karelidefter mi? [delirmiş bunlar :)]

karelidefter mi? [delirmiş bunlar :)]
Siz hele bir okumaya başlayın, ben yetişirim :)

08 Ağustos 2007

Fındık alım fiyatı, çocuklar, inekler ve yollarda ölenler...

Gazete okumayacağım diyorum ama her sabah masaya koyulmuş gazeteleri görünce yine dayanamıyorum. Bu sabah da öyle oldu ve gazeteler yine neşemi kaçırdı...

Niye mi? İşte bir kaç haber...

Bir minibüsle kamyon çarpışmış ve minibüsteki fındık toplamaya giden 23 kişi ölmüş...

Günlüğü 20 YTL olan geçici iş için taa Sivastan Giresun’a giden işçilerin tamamı hayatını kaybetmiş.

Hep söylemeye çalıştığım şeylerin böylesine acı bir örneğini görmek beni çok üzdü...

Seçimden önce fındık üreticisine fiyat vererek birbirini geçmeye çalışan parti liderlerine sinir oluyordum.

Neden hep böyle kısa vadeli ve hemen hemen hiçbir faydası olmayan çözümler önerip duruyoruz? Ve insanlar neden buna kanarlar?

O fındığın kilosu 6-8 değil 800 olsa ne olacak? Yaşadığınız yerde, şehirde, ülkede hayat değişecek mi? Sorunlarımız bitecek mi?

Önemli olan ne kadar alacağın değil, aldığın parayı hangi ortamda nasıl harcayacağındır.

Terör almış yürümüş, işsizlik, eğitim ve sağlık, gittikçe yer eden yaralar gibi bir türlü düzeltilemeyen sorunlar haline gelmiş. Ve binlerce çözüm bekleyen başka sorun...

Alım gücü düşmüş bir toplumda her şeyden ümidini kesen insanlar, mecburen bireysel olarak kendini kurtarmaktan başka bir çözüm bulamıyor. Varsa yoksa ben! Fındık şu kadar olsun, fındık bu kadar olsun...

Alın! 100 milyon yaptım fındığın kilosunu, buyrun, işsizlik yüzünden bir şehirden başka bir şehire gitmek zorunda kalan bu 23 insanı bana geri getirin.

Eğitim olmayınca üretim olmuyor, üretim olmayınca çalışacak insana ihtiyaç olmuyor... Bunu ne zaman öğreneceğiz?

Aynı gazetede bir sayfa sonrasında başka bir haber. Yine işsizlik yine yoksulluk; Taaa Mardin’den İstanbul’a, çalışsın diye çocuklarını gönderen insanlar ve 9-14 yaş arasında istemeden çalışmak zorunda kalan çocukların çaresizliği...

Çocukları, ayda 200 ytl verme vaadiyle ailelerinden alan kişi 10 yaşında bir çocuğun polise sığınmasıyla yakalanmış (yarın öbürgün salarlar, o önemli değil). Çocuklara, sabahtan akşam 9’a kadar gelen geçenin çok olduğu yerlerde mendil ve su sattırıyorlarmış...

Yazık günah değil mi? Hangi anne baba kıyar da çocuğunu böyle bir şey için uzaklara göndermek ister? İnsanların içine düştügü çaresizliği tarif etmeye kelime bulamıyorum...

Bunları çözmeden buradaki insanlara gidip para dağıtın neyi çözer, neye çare olur? Kendini kurtaran, parayı bulan görmezlikten geliyor, susuyor... Önce bunu çözmemiz lazım...

Gazetedeki başka bir haberde de dünkü haberin bir benzeri yapılarak yine toplum, topluma şikâyet ediliyor... Sağa sola serpiştirilen renkli inek maketleri (heykelleri) tahrip edilip, üzerindeki farklı şeyler sökülüyormuş...

Tırnaklarıyla hayata tutunmaya çalışan, açlıktan her şeye mecbur kalan küçük çocuklardan, iş için şehirden şehire koşturup dururken yollarda hayatını kaybedenler sanatla ne kadar ilgili olabilir? Kendisine hiç önem vermeyen, göz göre göre ya sefalete ya ölüme terkedilen bu insanlar sanatsal nesnelere ne kadar önem verebilir?

Bunları çözmeden olmaz bu işler... Yine üç-beş kişi anlar, yine üç-beş kişi bakar, yine üç-beş kişinin işine yarar... Ki yine aynı mantık! Kendini abartan, kendini tüm toplumdan farklı gören (sözde eğitimli) bu insanlar da ne yazık ki aynı hatanın kurbanı olmuşlar...

Bu inekleri sanat eseri diye sanattan anlamayan insanlara satıp, aldıkları parayı da Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği’ne bağışlayacaklarmış...

Bir yanda sabahtan akşama kadar zorla çalıştırılan zavallı çocuklar öbür taraftan parayı ve kültür, eğitim işlerini elinde tutan kesim, iş için şehirden şehire koşturarak canını veren bu topluma sanat eseri satıp aldığı parayı sokak çocuklarına bağışlayacaklar...

Üç farklı haber ama hepsi nasıl birbirine bağlı ve hepsi nasıl aynı şeyden bahsediyor aslında, görebiliyor musunuz?

3 yorum:

Ömer Enis dedi ki...

Work and Travel ile Amerika'ya giden arkadaşımla uzun uzadıya tartıştık bu eğitim meselesini. Gaziosmanpaşa Belediyesi kağıt çöp toplama kampanyası başlatmış. Her çarşamba evlere gelip bir önceki hafta verdikleri poşetlere doldurulan kağıt çöpleri alıcaklarmış. Kısaca hadise bu. Lakin verilen çöp poşetleri ertesi gün kapılarda dolu vaziyette yerini almışlardı. Tabii ki içleri ayrıştırılmış kağıt çöpler yerine yemek vb artıklarla dolu. Ardından da yokuşumuzdaki konteynıra çoğu gitti. Arkadaşım şikayet ediyor, kimi? belediyeyi. Neden? Varoşlarda, belli bir geliri elde edememiş insanlardan sen nasıl kağıt ayrıştırmasını bekleyebilirsin? Haydaaa! Peki bu danalığı yapanın hiçmi suçu yok?
Olay seninde bahsettiğin gibi ne para nede pulda tamamı ile eğitimde bitiyor. Efem bundan yıllar önce orta birde iken ailemin verdiği bir peşinhükümle kesinlikle Yabancı Yazar okumazdım. Neymiş efem sakınca? Yanlışıkla dinden çıkarmışım. Orta birde açık sözlülüğümden dolayı açık açık bu görüşümü edebiyat öğretmenime söyledim. Hatta gururla. Öğretmenim yazarların dini görüşleri değil edebi görüşlerinin bizi ilgilendirdiğinden uzun uzadıya bahsetti ve beni ikna etti. O gün hayatımda çok şey değişti. O günden itibaren yavaş yavaş peşinhükümlerimi sildiğimi söyliyebilirim. (Porno sitelerinede o günden itibaren girmeye başladım) Şakaydı bu..
Şimdi eğitim derkende benim kastettiğim (seninde kastettiğini varsaydığım) kesinlikle ve kesinlikle diploma değildir. Lisede iken matematikten nefret ederdim, genelde uyurdum. Hoca bana birgün Ömer sen bu dersin neresindesin dedi? Bende aynen; Hocam ben bu dersin yoklama kısmındayım, beni yok yazmayın, sınıfta kalmıyayım yeter. Eeee o zaman eğitim ne? Eğitim bence bir nevi kültürdür. Hayattan öğrendiklerin ve çağa olan uyumluluğundur. Yahu amma kazık soru cevap veremiyorum :)
Eğer eğitim nedir? sorusuna cevaben upuzun bir yazı yazarsan seve seve okurum. Daha önce yazdıysan, şimdiden takip etmediğim için özür dilerim.

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

Evet Ömer kardeşim sen de güzel şeyler anlatmışsın ve konu için çok güzel örnekler vermişsin, teşekkür ederim...

Hele hele edebiyattaki (bir dönem) yaptığın kısıtlamayı ve sonradan bunu nasıl aştığını anlatman benim için çok önemli bir ayrıntı oldu.

O öğretmeninin ellerinden öperim...

Yerli, yabancı ne demek ben bunu anlayamıyorum, hepimiz insanız, hepimiz birbirimize benziyoruz...

Ayrımcılık yaparsak insanlar arasındaki uçurumlar gittikçe daha da açılır.

Yararlı olmaya, iyi niyetiyle bir şeyler vermeye ya da yapmaya çalışan herkesi kucaklamak, ne dediğini anlamak için gerçekten kafa yorarak düşünmek gerekli...

Çünkü bizler de bir sorunumuz olunca en büyük sorun bizim ve hiç kimse yardım etmiyor diye düşünüyoruz.

Bunları aşmak için bütün insanların önce birbirlerini anlamaları bunun için de birbirlerinin ne dediğini öğrenmeleri gerekiyor.

Diğer konularda ahkâm kesmek beni aşar, eğitim sorunumuzun nasıl düzeleceğini anlatmak benim harcım değil.

Zaten böyle bir şeye kalkarsam uzman olmadığım bir konuda fikir beyan ederek yanlış bir şey yapmış olurum.

Bunun yanında, eğitim sorunumuzun nasıl düzeltileceğini söylemem doğru olmaz ama iyi eğitimin ne olduğunu söyleyebilirim:

Sen en iyi örneği kendinden "beni yok yazmayın, sınıfta kalmıyayım yeter. Eeee o zaman eğitim ne?" diyerek vermişsin zaten...

İşte eğitim bu...

Her yerde doğruyu söyleyebilmek, kendinin hangi durumda olduğunu anlayabilmek ve gerçeği sorgulamak.

Bu cümlede inan sen bunu öğretmenine söyleyerek durumunu dürüstçe anlatmışsın, ama böyle olur da sistem bu şekilde çalışırsa o zaman eğitim ne? Bu derse çalışanla çalışmayan, buradan mezun olanla olmayan arasında bir fark olmalı. Eğer benim istediğim gibi olursa o zaman aradaki eğitim farkı ne olacak ve esas soru, eğitim ne diye düşünmüşsün yani gerçeği sorgulamışsın...

ve tabii ki içinde bulunduğun durumun farkına vararak bunu anlaman, üzerinden ne kadar zaman da geçse bunun bir sorun olduğunu bilerek durumu unutmamam hatta burada bizlere bile yansıtman ise çok ama çok büyük bir karakter göstergesi. Bu da senin ne kadar dürüst bir insan olduğunu gösteriyor.


Matematik, fen, kimya vs. tüm dersler lazım temel olarak hepsinin ne olduğunu neye yaradığını mantıken nasıl çalıştığını öğrenmek kültürel olarak ve bilimsel olarak dünyanın nasıl işlediğini anlamamıza yardımcı olacaktır ama bence bunlar okullarda verilen eğitimin ilerleyen aşamalarında olmalı.

Okullarda önce sevgiyi, saygıyı çevreye, bireye, topluma karşı sorumluluğu öğretmeliyiz yani önce insan olmak ve bir arada yaşamak ne demek bunu anlatmalıyız. Sonra neler yapılması gerekiyor kısmına girmeliyiz.

Zaten sonra neler yapmalıyız kısmına girince o yapılacak şeyleri nasıl halletmemiz gerektiği üzerine düşünmemiz gerekecek ve işte o zaman asıl bilimsel metodlar ve merak edip ilerideki sınıflarda bunları öğrenmek isteyenlere bunlarla ilgili teknik dersler anlatılacak bak o zaman süper olur işte... Herkes neyi ne için öğrendiğini bilir ve ne olmak istediğine emindir onu olmak için eğitim aldığını bildiği için de aldığı eğitimin hakkını verir...

Bir örnek vermek gerekirse,(eğitim sisteminin ve derslerin yönlendirme mantığı şöyle)

İnsan olmak ne demek?
Sadece ye, iç, yat değil elbette, çevremizde yaşadığımız insanlarla bir arada güzel bir dünyada yaşamalıyız...

Bunu nasıl yapacağız?

Önce çevremizi güzelleştireceğiz. Bu nasıl olacak?

Doğayı tahrip etmeyeceğiz.
Bu nasıl olacak?

Bitki örtüsünü koruyacağız?
Peki bu nasıl olacak?
Fabrikalardan kimyasal atık bırakmayacağız, çeşitli filtrelerle kirli atıkları süzüp doğaya karışmasını engelleyeceğiz. Böylece hem hava, hem su, hem toprak, hem de doğa ve insan daha temiz olacak...

Haydi çocuklar şimdi bakalım kirli atıklar nelerdir? Nasıl biyolojik olarak etki ediyorlar?

Doğa niye etkileniyor?
İnsan için niye zararlı bunları öğrenelim... şeklinde her seviyede kendine göre belirlenmiş zorluk derecesine göre, bu türde eğitim verilirse; önce insanlık, sonra sorunlar, sonra da çözümler ve çözümler için gerekli bilimsel yöntemler ve bunların çalışma mekanizmaları öğretilirse çok güzel ve yararlı bir eğitim sistemi kurulmaz mı?

Çocuk öğrenmiş bir sayının üçünçü türden kökünü almayı, hesaplayıp yapıyor ve şak diye doğru cevap hangisiyse şıklar içinde işaretliyor.

Bunların nasıl formüllerle çalıştığını anlayıp en çoğunu aklında tutan, ezberleyen iyi eğitim almış oluyor...

Eee bilgisayar da yapıyor bunları...

Ama bu kadar şeyi bilen bir makine ne yazık ki; trafik kazası geçiren, yeşil kartıyla hastane hastane dolaşan bir çocuğu, "masrafı neyse ben veririm" diyerek hastaneye kabul edilmesini sağlayan biri gibi büyük ve erdemli bir davranış sergileyemez...

Kimya ve biyolojisi ya da matematiği iyi diye doktor olmak isteyenle,doktor olmak istediği için bu dersleri öğrenen arasında büyük bir fark yok mu?

İşte şimdi yapılan budur, neyi ne için öğrendiğin önemli değil, yeter ki ezberle ve sorulunca cevap ver, aferin... Hadi bakiim bilmemne oldun...

Ne olandan, ne oldurandan, ne de öyle olup da bir şey yapandan bir fayda olmaz böyle...

Yarın işe giderken bir çevrenize bakın, evlere, yerleşim yerlerine, bulabilirseniz parklara, yollara...

İşte bu sistemle olabilen bu...

Ama bir gün her şey dibe vurunca, herkes en baştan başlamak zorunda olduğunu anlayınca bu işler de düzelmek zorunda kalacak...

Sizin gibi doğruyu arayan, dürüst insanlar çevresinde bu bilinç yayıldıkça, bu tür sorunların da gün geçtikçe azalacağını umuyorum...

buzcevheri dedi ki...

Ben de olaya sanatsal olarak görülen polyester kalıp ineklerden bahsederek gireyim. "Cowparade" denen bir zımbırtı bu. Yok çevre içinmiş, yok sanat içinmiş, yok yardım içinmiş. Sitesine girildiğinde ne için olduğu belli oluyor zaten.
Eskişehir'de yaşıyorum ve her yerde beni aşırı derecede rahatsız eden bu ineklerden var. Zevksizlik ürünü olarak görüyorum. İlk örnekleri cidden sanatsal olarak ve çevre bilincini uyandırmak amaçlı yapılmış. İşte kübik inektir, sürreal inektir vs. Buradakiler de ise inekler üstünde saçma sapan yazılar ve resimler yapıştırılmış.

Eskişehir'de gördüğüm, yaz-kış sokakta yaşayan benim bildiğim 10-15 kişi var.Geçenlerde bunlardan bir tanesi bir yerden sıcak yemek bulmuş yüzünde gülümsemeyle yemeğini yiyecek yer arıyordu.Çok mu zor bu kadar kişiye el uzatmak. İneklerle sokakları süslüyoruz, sokak sergisi yapıyoruz demek daha karlı değil mi? Bari işe yarıyacak bir maddeden yapsalarmış şu inekleri de kışın birilerinin işine yararmış. Yine delirdim ben.. Susuyorum..