26 Kasım 2007

Live Flesh (Carne Tremula) [film]



Live flesh bir Almodovar filmi öncelikle dikkat çeken yanı bu. Fakat ne yazık ki bu sefer Almodavar’ın bu filmini izlemeye başladığımızda bu ilginin karşılığını alamadım...

Böylesine isim yapmış birinin çok küçük bir rolde de olsa ille de ünlü bir isim olsun da filmin ismi duyulsun diye Penélope Cruz’u oynatmış olabileceğini düşünmek bile istemiyorum... Ama oynatmış ve çok kısa bir rol verilmiş, maksat afişte ismi olsun...

Bu filmde nedense Almodavar’ın o ince düşünceleriyle ruhların derinliklerine giren ustalığını fazla hissedemedim. Çok basit bir aşk üçgeni ve bu üçgenin her bir noktasından başka üçgenlere bağlantılarla olayların akışı verilmeye çalışılmış. Tabii böyle olunca da yan üçgendeki insanların hayatlarının birbiriyle kesişmesi kaçınılmaz oluyor ve bu durumdan dolayı da film boyunca hiç durmadan bir “tesadüfün iğne deliği” rastlantılar silsilesi içinde buluyoruz kendimizi.

Filmde anlatılan ve verilmek istenen insanların aşk hayatları, anlaşmazlıklar, tesadüfler vs. bir yana bırakılırsa hiç alakasız bir şekilde siyasi bir şeyler sokuşturulmaya çalışılması ve bunun da çok zayıf bırakılması filmi kalite açısından iyice ortalama seviyelerde bir yere getirmiş.

Tam siyasal darbe olup da sokağa çıkma yasağı başladığı anda bir kadının doğum sancılarının tutması, doğan çocuğun babasınını olmaması ve bu çocuğun ileride it-kopuk serseri takımından biri haline gelmesi siyasi göndermesi ile bakın devletler böyle demokrasi kesintilerine uğrarlarsa işte vatandaşları da böyle kalitesiz olur demeye çalışması çok gereksiz olmuş.

İlk kez yattığı sokak kadıını aklından çıkaramayan filmin kahramanı bu kadını tekrar görmek isteyince kadın tarafından terslenir ve istenmez ama adamımız ısrar eder, kadının evine gider tartışma çıkar, silahlar çekilir, polisler gelir biri vurulur, hapise düşer, çıkar vs böyle hızlı akan bir tempo yakalanıp sürdürülür ama arada sevişme sahneleri ile filmin ilginç yanları biraz duraklatılır falan... Sonunda kurban ve hareketleri sonucunda kötü biri gibi görünen ama iyi niyetli olan kahraman bir şekilde hayat içinde köşe kapmaca oynamaya devam eder.

Yan karakterler ve onların bağlı olduğu karakterler bu aşk ilişkisinin bir parçası oldukları için filmde ara sıra detay ara sıra ana konu haline gelirler en sonunda adamımız ısrarlarının karşılığını almak için çok büyük bir fırsat yakalar...

Bundan sonrasını ve buraya kadar olan ayrıntıları fazla anlatıp izleme zevkinizi bozmak istemem ama doğrusunu isterseniz pek de o kadar “Ben seyrettim, sen de mutlaka seyret çok güzel bir film” denecek bir film de değil...

Benim açımdan ara dönemde yapılmış, senaryosu radyo tiyatrosu gibi olan ama sinemaya uyarlanınca görüntülerle birlikte tesadüflerin ön plana çıktığı, akıcı olsa da çizdiği zik zaklarla temposu aşk dizisinin dışına çıkamayan bir yapım olmuş...

Çocuklarla seyredilmesi uygun olmayacak kadar açık sahneleri olduğu gibi büyüklerle seyrederken de zaman zaman sıkılabileceğiniz sahneleri olduğunu söylemeliyim...

Son olarak, vaktiniz olup olmadığını bile bilemeyeceğiniz bir anda tv’ye takılıp kalmışsanız denk gelirseniz seyredin ama arayıp bulunacak kadar ilgiyi hak etmeyen sıradan bir film olmuş demek en doğrusu... Seyretmeseniz de olur...

Benim gibi Almodavar’ın ismine kanmayın.