12 Temmuz 2007

Last Mimzy [film]



İlk olarak, bilim kurgu türünün hafifletilmiş bir sinema versiyonu diyebileceğim bu filmi çok sıradan bulduğumu söyleyerek başlayayım...

Çok basit ve bilindik beylik sahnelerle bir türlü filme giriş yapılamayan ilk bölümü sıkılarak izledikten sonra film hareketlenecek diye beklerken bir türlü o hızı yakalayamadan sonuç kısmına geliniyor.

Bir türlü beklenen etkiyi yaratamadan hafızalardan silinmeyi hak eden “last Mimzy”, Jumanji, Üçüncü türle yakın ilişkiler ve Time machine (zamanda yolculuk) karışımının başarısız ve hatalı bir sonucu olmanın dışına çıkmayı beceremiyor...

Neyse, gelelim filme;

İnsanoğlu’nun genetik yapısı bozulmuş ve gelecek dünyada neredeyse insanlığın sonu yaklaşmıştır.

Bir bilim adamı da o zamanki teknolojiyle insanları zamanda yolculuğa gönderemese de çok gelişmiş yapay sinir ağlarıyla donatılmış oyuncakları geçmişe gönderebilmeyi başarmıştır.

Zamanda yolculuğa çıkan bu oyuncaklardan sonuncusunu (adı Mimzy olan bu oyuncak bezden bir tavşandır) anneleriyle yazlık evlerine giden iki kardeş deniz kenarında bulur.

Oyuncağın bulunduğu kutunun içinde garip taşlar ve bilgisayar ekrannlarından alışık olduğumuz ekran koruma programlarının çizdiği gibi şekiller oluşturan cam parçası gibi başka nesneler de vardır.

Tüm bu taşlar ve nesneler sayesinde oyuncak tavşan, genetiği bozulmamış şimdiki nesilden örnek bir parça alıp geleceğe götürecek ve gelecekteki insanlığın devamını sağlayacaktır...

Aslında daha önceden günümüze bir sürü Mimzy gönderilmiş ama biri hariç hepsi kaybolmuştur.

Bu sonuncu Mimzy’yi çocukların bulması ve (özellikle masumiyetin ve saflığın evrensel sembolü olan) küçük bir kızın Mimzy’ye duyduğu sevgi sayesinde insanlığın kurtulmasının beklenmesi bize biraz büyüklerin dünyasının karanlığını işaret ediyor.

Yani “Savaştan, hırstan ve çıkardan başka bir şey düşünmeyen büyüklerin dünyası insanlığın geleceğini yok ediyor.” mesajı verilmeye çalışılmakta, anlamayanlara da çocukların okulda gördükleri ders sırasında fen öğretmenlerinin söyledikleriyle izah edilmekte:) bakınız genetik bozukluk neler neler yapıyor denmekte...

Ara rollerin yardımcı oyuncuları gibi görünen öğretmene aslında filmde epeyce bir yer verilmiş...

Bakın aynı öğretmen (ve karısı) filmde başka neler yapıyor...

Çocukların bulduğu kutudan çıkan oyuncak tavşanı küçük kız alır (kızlar bebekleri ve bu tür oyuncakları sever ya) teknik parçalar diyebileceğimiz diğer şeyleri de erkek kardeş alır (erkek çocukları da böyle şeylere ilgi duyar ya) şimdi bu parçaların özelliğine gelelim ve ordan öğretmene ve karısına bağlayalım...

Bu ilginç taşlar ve camlar aslında oyuncak tavşanın tekrar geleceğe gidebilmesi için zamanda yolculuk yapmasını sağlayacak bir merdiven/tüp geçit kurulmasına yaramaktadır. Bu yüzden kutunun içine koyulmuştur ama tüm bu karışık işler nasıl gerçekleşecektir?

Erkek kardeş cisimlerden yayılan ışımayla oluşan şekilleri defterine çizer, çizmekle kalmaz uzakdoğu mitolojilerinde ne kadar evren çizimi ve sembolü varsa bir defteri bu şekillerle doldurarak adeta katalog haline getirir.

Fen öğretmeni okulda öğrenciler gidince aynı zamanda sınıfın temizliğini de yapmaktadır :) (eee çizimleri başka nasıl bulduracaklar adama) Öğretmen çocuğun yaptığı çizimi bulup alır ve çocuğun yanına gidip bunlar hakkında sorular sorar...

Çünküüü öğretmenin karısı aslında bir Hindistan, Nepal vs. gibi ruhsal güçlerin çok önemsendiği kültürler uzmanı olacak kadar bu işlerle de ilgilidir ve kendisi de az çok bu işlerden anlamaktadır. (peh peh peh tesadüfün iğne deliği...)

Karısıyla birlikte öğretmen, kitapları açıp hemen bu çizimleri çözerler; bunlar evreni tanımlayan çizimlerdir.

İyi güzel de burada işler biraz saçmalaşmaya başlıyor...

Filmde gizemli çizimler havası yaratmak adına verilen bu gereksiz ayrıntılar filmin konusu gereği çözülünce hiç bir işlevi olmadığını gördüğümüz sahte ayrıntılara dönüşüyor...

Yine başka bir bölümde öğretmen, sık sık gördüğü ve anlamını çözemediği rüyalardan birini görür karısı da bu rüyaların peşinden gitmesi gerektiğini kendisine zorla kabul ettirir.

Rüyaların gizemi, çizimlerin gizemi, bilinmeyen nesnelerin gizemi, “uzaylılar mı?” sorusunun gizemi, zamanda yolculuk gizemi derken film gizemlerin kaosunda kaybolup gidiyor ve hiçbir parçanın tadı alınamayan aşırı baharatlı kötü bir çorbadan farksızlaşıyor...

Filmin diğer ayrıntılarını anlatmaya gerek yok ama bir ikisinden bahsetmeden duramayacağım. Amerika’da salgın haline getirilen terör olgusu bu filme de yansımış. Filmin mantığınla hiç uyuşmayacak şekilde bir terörle mücadele timi çocukların evine baskın yapıyor ve hepsini alıp merkeze :) götürüyorlar...

Aileyle birlikte terörle mücadele merkezine getirilen oyuncak tavşan ve kutudan çıkan diğer parçalar iyice inceleniyor.

Bakıyorlar ki bu iş terörist bir eyleme benzemiyor ama hemen hooop terörle mücadele ekibi bir iki yeni eklemeyle hemen oluyor mu sana “uzay ve zaman araştırmaları ile birlikte mitolojik kehânetler çözüm merkezi” yani bu kadar saçmalık olur diyorum...

Ne iş olsa yaparız abi pozisyonu alabilen uzman bir ekip çok komik durmuş. Aile durumu anlayıp çözemiyor ya, hemen uzmanlar olaya el koymak zorunda kalmışlar :)

Bir de filme espri katsın diye öğretmen ve karısının tekrar sahneleri var...

Öğretmen rüya görüp uyanınca, karısı da hemen kendisine “Madem rüya görüyorsun şanslı numaralar da görüyor musun? Gidip hemen bir bilet alalım.” diyip durmakta ve böyle bir şey olursa hayatlarının maddi olarak kurtulacağına inanmakta...

Bu kadar, uzakdoğu kültürünü benimsemiş (evinde yoga yapıyor), kendine yaşam biçimi yapmış biri, (rahatı falan da yerindeyken) niye bu kadar fazla paraya takmış anlayamadığım gibi, bir de piyango biletinin numaralarını gördüklerinde ne olacak?
O bileti nasıl bulup da nasıl alacaklar hiç bir fikrim yok...

Filmde ilginç efektlerle verilen kutudan çıkan nesnelerin gizemi her ne kadar ilgi çekici görünse de çocuklar film içinde bunları sağda solda bırakabilmekte, normal yaşamlarını bunlar hiç olmamış gibi sürdürebilmektedir...

Senaryoya göre oyuncak tavşan yarı insan gibi her şeyi açıklayıp kız çocuğuna anlatacak, çocuk bunu anlayıp kutudan çıkan parçalarla geleceğe yolculuk yapması için tavşana ışınlardan oluşan bir zaman yolculuğu merdiveni kuracaktır.

İlginç taş parçaları vs. buna yaramaktadır ama bir yandan da nasıl oluyorsa bu taşlar kendi işinin dışında başka yeteneklere de sahiptir...

Sıradan bir çocuk olan erkek kardeş; böceklerle iletişim kurabilmeye başlar. Örümceklere, ağlarıyla boyutlar arası geçişi sağlayan zaman tüneli maketi yaptırır ve bu çalışmasıyla süper dahi olur.

Minik kız odasında havada yüzer halde uyur, koşarken havada uçar, nesneleri bir yerden başka bir yere bakışlarıyla taşır (toz şekeri sahnesi) falan filan....

Film zaten çocukların rol almasıyla bir “çocuk filmi gibi görünüyor ama değil”ken, bu kadar karışıklığıyla ve kurgu, senaryo hatasıyla ne çocuk ne de büyük filmi olabiliyor...

Playstation, bilgisayar işlemcisi yapan bir firma ve kutu içecek reklamlarının çok bariz bir şekilde filmin içine yedirilmesi ise (hemen hemen herkesin dikkatini çekecek boyutta olması) beni rahatsız eden ayrı bir konu.

Bir şekilde elinize geçtiyse üzerine “orta zekâ seviyesine sahip, 14 yaşındaki erkek çocukların ilgisini çekebilir” yazıp bir kenara kaldırın.

Belki bir gün sevmediğiniz bir komşunuzun bu kriterlere uygun olan oğluna bir iki saatliğine bakmak zorunda kalabilirsiniz...

işte o zaman tam bu filmin vakti geldi demektir.