06 Eylül 2007

iki perdelik hizmet komedyası...

Gelin size iki perdelik bir hizmet tiyatrosu sergileyeyim...

Birinci sahne:

Şimdi bir ev düşünelim...

Bu, içinde aynı aileden on kişinin yaşadığı büyük bir ev olsun.

Bu evdeki banyonun musluğu da su damlatıyor olsun ve buna çözüm bulmak için eve getirilen tamirciye de para verip bu sorunu çözmesi istensin.

Neler olmasını beklersiniz?

Soruna neden olan musluğun düzeltilmesi gerekir değil mi?

Ne yazık ki tamirci olaya böyle bakmıyor ve olay öyle gelişmiyor...

Bakın şimdi neler oluyor;

Tamirci, musluğu tamir edeceğine, elinde bir bardakla lavabonun başında oturup damlayan suyu bardağa topluyor ve bardak doldukça gidip küvete döküyor. “Bakın nasıl çözdüm olayı eee kolay değil hizmet ediyoruz.” diye de ortalar da dolanıyor...

Kimse de “Kardeşim bu iş böyle mi olur?” demiyor... Yani gözlerinin önünde paralarının gitmesini umursamıyorlar... Tamirci de hergün gelip aynı işleri yapıp parasını almaya devam ediyor...

Normalde, sabahın erken saatlerinde çalışması gerekirken daha çok, pek kimsenin banyoya girmediği vakitte çalışmaya mecbur kaldığı için, genelde kullanım/çalışma saatleri dışında, bu işi geceleri yapmaya özen gösteriyor...

Ki bu aldığı paranın, dolayısıyla ev halkının masraflarının artmasına da neden oluyor.

Ama bu iş kökten çözülüp sonra da ara sıra bakım yapılması gerekirken, olaya başka türlü bir anlayışla yaklaşıldığı için sorun devam ediyor ve hergün mesaiye kalınıyor...

Bir de elindeki bardak çok özel bir bardak... Onu da açalım biraz.

Bardak yurtdışından getiriliyor ve neredeyse bir ev parasına alınıyor. (“Olur mu canım!” demeyin, öyle.)

Özel bir bardak dedik ya; benzinle ya da mazotla çalıştığını da söylemek zorundayız, onu da bilgilerinize ekleyin.

Şimdi bu neredeyse bir ev parasına alınmış olan ve hergün (çokça) yakıt tüketen bardağın tamirini bakımını da ekleyin masrafa...

Bir de bunu kullanan adam var başta anlattığım.

Bu adam neredeyse her gece de (gündüz çalışmaya uygun değil ya) çalışma saatleri dışında mesaiye kaldığı için normalden fazla para alarak “fazla mesai ücreti”ni hakediyor... Onu da ekleyelim bütün bu masraflara.

Ve unutmayalım ki musluğu tamir ettirip kurtulmak da mümkün ama bu iş bir türlü çözülmüyor... Musluklar akıtmaya, bu işlemler para yemeye devam ediyor.

Ne kadar süreceği, ne zaman düzeleceği de belli değil.

Bütün bu gideri karşılamak için de evdekilerden para toplanmakta olduğunu en başta söylemiştim.

Şimdi diyeceksiniz ki bu ne kadar saçma sapan bir şey...

Hiç böyle bir şey olur mu?

Bakın şimdi nasıl oluyor anlatayım...

Ve oyunda ikinci sahne...

Oturduğum yerde çift şerit geliş gidiş araç trafiği olan uzun bir cadde ve bu caddeye bağlı başka cadde ve sokaklar var.

Etraf TOKİ ve özel şirketler tarafından yeni yapılan binalar nedeniyle inşaat bölgesi olarak anılıyor... Önümüz, sağımız, solumuz çok büyük yerleşim alanları içinde devam eden büyük siteler şeklinde yapılan inşaatlarla çevrili...

Bunlara ek olarak bir de son 5-10 sene içinde yapılan tüm site bölgelerinde (buraya yapılan bağlantılar için) alt yapı ve yol çalışmaları inşaatlar bittikten sonraya bırakıldığı için her taraf kazılı...

Her yerde aylardır devam eden yol inşaatları, hergün trafiğin değişik yerlerden verilmesine neden olacak kadar karışık ve geniş bir hâl almış vaziyette...

Şimdi şu bizim çift şerit geliş gidiş araç yoluna bir daha bakalım;

Yol, geliş gidişi ayıran ortadan geçen toprak ve dar bir bölümle ayrılmış bu bir...

Yolun her iki kenarında da defalarca sökülüp takılmış taşlarla yapılmış geniş sayılabilecek kaldırımlar var bu iki...

Bu kaldırımların yanları da ya inşaat alanı sınırında ya da toz toprak dolu sitelerin bahçelerinin yanında yer alıyor, bu da üç...

Yani yol, yolu ortadan ayıran bölüm, yolun yanındaki kaldırımlar, kaldırımların bahçe ve inşaatlara bakan yan kısımları komple toz toprak içinde (ki bu bölgeler doğal olarak toprak halinde duruyor) ve havadan hiç durmadan toz yağmaya devam ediyor...

İnşaat bölgelerinden hafriyat, malzeme vs. taşıyan kamyonların sağa sola döküp saçtıkları da cabası...

Şimdi belediye çözüm olarak ne yapıyor ona bakalım...

Akşam saat on oldu mu başlıyor iki yol kenarı toz temizleme aracı döner fırçalarını çıkarıp bir ileri bir geri gidip gelmeye.

Saat onbir oluyor, oniki’ye geliyor bu çok pahalıya alınmış direksiyonları ters yanda olan kamyonlar hiç durmadan ve hatta yaptığı işin bilinçsizliğinin farkına vararak fırçasını tam olarak kenara bile yanaştırmadan, bazen çok hızlı bir şekilde “Dostlar alışverişte görsün... Geçtik mi geçtik...” diyerek gidip geliyorlar...

Bu, bütün yaz, neredeyse her gece böyle devam etti...

Güya araçların gittiği yolun kaldırıma değdiği yerde biriken tozları temizliyorlar ama onlar gelse de gelmese de zaten demin saydığım yol kenarındaki yerlerden yine her yer toz oluyor... Ve aslında da memleketin her yeri böyle olduğu için bu duruma alışık olduğumuzdan pek de sorun değil ama neyse işte....

Bu hiçbir işe yaramayan saçma sapan çalışmaya bir son vermeleri gerekiyor...

Aklı başında ve biraz vicdanı olan biri, bu işin saçmalığını ve gereksizliğini görebilir.

Bizimkiler niye böyle yapıyorlar daha doğrusu nasıl yapabiliyorlar? Nasıl hak, nasıl bir hukuk, nasıl bir vatan millet sevgisidir bu?

Bu araçlardan kullanılan yerler var, olması da lazım... Amaaa...

Çöpçülerin bir baştan bir başa gidinceye kadar ilk temizlenen yerin pisleneceği kadar işlek olan caddelerin hızla temizlenmesi için kullanılıyor.

Kalabalığın geçtiği genel caddelerde işlemin çabuk yapılması için kullanılıyor.

Uzun mesafeler ve oto yollar için daha kaliteli ve çabuk bir temizlik sağladığı için uygulanıyor ama o da hergün hergün değil belli zaman aralıklarıyla yapılıyor...

Anlayanlar bu küçük oyunun neyi anlatmaya çalıştığını anlamıştır sanırım ama ben yine de biraz daha açıklama yapmak için oyuncuları ve özelliklerini de anlatayım...

İlk başta anlattığım sahnenin oyuncularını tanıtmak gerekirse bir bakalım kim kimdir?

Bozuk musluk: Sorunun temelini oluşturan toz toprak içindeki site ve yol inşaatları...

Damlatan musluktan çıkan su: Çevre sorunu olan inşaat tozu, yolların kenarındaki toprak bölgeler...

Benzinle çalışan bardak: Belediyenin, üstünde ışıklar yanıp sönen turuncu renkli temizlik aracı.

Geceleri çalışıp bir de üstüne üstlük fazla mesai alan tamirci: Tabii ki belediye görevlisi şoför ve ona bu işi veren, denetleyen kişiler...

Bizim bölgenin dışında inşaat çalışmaları olmayan yerlerde de bu tür şeyler yapıldığını görüyorum ve içim cız ediyor... Yollar bozuk, iki ağaç dikmezler, lambalar kırık dökük etraf karanlık ama bunlar hababam inşaatlardan kalkan ya da çevreden hiç durmadan akan toz toprağı alıp alıp oraya buraya atıp hizmet yapmaya çalışıyorlar...

Ya çok iyi niyetliler ama bu işleri bilmiyorlar, ya da bizi çok ama çok salak sanıyorlar... Göstermelik iş yapmanın hiçbir yararı olmadığını ve herkese zararı dokunduğunu ne zaman anlayacağız bilmiyorum. Belki de böyle binlerce oyun seyretmek ve anlamak gerekiyor...