân yok.

Ama ben yine de sinema adına pek kaliteli bir yapım olmadığını düşündüğüm gibi filmin I. Dünya Savaşı’na meraklı olanların da beğenisini kazanabileceğini sanmıyorum...