19 Aralık 2007

arılar ve renkler...

Bal üretimi için arıcılıkla uğraşan biriyle röportaj yapmışlar.

Adam, mesleğinin inceliklerini, sorunlarını ve kendi ustalığını anlatan birçok bölümden sonra, üretimle ilgili ayrıntıları da anlatırken yine arada acayip bir şey ilgimi çekti.

Arı kovanlarında, bildiğiniz gibi bir “Kraliçe arı” olur. İşte bu Kraliçe arı, çiftleşmesi için kovandan dışarı çıkarıldığı zaman üç gün dışarıda kalırmış.

Fakat gel gör ki; Kraliçe arı kovanına geri döneceği zaman, yan yana dizili ve birbirinin aynı bir sürü kovan olduğu için hangisinin kendi kovanı olduğunu bilemezmiş.

Doğada belli bir bölgede (belli bir yerde, bir tane) kovan varken kraliçe arı kovanını rahatlıkla bulabiliyormuş. Fakat arıcıların birbirinin aynısı onlarca kutuyu (yapay kovanlar) yan yana koyması Kraliçe arıyı şaşırtıyormuş.

Bunları anlatan arıcı, her kovanın dışında (girişin bulunduğu yüzde) küçük bir yeri farklı bir renkle boyadıklarını, Kraliçe arı’nın da kendi kovanını bu renklere bakıp tanıdığını söylüyor...

Doğada hiçbir canlının gereksiz yere belirli bir donanıma sahip olduğu görülmemiştir. Canlılardaki biyolojik özellikler, doğanın gerektirdiği zorunluluklar yüzünden, belli bir gereklilikten dolayı vardır ve canlıların sahip olduğu, işlevi olmayan özellikler zamanla körelip yok olurken arılar niye böyle bir özelliğe sahip olsun?

“Arıların renkleri görüp tanımasının nedeni ne olabilir?” sorusunun cevabını merak ediyorum...

Kovanını bulması için olamaz, doğal ortamında buna ihtiyacı yok (çünkü doğal kovanlar, insan eliyle yapılmış yan yana dizili, birbirinin benzeri kutular değil).

Koku alma ve şekil tanımadaki yetenekleri, polenlerin içerdiği kimyasal yapıları anlama ve işlemedeki inanılmaz becerileri de sorgulanamayacağına göre, minicik boylarıyla arıların renkleri görmesini gerektiren ne? (ki köpeklerin bile renkleri göremediği bir dünyada yaşıyoruz)

Yoksa çiçekleri görüp tanımalarına onların üzerindeki kimyasal yapıları duyargalarıyla anlamalarına rağmen, benzerlerinden ayırmak ya da olgunluklarını anlamak (bu ayrımı yapabilmek) için çiçekleri renkli görerek "bu olmuş, bu işime yaramaz" demelerini gerektirecek çok hassas ölçümlere karar vermek zorunda mı kalıyorlar?

Eğer öyleyse bilim adamlarının; aynı türde (ve hatta aynı çiçeğin gelişme safhalarındaki durumlarında) olsa bile bazı özellikleri yüzünden çiçekleri renklerine göre tekrar tanımlamaları gerekecek...