28 Mart 2008

buzlu su içirilen civcivler...

80’li yıllarda ağızdan ağıza dolaşan bir söylenti vardı; “Heavy metal ustası Ozzy Osbourne sahneye çıkıyor ve giydiği özel çivili ayakkabılarla, sahneye döktüğü civcivleri eziyor...”

Böyle bir şeyin olduğunu herkes birbirine söyler ama “Nerede gördün kardeşim? Getir o video kaseti ben de göreyim, ispatla.” dediğinizde ise cevap hep aynıdır; “Ya, bana da bir arkadaş söyledi...”

Ne o kaseti, ne de o arkadaşı bir türlü bulup getiremezler :)

Civciv denildiğinde ilk aklıma gelen şey niyeyse bu ya da bir zamanlar pazarlarda satılan, elde boyanmış civcivler... Neyse, konuyu dağıtmayayım.

Bu yazıda size, civcivlerle yapılmış bir deneyi aktarmak istiyorum.

Civcivler iki gruba ayrılıyor ve bir gruba içmeleri için normal su verilirken; diğer gruba içinde buz parçaları yüzen, erimiş kar suyu veriliyor.

Uygulaması basit ama sonuçları bakımından oldukça karmaşık olan bu deney gerçekten bize ilginç veriler sunuyor.

Normal su içen civcivlerin bölümünde her şey sakin ve huzurluyken, karlı buzlu su verilen civcivlerin tarafında büyük bir mücadele gözleniyormuş çünkü bütün civcivler diğerlerinden daha fazla buzlu su içmek için adeta birbiriyle savaşıyorlarmış...

Niyeyse civcivler, değişik bir tadı varmış gibi buzlu suyu büyük bir açgözlülükle içmeye çalışıyorlarmış.

Birbuçuk ay sonra deneyde kullanılan civcivleri tek tek tartmışlar ve sonuç; parça buzlarla dolu erimiş kar suyu verilen civcivler normal su verilen civcivlerden “çok daha” ağırmış...

Peki bunun nedeni ne?

İşte, deneyi yapan bilim adamları bu konuyu araştırıp şu sonuca varmışlar;

“.......

Buz kristal bir yapıya sahiptir fakat su da (buzun erimiş hali olduğuna göre) sıvı kristal yapı özellikleri taşır... Buz eridiğinde uzun bir süre daha molekül yapısını korumaya devam eder. Farklı bir deyişle; Buz eriyerek su haline dönüşse de bu erimiş buzdan oluşan su, buzun molekül özelliklerini taşımaya devam eder.

Bu yüzden, erimiş buzdan oluşan suyun kimyasal etkinliği, normal ısıdaki sudan daha yüksektir.

Canlı organizmalardaki biyokimyasal işlemler dizinine normal su’dan daha kolay ve hızlı şekilde katılır. Organizmada çeşitli maddelerle normal suya göre çok daha hızlı birleşir... Böylece (sindirim sistemi sayesinde alınan her türlü besin dahil olmak üzere) çok daha fazla maddeyle kısa sürede birleşir ve vücudun kullanması için bu maddeleri gerekli yerlere (normal su’dan daha hızlı ve daha fazla miktarda) taşır.

Organizma normal suyu özümlediğinde suyun yapısı yeniden düzenlenir, erimiş su ise zaten istenen yapıda olduğundan yeniden düzenlenmesi için organizmanın fazladan enerji harcamasına gerek yoktur.

.........”



(kaynak: L.Vlasov – D. Trifonov; 107 Stories About Chemistry. Bu kitabın Türkçe’si
107 Kimya Öyküsü ismiyle ülkemizde de Tübitak tarafından basılmış. Kimyayla ilgili değilseniz bile şöyle yüzeysel bir bilgi edinmek için okunabilecek iyi bir kitap olmasına rağmen belli yerlerinde gerçekten insanı zorluyor :) yakında bu kitaptan aldığım ilginç bir iki konuyu daha yazacağım...)