19 Temmuz 2007

Nereden nereye...

Bir önceki gönderi hastalıkla ilgili olunca yeni bitirdiğim “Abdülhamid’in hatıra defteri”nden bir ayrıntı aklıma geldi...

Mısır’dan, İzmir’e, oradan da İstanbul’a sıçrayan Kolera, Abdülhamid döneminde zorlu bir hastalıktı.

Dahası, o devirde hastalığın mikroplardan kaynaklandığını bilen insanların sayısı da çok ama çok azdı...

Kolera büyük şehirlere sıçrayıp saraya kadar ulaşınca, Abdülhamid bu işin kendi imkânları dahilinde çözülemeyeceğini anlayıp yurt dışından yardım istemeye karar verir. Bu iş için de Pastör’e (Evet şu dünyaca ünlü Lois Pasteur [İsim, Türkçe’de Pastör olarak yerleşmiş]) güvenmektedir...

Gerçekten de Pastör, en iyi yardımcısını (Şantimes) bu iş için İstanbul’a göndermiş. Hastalığın Kolera olduğu tespit edilmiş ve kısa bir sürede de hastalığın yayılması engellenerek önüne geçilmiş...

Şantimes Pastör’le çalışmalarına devam etmek için geri dönmüş. Fakat klinik onun yerine, Abdülhamid’in ısrarı üzerine süresiz kalması için meşhur Nikol’ü göndermiş. (Nikol’ün meşhurluğu ise Türkiye’de Bakteriyoloji alanını kurmasından kaynaklanıyor)

Buraya kadar “Bunda ne var ki?” diyebilirsiniz ama bir de şimdi yazacaklarıma bakın;

Peki, Pastör neden Abdülhamid’e bu kadar yakın davranıp seve seve hizmetine girmeyi kabul etmiş?

Çünkü bu olaylardan çok önce;
Pastör, araştırmalarını gerçekleştirebilmek için kurmayı düşündüğü tıbbi araştırma merkezine destek ararken birçok yerden olumsuz cevaplarla ayrılıyordu.

Türkiye ise, böyle sıkıntılı bir dönem geçiren Pastör’e “Pastör Tıbbi Araştırmalar Şirketi”nin kurulması için tam 10 bin altın yardımda bulunmuştu...

Evet, tıbbın en önemli isimlerinden olan Lois Pasteur’ün kurucusu olduğu dünyaca ünlü Pastör Enstitüsünün kurulması için Türkiye 10 bin altın maddi yardım yapmış.

Nereden nereye...