04 Aralık 2007

Fatih Sultan Mehmet’in yargılanması...

Ne kadar tarihi gerçekliği var, arkasında ne kadar bilgi ve belge var tam olarak doğrulamam mümkün olmayan bir konuyla karşılaştım.

Kaynak olabilecek belli başlı yerleri araştırdım, öğrendiklerimden yeni bir derleme hazırladım. Osmanlı'da adalet kavramı ve adalet mekanizması üzerine ilginç bir konu olduğu için size de aktarmak istedim.

Buyrun okumaya:

Fatih Sultan Mehmet, istanbul’un fethinden sonra şehrin imarıyla da ilgilendi. Zamanına göre büyük sayılabilecek birçok projeyi de Rum asıllı Mimar Atik Sinan’a anlatıp yapılması için emir veriyordu. (ki bazı kaynaklarda bu mimarın ismi Khristodoulos olarak da geçmektedir)

Fatih Sultan Mehmet, Fetihten on yıl sonra da Mimar Atik Sinan’a, kubbesi Ayasofya’dan daha büyük bir cami yapması için emretti.

Atik Sinan her ne kadar bu işe “Emrin başım üstüne.” diyerek başlasa da malzemeler arasında bulunan yüksek mermer sütunları kendi hesabına göre ölçüp biçip “üç arşın” kestirdikten sonra yaptığı cami Fatih’in istediği ölçüde heybetli olmadı.

Fatih Sultan Mehmet, yeni yapılan camiyi görünce “Kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olsun...” emrine neden uyulmadığını sordu. Mimar; büyük bir depremde caminin yıkılacağından korktuğu için kubbesini Ayasofya’dan daha küçük yapmak zorunda kaldığını ve bu yüzden sütunları kestirdiğini söyledi.

Fatih, mimarın hem Ayasofya’yı (emrine rağmen) özellikle kayırdığını düşündüğü için hem de kendinden izin alınmadan böyle bir işe kalkıştığı için “Mermer sütunları kesen ellerin kesilmesi” emrini verdi...

Mimar Atik Sinan bunu özellikle yapmadığını “Hesaplarına göre Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük bir kubbenin, ilk depremde yıkılacağını” düşündüğünü söylüyordu ama emir büyük yerdendi ve geri dönüşü yoktu.

Fakat çevresindekilerin de cesaretlendirmesiyle, mimar haklılığına olan güvenini daha da bir pekiştirdi ve “İstanbul’u fetheden, fatihler fatihi, Padişah Fatih Sultan Mehmet”i mahkemeye verip hakkını aramak için Kadı Hızır Bey’e şikâyet etti...

Bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından atanmış, Osmanlı adaletini simgeleyen Kadı Hızır Bey, mimarı dinleyip dava açılması için haklı sebep olduğuna kanaat getirmiş ve Fatih Sultan Mehmet’in mahkeme edilmesine karar vermişti...

Fatih mahkemeye geldi ve duruşma başladı; Fatih Sultan Mehmet çok büyük bir insan olabilirdi ama emrindeki birini mahkeme etmeden cezalandırmıştı. Karşı taraf savunmasını yaptı, mimar gerekçelerini açıkladı ve kadı kararını verdi: Fatih Sultan Mehmet suçlu bulundu ve kendisi de mimara uyguladığı cezayla yani elleri kesilerek cezalandırılacaktı.

Bunu duyan Mimar Atik Sinan kulaklarına inanamadı ve kadıya yalvararak şikâyetini geri çekti. Kadı, bunu göz önünde bulundurarak cezayı maddi tazminata çevirdi ve mimara yüklü bir miktarda para verilmesine karar verdi...

(Mimarın yaptığı bu cami gerçekten de 1766 depreminde yıkılmış, yerine Fatih Külliyesi yapılmıştır. Bu bina şu sıralarda Üsküdar Adalet Tarihi Müzesi yapılmak üzere tekrar restore edilmektedir. Bu hikâye birçok yerde farklı şekilde anlatılsa mimarın ismi bir iki yerde farklı geçse de Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde yukardaki şekilde işlenmiştir.)