29 Aralık 2007

çakıltaşı ile yazılan Guantanamo şiirleri...

Herkesin bildiği gibi Amerika 11 Eylül saldırısını bahane ederek, kendi çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’da zorla yapılandırma yoluyla büyük bir şiddet uygulamaya başladı.

Bu mantık çerçevesinde, dünyanın her yerinden topladığı El-Kaide yanlısı gibi görünen (haklı, haksız) herkesi de Guantanamo isimli toplama kampı benzeri hapishanede topladı.

Guantanamo’daki insanlık dışı uygulamalar tüm dünya basınında çeşitli haberlerle duyurulmaya çalışıldı, yazı dizileri hazırlandı, belgeselleri ve filmleri yapıldı.

Şimdi ben de size Guantanamo’nun içinden bir haber vereceğim.

Her ne kadar insanoğlu tek tek birbirinden farklı karakterlere sahip olsa da belli durumlar karşısında benzer psikolojik tepkiler vermeye meyillidir. Her gün duayla yatıp kalkan, gece gündüz camiden çıkmayan biri olmasanız da çok zor bir durumla karşılaştığınızda bilinçaltından gelen uyarıyla ilk aklımıza gelen şey “Allah’ım, sen bana yardım et.” demektir.

Böyle zorlu durumlar karşısında ortak tepkiler verdiğimiz gibi yine aynı şekilde kendimizi baskı altında hissettiğimizde de benzer şeylerle ruhumuzdaki baskıyı azaltmaya çalışırız. Bunların en başında da yazmak gelir. Hikâyeler, anılar, biyografiler, mektuplar, romanlar ve şiirler gibi...

Derdi olan insan bunu yazarak başkasına iletip ya derdine ortak olacak insan arar ya da kendi gibi aynı şeyleri hissedenler olduğunu görerek, içinde bulunduğu durumdan rahatsız olanın sadece kendisi olmadığını anlayıp, bir nebze de olsa huzur bulur.

İşte Guantanamo’da tutuklu olanlar da önce dua etmiş olsalar da sonra günlük yaşamlarındaki zorlukları atlatmak için yazmaya başlamışlar. Bunu ilk fark eden, oradaki tutukluların dışarıya gönderdiği mektupları/mesajları bu iş için kurulan merkezde inceleyen Hukuk Profesörü Marc Falkoff olmuş.

Dışarıya gönderilen bu mesajlar ele geçirilince, yazılanlar arasında siyasi şifreler olup olmadığı inceleniyormuş. Fakat daha önceden edebiyat doktorası da yapmış olan Marc Falkoff dışarıya gönderilen bu mesajlarda bir şiire rastlamış. Kendisi gibi bu işle ilgili diğer görevlilere ve tutukluların avukatlarına daha önceden böyle bir şeye rastlayıp rastlamadıklarını sorup durumu araştırmaya başlamış.

Diğer görevliler ve avukatlar ellerinde mektuplardan çıkan bu tipte birçok şiir olduğunu söyleyince Marc Falkoff bunları bir kitapta toplamaya karar vermiş ve şu anda bu kitap basılmış durumda.

Bizim ülkemiz gibi, Guantanamo'daki tutuklular ve onların siyasi durumlarıyla ilgilenen ülkelerde oradakilerin büyük bir çoğunluğunun haksız yere, sadece tedbir olsun diye tutuklanmış olduğunu düşünenler çoğunlukta. Bu yüzden, buradaki insanların yazdıklarını dünyaya duyurması için böyle düşünen herkesin elinden geleni yapması gerekiyor.

Bizde hemen hemen herkes şiir yazar (ya da bir dönem yazmıştır) fakat içeriği ne ile ilgili olursa olsun hiç kimse gidip de bir şiir kitabına para vermez (istisnalar kaideyi bozmaz). Bu yüzden bu şiir kitabı ülkemizde yayınlansa bile (ki yayınlanmalı) yine de bu şiirleri başka mecralara da taşımak gerekir.

Şimdi bizim yapmamız gereken şey, yazdıkları şiirlerle seslerini duyurmaya çalışan bu insanların ruhlarında kopan çığlıkları gazetelerde, dergilerde ve televizyonda (ya da internette) duyurmak olmalı. Ki Guantanamo tutukluları bu şiirleri kâğıt ve kalemleri olmadığı zamanlarda kendilerine verilen yemeklerin kâğıt tabaklarına, su içmeleri için verilen kâğıt bardaklara çakıl taşlarıyla, diş macunu kullanarak yazmışlar. Bu kadar zor durumda olmalarına rağmen duygularını, düşüncelerini duyurmak için bütün şartları zorlayan bu insanlara sırt çevirmemiz mümkün mü?

İşte size Guntanamo’dan bir şiir:

Ölümün Şiiri

Kanım sizin olsun
Ölü bedenimi saran kefenimi alın
Bedenimden geriye kalan ne varsa alın
Mezarımda bir başına yatan bedenimin fotoğraflarını çekin sonra
Yollayın dünyaya
Hakimlere ve
Vicdanı olan insanlara
İlkeli insanlara yollayın, önyargısı olmayanlara
Bu masum ruhun yükünü çeksinler, tüm dünyanın gözleri önünde
Tarihin ve çocuklarının gözü önünde
Bu harcanmış ruhun, bu bigünah ruhun
Bu 'barışı koruyanların' elinde harap olmuş ruhun sorumluluğunu alsınlar, onlar sahiplensinler.

Not: 33 yaşındaki, Bahreynli Jumah (Cuma) al Dossari’nin bu şiirinin Türkçe çevirisini izinsiz olarak buraya aldığım için Çiğdem Dalay’ın affına sığınıyor ve kendisine bu güzel çevirisi için teşekkür ediyorum.
Ayrıca belirtmekte fayda var, bu kitabın satışından elde edilecek gelir Guantanamo tutuklularına her türlü yardım için kurulmuş olan bir örgüte aktarılacakmış, umarım en kısa sürede bizim ülkemizde de yayınlanır ve isteyen kitabı alarak destek olur.

Şiirin orijinali hangi dilde yazılmış bilemiyorum ama ilgilenenler için İngilizcesini de aşağıya alıyorum.

Death Poem

Take my blood.
Take my death shroud and
The remnants of my body.
Take photographs of my corpse at the grave, lonely.

Send them to the world,
To the judges and
To the people of conscience,
Send them to the principled men and the fair-minded.

And let them bear the guilty burden before the world,
Of this innocent soul.
Let them bear the burden before their children and before history,
Of this wasted, sinless soul,
Of this soul which has suffered at the hands of the "protectors or peace."

By Jumah al Dossari