03 Aralık 2007

Şemsi Efendi Mektebi'nin bilinmeyen mücadelesi...

Okula başladığımızda Atatürk’le ilgili öğretilen şeyler’in en başında annesinin ve babasının ismi, ardından da okuduğu okul; Şemsi Efendi Mektebi gelir...

Bu okulun Selanik’te olduğunu, Atatürk’ün bu okula gitmeden önce mahalle mektebine yazıldığını ama babasının sonradan kaydını Şemsi Efendi Mektebi’ne aldırdığını hepimiz biliriz...

Ama; okulun kurucusu olan Şemsi Efendi’nin burada eğitim yapabilmek için ne kadar büyük sorunlarla karşılaşmış olduğunu daha yeni öğrendim...

O günlerde, şimdi sıradan olan modern eğitim “şekli”nin ne kadar zor kabul edildiğini aynı okula gitmiş olan Korgeneral Galip Pasiner’in anlattıklarından öğrendim.

O zamanlar genelde her yerde eğitim eski şekilde yapılıyormuş; Öğrenciler yerlerde kilim üzerinde otururmuş, hoca okudukça öğrenciler rahlelerde açık kitaplardan okunanı takip edermiş vs.

Şemsi Efendi o zamanlar İstanbul Öğretmen Okulu’ndan mezun, 20-21 yaşlarında gencecik bir öğretmen. Selanik’e gelerek yeni yöntemlerle eğitim veren bir okul açan Şemsi Efendi, sınıfı da yeni ve modern bir şekle sokup öğrencilerin oturacağı sıralar, öğretmen kürsüsü, kara tahtayla donatıyor.

Fakat bir iki ay sonra o civarın gericileri okulu basarak bütün sıraları, camı, çerçeveyi, kara tahtayı kırıp paramparça etmişler. Şemsi Efendi kaçıp canını zor kurtarmış ve ardından eğitime kendi evinin bodrumunda devam etmek zorunda kalmış ama daha sonra burası da “Şemsi Efendi çocukları gavur usulüne göre sıralarda ve kara tahta önünde okutuyor, oyun oynatıp cimnastik dersi veriyor...” diye basılmış.

Şemsi Efendi bu baskılardan yılmamış ve bir şekilde okulu devam ettirmiş. Zor şartlar altında ilk açılış yılını tamamlayan Şemsi Efendi, araya giren etkili isimlerin yardımıyla da okulu tekrar açmış.

“Gavur usulü eğitim yapıyor” diyen cahiller tarafından hayatı tehdit edilen Şemsi Efendi, üzerine yürüyenlere rağmen çocuklara modern eğitim yöntemleriyle ders vermeye devam etmiş. Şemsi Efendi böyle ısrarcı olmasaydı, böyle mücadele etmeseydi ve yaptığı şeyin doğruluğuna hayatını ortaya koyacak kadar inanmasaydı, onun öğrencilerinden biri olan Atatürk acaba yine aynı Atatürk olabilir miydi?

Şemsi Efendi, Atatürk gibi bir öğrenci yetiştirmiş; Atatürk de büyük bir şahsiyet olunca Şemsi Efendi gibi öğretmenler yetişmesi için bütün eğitim sistemini değiştirmişti...

Şemsi Efendi gibi kendini eğitim için adayan tüm öğretmenlerimize saygılarımı sunar, ellerinden öperim.

(Bu yazıyı aslında 24 Kasım Öğretmenler gününe yetiştirmeyi düşünüyordum ama ufak çaplı bir iş değişikliği için bir süreliğine çok yoğun günler geçirdim. Geciktim ama yine de böyle bir konuyu buraya almadan da edemedim. Umarım sizler de bu yazıyı her zaman okunabilecek bir konu olarak değerlendirirsiniz.)