16 Ağustos 2007

Battaglia di Algeri [film]



Battaglia di Algeri; 1960’a kadar Fransa’nın sömürgesi olan Cezayir’in, bağımsızlığını kazanmadan önce Casbah’daki kurtuluş mücadelesini anlatıyor.

Casbah (Kasaba) Cezayir’in başkentinde yerli halkın oturduğu bölge.

Sokak gösterileri ve şiddet olaylarını içeren (binaların üzerinden çekilen) kalabalık sahnelerin, filme belgesel havası katması amacıyla arşiv filmlerinden alındığını düşünmüştüm ama filmin tamamı olaylardan iki yıl sonra yönetmen Gillo Pontecorvo tarafından çekilmiş.

Filmde Cezayir halkının büyük bir bölümü gönüllü olarak figüranlık yapmış, bunu da belirterek diğer ayrıntılara geçelim...

Filmin tamamı oyuncu ve figüranlarla çekilmiş ama inanın öyle sahneler var ki “Yok, yok burası gerçek görüntülerden alınmış” deme iddiasını sürdürmemek mümkün değil.

Film Fransızların yaşlı bir adama yaptıkları işkence sahnesiyle başlıyor. Amaçları; terör örgütü olarak tanımladıkları, Cezayir için bağımsızlık mücadelesi veren FNL örgütünün son liderinin yerini öğrenmek.

İşkence gören adam fazla dayanamaz ve FNL örgüt lideri Ali’nin saklandığı yeri göstermeyi kabul eder. Hemen askeri bir grup söylenilen yere gider ve bir baskın düzenlenir.

Örgütün yakalanamayan son lideri burada köşeye sıkıştırılmış bir vaziyetteyken, film geriye dönerek bütün bu olayların başlangıç aşamasını anlatmaya başlar ve bize örgüt lideri Ali’nin hayatını, FNL örgütünün hangi evrelerden geçip neler yaptığını ayrıntılara çok fazla girmeden gösterir.

Film gerçek olaylardaki gerçek kişileri başarıyla anlatırken, örgütün eylemlerinde dönüm noktası olan bombalama, grev, karşı tarafın düzenlediği büyük baskınlar gibi olayları da gün gün (hatta bazen saatlerini vererek) haber görüntüleri aktarıyormuş gibi büyük bir gerçeklik içinde aktarır.

Kameralar, FNL örgütünün peşinde Casbah’daki dar sokakları ve karışık evlerin içini adım adım dolaşırken, seyircinin Cezayir’deki o dönemi anlamasını kolaylaştırıyor.

Film FNL örgütünün kronolojisini iletmektedir ama bu akış içerisine büyüyen olayları çözmek için gönderilen (Fransa’nın gönderdiği) Paraşütçüler Birliği’de dahil olur.

Artık her iki tarafı da sırasıyla tarihi akışa göre ileten film; halka her türlü baskıyı uygulayan sömürgeci Fransızlarla, kurtuluş mücadelesi veren Cezayirliler arasında tercih yapmayı seyirciye bırakıyor.

Film tam bir gerçekçi yaklaşımla verilmiş. Her şeyin gerçek haber bilgisi neyse o iletilmiş. Film tarafsızlık adına bu şekilde hareket etse de gönlünden geçenleri çeşitli sahneler arasına konuşmalarla serpiştiriyor.

İşte onlardan birine örnek;

Basına açık bir soruşturmada olaylara karışmış örgüt üyesine “Örgüt üyesi kadınlar bomba yerleştirdikleri çantaları, Fransızların olduğu bölümdeki bara, otele bırakıp bir çok insanın ölümüne neden oldu. Bu haksız bir mücadele olarak görünüyor. Siz ne diyeceksiniz?” diye soruluyor.

Verilen cevap şu oluyor; “Fransızlar Napalm bombalarıyla köylere saldırıp masum insanları öldürürken ne kadar haklıydı? Bizim sizinle savaşacak uçaklarımız yok ancak bu şekilde mücadele etmeye çalışıyoruz...”

Film bütün olanları tarafsız bir şekilde anlatmaya çalışırken bu tip diyaloglarla hukuk ve siyasi mantık düşünceleri yürütmenizi sağlıyor.

Fransızların 130 yıl boyunca kendi toprağı gibi gördüğü ve halkını ezdiği Cezayir için üzülürken; yönetmen, FNL örgütünün bomba koyma sahnelerinde, bombalar patlamadan önce orada bulunan çocuklara yakın çekimler yaparak bir yandan da vicdanımızı zorluyor. Hani “Amacın haklı ama sesini duyurmak için yaptığın eylemlerde ölen bu çocuklara ne olacak? demeye çalışıyor.

Film, birebire çok yakın şekilde “canlandırma görüntülerle oluşturulmuş bir belgesel” havasında çekilmiş olsa da filmin senaryosunun “Souvenirs De la Bataille d'Alger” isimli bir kitaptan uyarlandığını ve bu kitabın yazarının da Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi liderlerinden Saadi Yacef olduğunu belirtmek gerek.

Çok uzun yıllar yasaklanan filmin Fransa’da gösterildiği sinema salonlarına bomba koyulmuş. (Ah, bu Fransız milliyetçi gençler ne kadar romantikler... Sen yap et başkası ne yaptığını anlatınca ülkeni korumak için filmi gösteren sinemayı bombala...)

Fransızların filmde anlatıldığı gibi Cezayir’de verilen bağımsızlık savaşını destekleyen FNL ile yaptığı mücadele Amerikalıların da dikkatini çekmiş ve 2003’te, Irak ya da Ortadoğu’daki olayları daha iyi anlayabilmeleri için bu film Pentagon tarafından askerlere izletilmiş.

Daha önceden Venedik Film Festivali En İyi Film Ödülü’nün yanında başka festivallerden de bir sürü ödül toplamış olan bu film Pentagon’un ilgisiyle tekrar gündeme gelince 2003 Cannes Film Festivali’nde de gösterilmiş.

Son olarak;

Bu kadar kalabalık lafın ardından anlatmaya gerek gördüğüm bir şey de şu: Bu film bir Avrupalı ya da Amerikalıların büyük bir bölümü için pek bir şey ifade etmeyecektir, etse de buradaki yerel halka karşı ne yapılabilir diye ders gibi bakılacaktır.

Diğer yandan hayatının büyük bir bölümünü Kurtuluş Savaşı ve buna bağlı tarihi öğrenerek geçiren, bu türde anlatım ve kurtuluş mücadelesi konusuna alışkın olan bizim gibi bir ülkenin insanı da filmi pek ilgi çekici bulmayabilir.

Film “Nasıl bir film, gerçekmiş gibi belgesel havasında çekilir?”, “Tarihi bir film yapılırken nasıl tarafsız kalmaya çalışılır?” sorularının cevabını aramanın yanında, Cezayir’le ya da insanlık ve bağımsızlık mücadelesi gibi konularla ilgiliyseniz beğenebileceğiniz bir yapım.

Sinema tarihi açısından çok önemli bir kilometre taşı olmasa da kaliteli bir “Yakın tarih” siyasi filmi.

Konu olarak işlenen olayların uyandırdığı duygular filmin önüne geçiyor ama tabii ki bunu sağlayan da yine filmin kendisi. Bunu filmin başarı hanesine ekledikten sonra, 40 yıl önce çekilmiş bu filmin anlatım tarzından sıkılmayacağınızı düşünüyorsanız, bulduğunuzda ya da rastladığınızda seyredin derim.