08 Ocak 2008

5, 10, 20, 50

Ne zamandır söyleyeceğim de bir türlü fırsat bulup söyleyemiyorum.

Bizim kağıt paralarımızın üzerindeki desen ve resim çalışmalarından vazgeçtim, boyutları bile ne kadar kötü ayarlanmış böyle...

Cebinizdeki paraları çıkarıp bir bakın bakalım siz de benim gibi rahatsız olacak mısınız? (“Boyutu ne olursa olsun, yeter ki para olsun, ne rahatsızlığı” demek işin şakası ama o ayrı bir konu, şimdi ciddi ciddi düşünelim)

5, 10 ve 20 liralık paralar boyut olarak milimetre farkıyla neredeyse birbirinin aynı, hadi bunu geçtik, 50 liralık kağıt para; hem 20, hem 10 liradan daha küçük...

Biliyorum bu göreceli bir şeydir, üzerinde yazan birime göre sıralanması ya da çok büyük yapınca çok değerli olmaması gibi bir sürü bilindik mantık sıralamalarının ben de farkındayım ama bir de genel geçer kullanım koşulları var.

Bu ülkede hâlâ okuması yazması olmayanlar var, küçük olup daha yeni yeni parayla haşır neşir olanlar var, bir de 5 ytl ile 50 ytl renk olarak da birbirine benziyor. Tamam hemen hemen hiç kimse karıştırmaz, artık insanlar alışmışlardır ama ne zaman elime bir 50 ytl geçse sinir oluyorum...

Benim bildiğim küçük para küçük, büyük para da büyük olur (tabii ki abartmadan). Işığın yetersiz olduğu yerde bile iki paranın hangisi büyük anlayabilecek kadar az da olsa bir fark olmalı.

İster Dolar, ister Euro, ister Japon Yen’i... Hangisi olursa olsun; Üzerinde 50 yazan bir kağıt paranın, üzerinde 5 yazan kağıt paradan daha küçük olduğu başka bir ülke var mı bilmiyorum...

Bu nasıl bir mantık anlamadım gitti...