21 Kasım 2007

Truth About Charlie [film]



Truth About Charlie; şu meşhur Kuzuların Sessizliği filmini çeviren yönetmen Jonathan Demme’nin filmi ve bu yüzden az çok iyidir diye düşündüm (sonuçta o film de benim için uyduruk sayılabilir ama yine de fena değil hani dedim).

Film aslında Cary Grant ve Audrey Hepburn'ün daha önceden oynadığı Charade isimli filmin yeni çevrimiymiş... Bunu sonradan öğrendim (ve iyi ki Cary Grant ve Audrey Hepburn’un öğrenmek için fırsatı olmamış)...

Film, güzel başlayan bir iki dakikalık giriş kısmından sonra yavaş yavaş dağılmaya başlıyor ama bir yarım saat sonra bu dağılma öyle bir hale geliyor ki her sahne ayrı bir filmden alınmış gibi duruyor... Bu kadar uyduruk bir filmi sonuna kadar seyretmek zorunda kalmamın tek sebebi yanımda başka birinin de olması ve onun filmi bitirmesini bekleme kibarlığından başka bir şey değil...

Egzotik bir yerlerde yaptığı seyahatten evine dönen bir kadın; bir de bakar ki evin bütün eşyası darmadağın olmuş (hatta eşya falan da kalmamış neredeyse bomboş bir ev). Korka korka evi gezerken birden evin içinden iki kişi fırlar, bunlar polismiş meğerse. Kadına kocasının öldüğünü bildirirler. Kadın ne üzülür ne ağlar, sanki elektrik parasını ödememişsiniz demişler gibi kendisi tatildeyken kocasının ölmesini normal karşılar.

Sonra işler daha da beter bir hale gelir; kadın meğerse evleneli üç ay olmuş ama niyeyse filmin başında bu kadın daha üç aylık evli biri olmasına rağmen tek başına tatil yapıyordu ve yanına gelen bir adama da adam oralı olmayınca “Hiç cesur değilsiniz, böyle kolayca vaz geçecek misiniz?” diyerek resmen asıldı.

Daha sonra bu adamla aynı uçakla aynı yere gidince tekrar karşılaştı ve Fransa’da hava alanından şehir merkezine (hatta evinin kapısına) gidinceye kadar adam kendisine eşlik etti.

İkisi de birlikte olamadıklarına üzgünler gibi bir duygu yansıması yaratıyorlar ve biz bunu normalmiş gibi seyrediyoruz çünkü kadın az sonra eve girince her şeyin yerle bir olduğunu görecek ve biz de kadının daha üç aylık evli olduğunu öğreneceğiz.

Bir sürü saçma sapan şey işte anlayacağınız. Ondan sonra kadını sorgulamak için polis merkezinde görüyoruz ama ne kadar sahte bir sorgulama, ne kadar ruhsuz bir savunma kadın zaten yurtdışındaymış kadından da şüphelendiklerini söylüyorlar ama adam zaten başka yerde ölmüş...

Sonra işin aslı öğreniliyor ki ortada bir para var ve kocası bu parayı çalıp saklamış (para için bir 1.5 milyon dolar diyorlar bir 6 milyon kime inanacağınızı bilemiyorsunuz). Paranın peşinde olan üç beş kişi de kadını takip ediyorlar ki parayı kadın bulunca elinde alsınlar vs...

Defalarca anlamsız kovalamaca sahneleri, defalarca koşturmalar, ara sahneler gereksiz açıklamalar, acemi oyunculuk, kötü sahneler, gece Paris’in ışıkları eğlence yerleri gözünüzü gözünüze sokuluyor, ne mantık, ne estetik, ne anlatım. Film böyle 4. sınıf uyduruk yapım bile olamadan abuk sabuk devam ediyor.

Eğer cd ya da dvd si varsa değil seyretmek kapağını bile açmadan çöpe atın derim... Yok yok bence kapağı açıp cd ya da dvd’yi kırıp öyle atın da birinin eline geçerse seyretmek gafletinde bulunmasın...