18 Ekim 2007

Türk'ün radyasyonla imtihanı...

Apartmana giriyorsun, iki çocuk apartman boşluğunda merdivenlerle birlikte yükselen korkuluklara tutunmuş hoplayıp zıplıyarak oynuyorlar... yanlarından geçiyorsun...

Eve giriyorsun, yemeği ısıtmak için tencerenin altını yakıyorsun... Bir yandan da sofrayı hazırlamak için çatal kaşık vs. çıkarıyorsun...

Bunlarda bir gariplik var mı?

Yok...

Bence size öyle geliyor...

Okumaya devam edin bakalım neler oluyor...

Çocukların tutunduğu demir merdiven korkuluğu, ısıttığınız yemeği koyduğunuz tencere ve sofraya koyduğunuz çatal, kaşık, bıçak gibi metalden yapılmış araç gereç radyasyonlu olabilirmiş...

Ben de öğreninince sizin gibi “Haydaaa! Ne alakası var şimdi bunun radyasyonla...” demiştim ama meğer şöyle bir durum varmış;

Bazı uyanık şirketler, gelişmiş ülkelerin radyoaktif hurdalarını toplayıp bunları tekrar eritip metal malzeme üretiminde kullanıyorlarmış.

Bu tipte metal hurdaları olan şirketler tehlikeli atık malzeme sınıfı olduğu için hurdaları alan firmalara zaten üste para veriyor. Ama bu para bizimkilere yetmemiş olacak ki bunları alıp uygun şekilde yok etmedikleri gibi üstüne üstlük bir de metal eşya yapımında kullanıyorlarmış...

Belki cebimizdeki bir tek anahtarın radyasyonlu olmasından kanser olup anında ölmeyiz ama ya bu hurda metalleri işleyen fabrikalarda durumdan haberi olmadan çalışan işçiler ne olacak?

Meğer bugüne kadar, Çernobil felaketinden etkilenen Karadeniz Bölgesindeki çayları içerken çayın kendisinden değil çay kaşığından korkmalıymışız...

Bu kadar saçmalığın yaşandığı başka bir yer daha var mı? Ne zaman akıllanacağız bilmiyorum...