11 Temmuz 2007

Vozvrashcheniye (return) [film]



Modern Avrupa sineması anlayışına yakın bir bakış açısıyla çekilmiş, rengi ve dokusuyla anlattığı konuya uygun bir ruh hali yaratabilen, basit bir hikâyeyi etkili bir şekilde film akışı içine yedirebilmiş sade ve duru bir aile dramı...

Aslında her ne kadar aile dramı olsa da filmin esas özelliği aile dramını arka plana alarak çocukların ruh halini daha öne çıkarması sayılabilir.

Bir ailede aynı ortamı paylaşmış, aynı şekilde ve aynı zorluklarla yetişmiş iki kardeşin psikolojilerinin farklılığı o kadar iyi anlatılmış ki film canlı bir şekilde önümüzde oynasa ve bizim de içine girebilme fırsatımız olsa gidip küçük kardeşe sarılıp birlikte ağlamaktan başka bir şey düşünemezsiniz diyebilirim...

Bir çocuk bu kadar mı gerçekçi olur (oynar demiyorum, oynasa mutlaka bir an için rol kokar, çocuk gerçekten aynı durumda olan bir aileden mi gelmiş nedir anlayamadım o tavır, davranış, kendine güven muhteşemdi) bu yaşta bir çocuk, yaptığını, söylediğini bu kadar mı gerçekten hisseder?

Burada filmin konusuna değinmeden edemeyeceğim (ama her zaman ki gibi de seyretmeyenlere zararı olacak şekilde yazmamaya dikkat ediyorum...)

Abi, kardeş iki çocuk...

Oyun oynamaktan bağıra çağıra, koşarak eve döndüklerinde anneleri "Ses çıkarmayın, babanız uyuyor." dediğinde iki kardeş de aniden donar kalırlar. Çok şaşırmışlardır.

Çünkü bugüne kadar (daha önceden kendilerini terkeden) babalarını sadece, ellerinde bulunan tek bir resimden tanıyorlardır...

Önce gidip babaları nasıl bir şeymiş ona bakarlar, sonra da tavan arasındaki sandıkta duran resme; evet bu o dur...
(İyi de bayram değil, seyran değil bu adam niye geldi... ki ne bayramda ne seyranda gelmiş...)

Bizler seyirci olarak hemen merak etmeye başlarız; bu adam niye gitmiş, niye geri gelmiş, ne olmuş? Aklımızda bir sürü soru... neyse devam edeyim;

Baba; sert, sevgisini asla göstermeyen ve hatta kaba sayılabilecek biridir. Fakat ne olduysa çocukları aklına gelmiş (belki de eski eşinden yardım istemek zorunda kaldığı için geri dönmüş, gönlü elvermeyip çocukları da görmek ve ilgilenmek zorunda kalmıştır) ve bir şekilde aile yine bir araya gelmiştir...

Annelerinin, babalarının gelmesine pek sıcak baktığı söylenemez çünkü anne, babalarının çok kısa bir süre için geldiğini ve yine gideceğini içten içe hissediyor ve tabii ki bize de hissettiriyor...

Film, iki çocuğu da yanına alan babanın, balık avı için yola çıkmalarıyla başlıyor. Fakat filmin çok kısa süren giriş bölümünde ailenin ve çocukların içinde bulunduğu psikolojik durum o kadar kısa sürede o kadar güçlü veriliyor ki bundan sonra gelişen olaylarda baba ne yaparsa yapsın hep çocukların tarafında olma zorunluluğu hissediyorsunuz...

Filmde bir sürü geçiş ve ara sahneler var ama bunlar asla önemsiz, dolgu olsun diye koyulmamış. Mesela başlarına gelen küçük bir olay sonrası baba dayanamaz ve sinirlenip iki çocuğu da geri yollamayı düşünür. Çocukları otobüse bindirir, çocuklar inerken abisi oltayı otobüste unutur ama küçük kardeş oltayı bırakmayarak küçük olsa da esas aklı başında olanın kendisi olduğunu bize gösterir.

Tüm film boyunca babanın çocuklardan gizli gizli bir şeyler yaptığını ve bunu bize bile göstermemeye çalıştıklarını söylesem abartmamış olurum, gerçekten de film ilerledikçe babanın bir işler çevirdiğini anlıyoruz ama tam olarak ne olduğu açıklanmıyor. Fakat filmin konusu içinde bu çok da önemli değil.

Filmin ortalarında iki çocuk ve babalarının ıssız bir adaya gelmesiyle olaylar başka bir anlam kazanır. Bu ana kadar her şeye ters cevap vererek sadece kırgınlığını belli eden küçük kardeş artık babasını tam anlamıyla karşısına alır ve olaylar sonucunda düşman iki taraf haline gelirler. Bundan sonrası ise filmin tamamını seyrettiğinizde sanki birisi kendi hayatından bir bölüm anlatıyormuş gibi gerçekçi bir akışla devam eder ve sürpriz bir sonla da biter...

Filmin en sonunda çıkan yazılarla birlikte verilen resimlere iyi bakmanızı tavsiye ederim... Bu olayların, en sonunda nereye vardığını filmi izleyip bitirince zaten anlayacaksınız ama bundan sonra filmin kahramanları neler hissetmiş, ne şekilde yaşamışlar, yaşanan olaylar iki kardeşi hangi yönde etkilemiş hepsi bu resimlerde saklı.

Film kendi içinde birçok şeyi anlatsa da söylemek istediği şey bana göre daha farklı:
“Sıradan insanlar kendilerini cesur gibi gösterebilmek için birçok şey yapıyor olabilirler ama bu yaptıklarının cesaretle hiçbir ilgisi yok.
Kendi hayatımızda duygularımızı ne kadar dışarı vurabiliyorsak aslında o kadar cesuruz ve gerçek cesaret bunu yapabilmektir.” Bence film bunu anlatıyor...

(Büyük kardeş her ne kadar arkadaşlarıyla birlikte filmin başında kendilerine göre cesaret gösterileri yapıyorsa da küçük kardeş gerçek hayatta babasına karşı hesap soran tavrıyla çok daha cesur bir kişilik sergiliyor. İnsan kendini biraz zorlarsa çıkıp yüksek bir yerden suya atlayabilir ama yıllardır kendilerini görmeye gelmeyen babasıyla açık açık hesaplaşmayı göze alamayabilir.)

Film, olmazsa olmaz mutlaka seyredilmeli denilecek kadar önemli bir film değil... Hatta burada yazdıklarımı okuduktan sonra seyredip beğenmeyebilirsiniz bile. Aile içi sorunları ele alan, güzel çekilmiş, kitap okuyormuş havasında giden yavaş temposuyla bile sıkmayan sakin bir film istiyorsanız filmi güzel bulabilirsiniz.
Koşup kovalamacalı, atraksiyonlu filmlere alışıksanız sıkılabilirsiniz...
Hele hele babanızla ya da kardeşinizle ilgili duygusal sorunlarınız yoksa çocukların psikolojik yapılarını ve filmin ruhunu yakalamanız daha da zor olabilir...

Rus filminden çok, bağımsız Avrupa filmlerini anımsatan bu dramı elinizde daha iyi olduğunu düşündüğünüz bir film varsa tavsiye etmiyorum ama konusu basit kendisi yavaş festival filmi havasındaki bu filmi seyredip beğenmeseniz de kötü olarak nitelemeyeceğinizi düşünüyorum...