18 Temmuz 2007

ömrümüzü uzatalım derken...

İnsanoğlu yaşadığı çevreyi ve kendisini değiştirip farklı yönlere sevkedebilecek yeteneklerle donanmış...

Sahip olduğu bu yeteneklerle değiştirdiği çevre daha sonra hayatını o da zamanla insanoğlunu biçimlendirmeye başlamış; daha steril bir ortam, daha güvenli ve tabii ki teknoloji sayesinde daha rahat bir hayat her zaman peşinden koşulan şeyler olmuş.

Tüm bu değişiklikler onbinlerce yıl önce işleri kolaylaştırmak üzere yapılmaya başlanmış ve bunun sonucu olarak da zaman ilerledikçe insanın fiziksel olarak zorlandığı alanlar azaltılarak yıpranma en aza indirilmeye çalışılmış.

Son bin yılın bu yöndeki en vazgeçilmez ve ısrarlı çalışması ise insan ömrünü uzatmayı hedefleyen türde olanları.

Şunu yersen şurana, bunu yersen burana iyi gelir tarzı yaklaşımlar bile artık geçtiğimiz yüzyılda kaldı.

İnsanlar artık bu yöndeki gelişmelerde teknolojiyi takip ederek daha sağlıklı olup daha fazla yaşayabilmeyi amaçlıyorlar...

Extra vitaminler, protein tozları, yorulmadan fiziki gelişme sağlamaya yarayan aletler, her geçen gün daha da gelişen ultrasound’lu, x-ray’li vücut tarama aletleri vs. gibi yüzlerce hatta binlerce bilimsel gelişme ürünü tüm sektörleri ile birlikte insanlığa hizmet ederek sağlık sorunlarımızı ve fiziki gelişmemizi kontrol altına alıp ömrümüzü uzatmaya çalışıyor...

İnsanoğlu, dünyada var olduğu ilk günden beri daha iyi bir gelecek için çalışarak bu gelişmeleri başlattı ve tabii ki bu teknoloji olarak günümüzde geldiğimiz noktaya ulaşmamızı sağladı...

Tekerleği arabaya, ateşi ileri teknoloji fırın ve aydınlatma ekipmanlarına, tek parçalık av aletlerini jet motorlu uçaklara dönüştürerek burada sayılamayacak kadar doğa dışı ürün elde ettik.

Önce paket dondurulmuş yiyecek yapıyoruz, sonra bu yiyeceğe bozulmasın diye koruyucu maddeler ekliyoruz. Yıllar sonra anlaşılıyor ki bu koruyucu maddeler meğerse kansere yol açıyormuş... Haydi bakalım tıp ve teknoloji bunu da halletsin diyerek yıllarca zararsız koruyucu madde üretmeye ya da kanseri yenmeye çalışıyoruz... Ne o gıdayı öyle yap, ne kanser olalım, ne de teknolojiyle bunu çözmeye çalışıp ömrümüzü uzatalım.

Burada verdiğim örnek etrafımızda her türdeki fabrikasyon nesne için benzer şekilde de yazılabilirdi; televizyonlar, cep telefonları, çevreyi kirleten yakıtlarla çalışan tüm araçlar, genetik yapısıyla oynanmış gıdalar, konserveler, çimento fabrikaları vs... milyonlarca ürün...

Benim bu konuyla ilgili ara sıra aklıma takılan soru ise şu;
tüm bunları daha da ileri taşıyarak gittikçe uzun ömürlü olacağız diye teknolojiye bu kadar bağımlı olup gereksiz ayrıntılarda boğulmak yerine...

İlk günlerden itibaren doğal ortamımız olan yeryüzünün en güzel yerlerinde doğayı koruyarak planlı ve olması gerektiği gibi doğanın bir parçası olarak yaşamaya devam etseydik...

Acaba bugüne kadar her şeyi kendi başına mükemmel olarak becermiş ve dünyadaki eşsiz dengeyi kurmuş olan doğa, şu anda elimizdeki uyduruk şeylerle yapmaya çalıştığımızı kendi kendine insanoğlu üzerinde de doğal gelişme ve evrilme yoluyla uygular mıydı?

Belki de doğa, bunca uzun çağlar sonunda kendiliğinden insanı doğaya daha uyumlu hale getirip, gelişmelere ve değişimlere uygun bir yol izleyerek yaşam süremizi uzatacaktı...

Ve belki de insan ömrü şu anda teknoloji sayesinde sağlanandan daha da uzun olacaktı.