05 Eylül 2007

Saints and soldiers [film]



Türkçe ismi Azizler ve askerler olan Film, II. Dünya Savaşı sırasında Belçika’da geçiyor.

Alman Ordusu neredeyse tamamen yayıldığı Arden ormanlarında bir grup Amerikalıyı esir almıştır.

Üst araması sırasında çıkan arbedede silahsız esirlerin üzerine ateş açan Almanlar, Amerikalıların neredeyse hepsini öldürür.

Ormanlık alana kaçarak kurtulmayı başaran dört kişilik bir grup için artık yeni bir ölüm kalım savaşı başlamıştır.

Dört kişilik bu ekibe rastlantı sonucu katılan bir İngiliz pilotla olayların seyri değişmek zorundadır. Çünkü İngiliz pilot çok önemli stratejik bilgiler ele geçirmiş ama paraşütle bir ağaçta asılı kaldığı için de bu bilgileri kendi tarafına iletememiştir.

Ekip, sığınacak bir yer bulunca İngiliz pilottan edindikleri bilgileri değerlendirir. Bu bilginin, Amerikan Kuvvetleri’nin savaşı kazanmasını sağlayacağını düşündükleri için olabilecek en kısa sürede kendi taraflarına ulaşmak üzere yola çıkarlar.

Arden ormanları kışın zor koşulları altındadır. Artık beş kişi olan bu ekip ellerindeki bir tüfek ve bir tabancayla hem kışı, hem ormanı, hem de Almanları geçip kendi taraflarına ulaşmak zorundadır ve ölüm kalım savaşı içinde macera başlar...

Yönetmen Ryan Little’a ait olan “Saints and Soldiers” filmi tek konu üzerinden düzenli bir akış sağlarken, insanı ister istemez “neler olacak?” sorusuyla ekrana bağlıyor.

Beş kişilik ekipteki herkesin ayrı bir hikâyesi ve geçmişlerinde de ayrı ayrı küçük sırları vardır.

Baş karakter “Deacon” savaş başlamadan önce Almanya’da çalışmış ve haliyle Almancası çok iyi olan bir misyonerdir.

Çok kısa bir süre önce istemediği bir çatışmaya girmek zorunda kalmış olan Deacon uykusuzluğun da etkisiyle artık halüsinasyonlar görmeye başlar. Bu gerilim yaratan ruh hali, filmi değişik beklentilerle izlememizi sağlasa da konu mantık çerçevesinden hiç çıkmayarak sağlam bir şekilde ilerliyor.

Savaşan insan psikolojisini “Vicdan muhasebesi yapanlar.” ve “Sadece emir alıp uygulayanlar.” diye ikiye ayırmaktan çok “Dindar insan”ın savaş sırasında düşmana gösterdiği toleransa dikkat çekerek bu fikirler arasındaki çatışmayı da maceranın içine yediriyor.

Gerek yanında incil taşıyan bir misyonerin azizleştirilmesiyle birlikte diğer yandan aynı kişinin elinde silahla diğer askerler gibi savaşan ve öldüren bir asker olması gerekse din eğitiminden geçmiş biriyle normal bir asker arasındaki insani bakış farklılığında yaşanan ikilemler filmin ismine de kaynak oluşturuyor...

Savaş karşıtlarının gönüllü olarak figüranlık yaptığı filmin konusu gerçek bir olaydan uyarlanmış ama hikâyenin kahramanları gerçekle uyuşmayacak kadar “Şansın da bu kadarı!” dedirtecek bazı yerler sayesinde hayatta kalıyorlar.

Seyrederken dikkati dağıtacak bağlantılar, gereksiz sahneler ve ayrıntılar hemen hemen hiç yok. Efektler ve yaralanma sahnelerinin içerdiği şiddet düzeyi makul bir ölçüde.

Bir yerden başka bir yere gitme zorunluluğu ile görev bilincinin ağırlığı ve ölüm korkusuyla tehdit altında bulunma filmin macera havasını arttırıyor.

İngiliz pilotun sigarasını paylaşmak istemeyişi, ormanda bulunan ev, karşılaşılan eski bir dost gibi küçük ayrıntılar filmin güzel ayrıntıları.

Bu kadar tecrübeli insanların (en azından askeri eğitim almışlar) bir tek bilginin bütün savaşı etkilemesini beklemeleri biraz mantıksız gelse de o psikoloji içinde amaç edinmeyi gerektiren bir durum yaratma ihtiyacı olarak yorumlanırsa fazla da üstünde durmadan geçiliyor.

Her ne kadar kahraman askerleri ön plana çıkarmaya çalışan bir film olmasa da Amerikan tarzı bir yapım olduğu söylenebilir. Ama kesinlikle sıradan vurdulu kırdılı bir film değil.

Birçok festivalden 16 ayrı ödül almış olmasına rağmen bana göre; konu gereği görsel estetik sahneler yok ama makyaj ve kostümlerdeki özen gerçekçi bir hava yaratıyor. Bu tipte ayrıntılarıyla doğru bir yapım olan film bir kez daldınız mı (bir iki yerde beklemeyle duraksama yaşansa da) sonuna kadar kendisini sıkılmadan izletmeyi başarıyor.

Savaş filmlerini seviyorsanız hoşlanacağınız kesin, çok farklı bir şey bekliyorsanız beklentinizi ortalamanın üstüne çıkarmayın. Aranıp bulunacak bir film değil ama rastlarsanız seyredin.