01 Nisan 2008

Beyin'den beyin'e frekans aktarımı...

Aslında ne kadar garip değil mi? Konuşarak ve yazarak aktardığımız duygularımızı aynen müzikle de aktarabiliyoruz. Mesela bir müzisyen çok mu hüzünlü, alıyor eline müzik aletini başlıyor hissettiği gibi çalmaya. Siz bu müziği onca yıl hatta yüzyıl sonra bile dinleseniz aynı duyguyu hissedebiliyorsunuz.

Beyin, içinde bulunduğu psikolojik duruma göre bir işleme tarzı gerçekleştiriyor (hormonal etkiler, elektriksel atımlar vs.) ve beyinde gerçekleşen her işlemin bir frekansı bulunuyor.

Bu frekans her ne halde iseniz ona göre farklılık gösteriyor. Ve siz o durumdayken ruh halinizi yansıtan bir müzik yaptığınızda bu frekansa uygun olan duygularınızı yansıtmış oluyorsunuz ama bizim aynı duyguyu algılamamız için beyin çok garip şeyler yapıyor.

Sizin çaldığınız şarkıyı (ister bir çobanın hüzünlü kavalı ister çok uzak bir ülkenin piyanisti olsun) beyin, kulaklar aracılığıyla müziği işitip sesleri belli kodlara çeviriyor ve bu kodlar sayesinde de “İlk kez o müziği yapan kişinin hissettiği ruh hali” durumunda yaydığı frekansın aynısını oluşturup, aynı duyguyu hissetmemizi sağlıyor...

Günümüzde, “en romantik şarkıların kayıtları dinlendiğinde” beynin algıladığı frekansları bilgisayarda oluşturup şarkılarına “path” (şarkı boyunca devam eden fon sesi) olarak ekleyen müzisyenler bile var. Bu konu üzerine çalışanlar, çok yakın bir zamanda beynin çalışma prensiplerinin (dolayısıyla insanlara istenileni yaptırmanın) bu frekanslarla birçok şekilde düzenlenebileceğini düşünüyor.

(Tempo dergisinde çalışan sevgili arkadaşım Baybora’nın muhabbet ettiğimiz zamanlar bahsettiği bir konuya göre; Rahatlamak için beyne masaj benzeri bir amaçla özel frekanslar gönderen aletlerin serbestçe satılması (Uzakdoğu’da) , bu aletleri kötü amaçla kullanmak isteyen kişileri yakın bir gelecekte başımıza bela edecek. Umarım bu tip olayların bilimsel olarak çözülüp insanlara karşı kullanılması bu kadar basit olmaz, yoksa dünya tam bir cehenneme döner...)