01 Ağustos 2007

Elephant [film]



Amerika'da bir okul ve okulun sıradan bir günü.

Ardından, beklenmeyen bir şiddet olayı...

Bütün film bu.

Ve bir film ancak bu kadar sıkıcı olabilir.

Hiç seyretmeyin derim.

Elephant için fazla yorumda bulunmaya gerek yok diye düşünürken aslında bahsedilecek çok şey olduğunu gördüm ama buraya sadece en çok aklımda kalanları yazmayı düşünüyorum. (filmin kendisi gibi sıkıcı olmayı istemem doğrusu)

En başta, okuldan birkaç öğrenciyi isimleriyle seyirciye tanıtmaya başlayan film, öğrencilerin okulda geçirdiği gün içinde belli kesitleri, adeta onların farketmeyeceği şekilde yanlarındaymışız gibi vermeye çalışıyor. Bir spor salonunda, bir yemekhanede, bir toplantı salonunda gidip geliyoruz...

Film başlarken kameranın gereksiz yere hareket etmesi bana amatör sanat filmlerindeki gerçeklik duygusunu yaratmaya çalıştıklarını düşündürdü.

Ama sonradan niyeyse kamera insanlara yaklaşınca gereksiz yere arkaplanları bulanıklaştırmaya başladı. Bu da “Amatör sanat etkileşimli çekimler mi?” sorusunu gereksiz kılarak estetik algımı kaybetmeme neden oldu. Koridorlarda geçen uzun sahneleri kim hangi kamerayla çekse zaten camlardan gelen ışık böyle olurdu o yüzden gölgeli, ışıklı koridor sahnelerini de etkileyici bulmuyorum...

Çok sıkıcı ve uzatılmış koridor sahneleriyle, filmde geçen gereksiz günlük konuşmalar içinde ne olup bittiğini anlamaya çalışırken filmin yarısı neredeyse böyle geçince “Bu nedir?” demeye başlıyoruz... Doğrusu buraya kadar seyretmek gerçekten sabır istiyor... Sakın “Hımmm insanlar sanatsal filmden hiç anlamıyor bu da anlamamış ben anlarım. Böyle güzel filmleri ağır ve sıkıcı bulurlar halbuki ne kadar güzel filmlerdir onlar.” diye düşünmeyin asla öyle değil...

Filmi seyretmeye başladık 15dk-20dk geçti sıkıntıdan patlayacağız, yarım saat oldu geçti ve filmde anca ilk hareket gerçekleşiyor;

Daha önce seyrettiğimiz bir sahneye geri dönüp farklı bir açıdan izlememiz sağlanıyor... (Sonra neredeyse filmde adı geçen tüm öğrenciler için bu tek tek yapılmaya başlanınca sıkıcı gelen akışın aslında ne kadar kısa bir süreyi kapsadığını anlıyoruz.)

Film bitince; “Bu numaralara ne gerek var? Boşu boşuna olayı karmaşıklaştırıp anlaşılmaz olmaya çalışarak kendilerince sanat(!) yapmışlar.” demeden edemiyorum. Çünkü film ve konusu çok basit...

Ya tekniğe yüklenirsin, kurguyla, estetik sahnelerle, değişik planlarla seyirciyi etkilersin ya da konu çok iyidir teknik olarak yanlışsız vermen bile filmi güzel kılar. Fakat bu film bahsettiğimiz şeylerden bir tanesini bile doğru dürüst toparlayamıyor...

Neyse sonuçta ben sinema eğitimi almadım, teknik eleştiriye fazla girmeyeyim.

Zaten kendimi asla bir film eleştirmeni olarak da görmüyorum.

Amacım sadece seyrettiğim filmler hakkındaki düşüncelerimi bir yere toplayarak bu filmleri seyretmek isteyenlere sıradan bir izleyicinin görüşünü yansıtmak...

(Evet, aşçılık zor bir meslek ama yenilen yemeğin iyi mi kötü mü olduğunu söyleyebilmek için ille de aşçı olmak gerekmiyor. Bu yüzden bir filmi beğendim mi beğenmedim mi diye fikrimi belirtmem için ille de yönetmen ya da eleştirmen olmama gerek yok)

Devam edeyim;

Filmde önce birçok öğrencinin sıradan günlük konuşmalarına tanık olmamız sağlanırken hepsinin bizler gibi dünyanın her yerinde rastlanabilen sıradan insanlar olduğu anlatılıyor. (bunu verebilmek için filmin yarısını harcamışlar. Bu yüzden de film çok fazla tekrar içeriyor.)

Bu sıkıcı tekrar sahnelerinden sonra neredeyse sonlara doğru öğrenciler arasından iki tanesinin evdeki özel hayatlarına girmemiz sağlanarak, bu (gerçekleşecek olaylara neden olan) çocukların nasıl bir ortamda, nasıl bir ruh halinde ve psikolojik tutumda oldukları gösterilmeye çalışılıyor...

Sonra da bu iki çocuk ellerine silahları, bombaları alıp okulda eylem yapmak üzere yola çıkıyorlar ve daha da sonrası felaketle sonuçlanıyor... (İlle de izleyeceğim diyenlere sonunu tam olarak vermiyorum ki kaldıysa bu filmin bir iki dakikalık seyir zevkini de etkilemeyelim)

Film aslında Amerika’daki okullarda yaşanan silahlı baskın olaylarına dikkat çekmeye çalışıyor ama bunu yaparken sadece sonuçla ilgileniyor. Konu olarak ayrıntıya girmeye de çalışmışlar ama bunu yaparken de başarısız olmuşlar.

Okulda silahlı baskını gerçekleştirecek olan çocukları filmin bir bölümünde özel yaşamlarıyla seyirciye gösteren yönetmen, psikolojik açılımlar yapmaya çalışırken ne yazık ki sıradan bir gazetede yayınlanabilecek basitlikteki çözümlemelere sığınmış.

İki çocuğun (ikisi de erkek) birlikte banyo yapmaları, öpüştürülüp sapık olduklarının gösterilmesi, tv’de Hitler ile ilgili belgesel seyretmeleri, bilgisayarda şiddet içerikli oyun oynamaları, internette silah satan sitelere ilgi duymaları (ki silahları da buradan temin ediyorlar) bu çocukların seyircide kötü etki bırakması için yedirilmiş ama suçlamalar için yeterli olamayacak kadar basit kalmış ayrıntılar...

Hitler gibi dünyayı savaş alanına çeviren birinin ya da II. Dünya Savaşı belgesellerinin yayınlanmasını, (bilhassa ergenlikteki çocuklara seyrettirilmesini) yasaklamak mı gerekiyor? Bunları seyredenler hemen silahlanıp sağa sola mı saldırıyor? Burası da hiç mantıklı değil... (Amerikan yapımı uyduruk televizyon dizi ve filmlerinde 5 dk içinde en az 10 kişi vuruluyor. Bunları seyredip etkilendikleri gösterilse daha etkili olmaz mıydı?)

Ergenlik çağında bulunan gençleri en çok etkileyecek şeylerden biri de cinsel olarak yetersiz ya da sapık, eşcinsel olduklarını söylemektir.

Filmde suçlu olan çocukların özel hayatlarından ayrıntılar verirken aslında filmi seyreden gençlere: “Bakın böyle bir şey yapmaya kalkarsanız onların nasıl sapıklar olduğunu hepimiz gördük. Herkes sizin sapık olduğunuzu düşünür. O yüzden böyle şeyler yapmayı düşünmeden önce bunu da aklınızın bir kenarına yazın.” denmeye çalışılmış ve tabii ki tamamen yanlış bir eğitim görevi üstlenerek film burada bir kez daha batmış...

Bir ara bizde de gazetelerde bir kampanya başlamıştı;
“Hatalı sollama yapanlar ve trafik canavarı gibi araba kullananlar aslında cinsel olarak yetersizdir. Böyle yapanların erkeklik sorunları vardır...” falan diye açıklamalar yapılmıştı.

Bu yöntemle eğitimsiz insanların ve kötü tasarlanmış yol/ulaşım mimarisinin eksikliğini psikolojik baskıyla örtmeye çalışıyorlardı. Ama hepimizin bildiği gibi eğitim yerine bu tip yönlendirmeler bir işe yaramıyor ve kazalar aynı hızda devam ediyor...

Eğer böyle ayrıntılarla suçlamalar yapılacaksa, bu çocuklardan biri Beethoven’den bir parçayı piyanoda çalarken de gösteriliyor. “Demek ki Beethoven de bu tür duygular uyandırabiliyor, onu da yasaklayalım bak yoksa neler oluyor.” anlamını mı çıkartacağız?

Bu aşamada olayı gerçekleştiren çocukların niye böyle bir şeye kalkıştıkları tamamen es geçilip yukarda anlattığım şeyler dayanak olarak ele alınmış ama doğrusu bunlar hiç de inandırıcı gelmiyor...

Amerika silahlanmayı nasıl durdurmalı?

Gençleri şiddetten uzak tutmak için toplum olarak hangi yapıda olmamız gerekir?

İnternet üzerinden sipariş verilince postacı istenen silahı kapıya kadar getiriyorsa bu nasıl bir ülkedir...

Silah üreticileri bu işin neresinden sorumlu?

Okulda niye güvenlik kontrolü yapılan giriş kapıları ve güvenlik elemanı yok?

Olaylar başlayınca ve bitinceye kadar niye polis gelmiyor? (Amerikan filmlerinden öyle alıştırıldık ve öyle olmasını düşünüyoruz.)

Bir kişi bile niye bir genel uyarı, alarm zili vs gibi bir şeye basıp okulun acilen boşaltılması gerektiğini bildiremiyor?

Yukarıda yazdığım soruları içermeyen film, üstlendiği işin yükünü kaldıramadığı gibi teknik ve estetik olarak da yetersiz ve sıkıcı.

Aldığı ödüller vs. beni hiç ilgilendirmiyor o yüzden de film için açık açık “Kötü bir film” diyebiliyorum.

Filmdeki tek güzel şey, babasının alkol sorunu yüzünden sıkıntıda olan çocuğun sinirlerine hakim olamayıp okulda bir yerde ağlamaya başlaması ve bunu gören bir kız arkadaşının onu yanağından öpmesi (zaten filmin afişine de bu sahne alınmış)...

Böyle sorunu olan çocuklar bile bir şekilde hayata tutunup normal olarak yaşamaya çalışıyor ve sevgi, ilgi başka yerden de olsa geliyor.

Ailevi sorunları olanlardan zarar gelecek diye bir şey yok, hiçbir sorunu yokmuş gibi görünenler de sorun yaratıp çevreye zararlı olabilir fikri belki de filmdeki tek tutarlı şey olmuş...

Ama ben yine de bu filmi seyredip boşa zaman harcadığımı düşünüyorum, siz zamanınızı boşa harcamayın...