25 Şubat 2008

Mert İvan

Bu siteyi takip edenler ve eski onaltıkırkaltı yazılarımı okuyanlar Etimoloji merakımı bilirler... Sözcüklerin kökenini araştıran Etimoloji, dil bilimde ciddi ama bir o kadar da eğlenceli bir daldır...

[....Eski verdiğim örneklerden birini burada tekrarlamak isterim: Farsça’da cihar, dört demektir (tavladan hatırlayınız) çıbıh kelimesi de bildiğimiz “Çubuk” çizgi anlamında kullanılıyor. Bu iki kelimeyi birleştirirsek Ciharçıbıh oluyor ama bu söylene söylene ve Türkçe ses uyumuna göre kendi kendine aldığı yeni durum “Çerçeve” dir.

Cihar çıbıh yani dört çubuk ile bir çerçeve yapabilirsiniz. Bu yüzden çerçevinin etrafında bulunan dört çizgiye doğal olarak kendi dillerinde dört çubuk demişler biz bunu alıp kendi dilimize uygun hale getirirken ciharçıbıh olmuş zamanla çerçeve...]


Tabii buna benzeyen eğlenceli ama uydurma olan tanımlamalar da yok değil...

Bunlardan en çok bilineni şudur:

(çok kısa ve özet olarak anlatayım)

Geçen yüzyıl içinde, köyünde orman işçisi olarak çalışan Hasan isimli bir vatandaşımız İngiltere’ye gitmiş. Orada da aynı işi yapmaya başlamış fakat yine bir gün ormanda ağaçlara tırmanmış dalları budarken bir imdat sesi duymuş. Hemen sesin geldiği yere koşmuş, bir de bakmış ki ormanın bittiği yerde bir uçurum başlıyor.

Uçurumun yarısında bir yerlerde de bir çocuk dallara takılmış imdat diye bağırıyor. Bizim Hasan hemen, ağaçlara tırmanmak için kullandığı ipini bir yere bağlayıp uçurumun yarısına, çocuğun olduğu yere kadar inmiş, çocuğu alıp ipi çeke çeke yukarı çıkmış.

Piknik sırasında çocukları kaybolan aile de Hasan aşağıya indiğinde henüz uçurumun başına gelmiş çocuklarının kurtarılmasına tanık olmuş. Hasan’a teşekkür etmişler ama aile durumu herkese anlatmaya başlayınca İngiltere’de olayı duymayan kalmamış ve Hasan kahraman ilan edilmiş.

Eh! Tabii bu olay kraliçenin de kulağına gitmiş ve Hasanı çağırıp kendisini kutlayarak bir de üstüne madalya takmış. Bizim Hasan, kraliçe tarafından ödüllendirilip bir de “Sir” olarak ünvanlandırılınca olmuş Hasan Sir (İngilizce’de sir ‘sör’ olarak okunur).

O günden sonra bir yerlerden bir şeyleri yukarıya çıkaran makinelere, bizim Hasan’a ithaf ederek Hasansör denmeye başlanmış. Kelime zamanla değişip Asansör olmuş... İşte, bu da Asansör kelimesinin böyle uyduruk hikâyesi.

Böyle kelime hikâyeleri uydurmaya ben de bayılırım, işte onlardan biri:

Bulgar sınırına yakın bir tarlanın kenarında dörtköşe, oda büyüklüğünde bir çukur açmışlar. Köylülerin niyeti tarlalara dadanan domuzları buraya düşürüp avlamakmış.

Birgün Bulgar tarafından bir sel baskını önüne geleni yıkarak bizim tarafa doğru geliyormuş. Burada İvan isimli bir Bulgar köylüsü seli görüp bizim tarlada çalışan küçük bir çocuğa haber vermek istemiş, bunun için de sınırı geçip tarlaya, çocuğun yanına doğru koşmaya başlamış.

Fakat ne hikmetse o sırada çocuk da bir şekilde selin geldiğini anlayıp tarladan kaçmaya başlamış... Ama ne yazık ki o panikle daha önceden köylülerin domuzlar için açtığı tuzak çukuruna düşmüş...

Su geliyor...çocuk çukurda...İvan kurtarmak için koşuyor...

İvan çukura atlayıp çocuğu dışarı çıkarmaya çalışıyor ama bulundukları yer epeyce derin... Çocuğu havaya kaldırınca yukarıya ulaşamadığını gören İvan sırtını duvara yaslıyor dizini hafifçe kırıp ellerini de bel hizasında birleştirerek çocuğa tırman diyor... Çocuk da önce İvan’ın dizine sonra ellerine sonra omuzuna ve son olarak da başına basıp tepeye çıkarak kendini yukarı çekip kurtuluyor...

Eeee... Tabii İvan çocuğu kurtarmak için kendi canını feda ediyor ama o zamandan itibaren de herkes tarafından Mert İvan olarak anılmaya başlıyor.

Gel zaman git zaman, böyle ve benzer durumlardaki gibi binlerce yere rahatça çıkabilmek amacıyla, tahtaları kesip çakıp derme çatma bir şey yapıyorlar... Mma üzerine basamak basamak basılarak yukarıya çıkmayı sağladığı için de buna; aynı işi zamanında kendi vücudunla yapan Mert İvan’ın adı veriliyor...

Zamanla tabii ki ağızdan ağıza dolaşa dolaşa Mert İvan da değişip “Merdiven” oluyor :)

Ne o inanmadınız mı?

İnanmıyorsanız Google’da “mertivan” diye aratın bakın size nasıl
“Bunu mu demek istediniz? Merdiven” diye cevap verecek :)

(bugüne kadar bu benzetmeyi kimse yapmış mı diye internette arattırınca baktım ki hiç kimse böyle bir şey yazmamış, bari bu da benden olsun dedim, hep ciddi şeyler yazacak değiliz ya, biraz da eğlenelim...)