11 Şubat 2008

Civciv kutusu...

Mizahi yazı ve karikatürleri çok seven biri olarak yıllar yılı; Gırgır, Fırt, Limon, Leman, Lombak, Pişmiş Kelle, Hıbır, Penguen ve adını hatırlayamadığım birçok mizah dergisini takip ettim. Bu mizah dergileri okuyuculuğum boyunca dönem dönem öylesine unutulmaz karakterler ve karikatürler olmuştur ki bunlar neredeyse hayatımın bir parçası haline gelmişlerdir.

Birçok dergide yazıları yayınlanan Atilla Atalay’ın yarattığı karakterlerden biri olan Sıdıka da bunlardan biridir ve yıllar sonra bu karakterin televizyona uyarlanmış hali de sanırım tüm Türkiye’nin beğenerek izlediği bir tipleme olmayı başarmıştır.

Geçenlerde benim kız, Atilla Atalay’ın iki kitabını birden almış. Hem eski günlerdeki o havayı yakalamak hem de son dönem okuduğum ağır şeylerin dışında bir şeylere göz gezdirmek için şöyle bir üstten bakayım dedim. Ama bir kez okumaya başlayınca elden bırakmak ne mümkün...

Yalnız kitap sadece Sıdıka tiplemesine ayrılmamış, başka öykülerin yer aldığı; “Sağlam kafa” - “Hoş geldin bebek” – “0.75” gibi ayrı bölümler de var. Bu bölümler de kendi içinde ayrı ayrı hikâyeler barındırıyor. Yıllar sonra Rıfat Ilgaz’ın aynen buna benzer bir hikâyesini bana tekrar hatırlatan “Civciv kutusu” ise en sonda ayrı bir bölüm...

Atilla Atalay “Civciv kutusu” isimli bu öyküde sadece sıkı bir gözleme dayanan siyasi içerikli mizahi yazılar yazmadığını, ayrıca iyi bir edebiyatçı olduğunu da göstermiş...

Bir hikâye yazarı gözüyle de yazılarını beğendiğimi söylemeliyim. Okuyacak eğlenceli ama kaliteli bir şeyler arıyorsanız Atilla Atalay’ın kitaplarını size de tavsiye ederim. Sinirlere iyi geliyor:)

Atilla Atalay’ın “Civciv kutusu” isimli bu kitabından (“Sıdıka” diyaloglarından) çok küçük bir bölümü aşağıya aktarıyorum... Daha bunun gibi yüzlerce bölüm var ama buraya aktarmaya kalkarsam alınıp kopyalanıp, internette çoğaldıkça yazar arkadaşımızın kitabına haksızlık olabilir, o yüzden böyle kısa tuttum...

Alıntı yaptığım bu bölümde; Sıdıka'nın erkek kardeşi Samim, babasının arabasını alıp ufak bir kaza geçirmiş ve eve dönmüş ablasıyla konuşuyor. Amacı babasının hışmından kurtulmak için bir yol bulmak... Peki, Sıdıka'nın eline böyle bir fırsat geçer de iğnelemeden durur mu?

Neyse fazla uzatmayayım, sizlerin de gülerek okuyacağınızı tahmin ediyorum.

“....................
.....................
.....................

- Anlıyorum, abi, çok hasar var mı peki arabada...
- Sağ sinyal çatladı... Öndeki Tempra aniden durunca kazıkladım, kayıp çöp variline kodum... - Belki de babam fark etmez... Hı? Ne dersin kız?
- Nasıl fark etmez, adam sabahları arabasını yalayarak yıkıyor... Cık... Naapsak ki... En iyisi babamın dikkatini dağıtalım.... Sen, mahsusçuktan, tarvesti olmak istediğini açıkla, ben de “mahalledeki nalburdan hamileyim” diyim... Herif şoka girsin, sora yavaş yavaş söyleriz...
- Olmaz öyle şey Sıdıka... Ben nalburdan hamile kalamam...
- Ben kalıcam salak! Sen travesti olmak istediğini sööliycaksın...
- O da olmaz... Nalbur travesti olsun...
- Nalburun cinsel seçiminden babama ne? Öz oğlu böle bi açıklamada bulunarsa bi an için dikkati dağılır... sonra, tam bir erkek olduğunu fakat arabayı çarptığını söylersin... Ferahlar... ve buna da şükür diyerek, oğlum benim yiğidim, şeklinde seni bağrına basar arabayı felan unutur...
- Ben ... Öhö... Been ameliyatla nalbur olmak istiyorum baba... Kızkardeşim ise...
- Doğru sööle şunu abi... Hâlâ ezberleyemedin... Birazdan babam gelicek hadi gayret et biraz...
- Taam kız... Be be ben ameliyatla kız kardeşim olmak istiyorum... Sıdıka da hamile, bir nalbur doğuracak... Aksi... Böle diil...
- Ay yazık sana iyice kafan durdu be abi...

....................
.....................
.....................”