21 Nisan 2008

bireysellikten "toplumsalcı"ya evrilen hamallar...

Montaj sanayii olarak da olsa Türkiye’deki ilk otomobil fabrikası olan Ford Motor Company 1929’da İstanbul’da kurulmuş.

Yaklaşık 500 işçiyle işe başlayan Ford 1931’e gelindiğinde günde 38 adetlik bir üretime ulaşmış.

Fakat o zamanlar bu fabrikaya gelen araç parçalarını taşıyan hamallar “Arabalar, kamyonlar yapıldıkça bizim taşıma işi elden gidecek, aç kalacağız.” korkusuyla ayaklanıp, fabrikaya gelen araç parçalarını gümrükten alıp denize dökmüşler...

Haliyle üretim azalmış ve durma noktasına gelmiş, ardından da Türkiye’nin ilk montaj otomotiv fabrikası Ford, kapanmak zorunda kalmış. (1)

Tabii ki bu hareket/eylem Türk Otomotiv Sanayii için iyi olmamış. Aynı üretim seviyesi ve teknolojisine anca 40 yıl sonra ulaşılabilmiş. (Hatta bu yüzden; yıllarca iyi para kazandıran bir bayii olmasına rağmen Vehbi Koç’u Amerika’daki Ford fabrikasında sıradan bir görüşmeye bile almazlarmış...)

Şimdi bu nereden aklına geldi diyeceksiniz... Geçenlerde yolda dağıtılan ücretsiz “Gaste”de okuduğum bir haberde; “Hamallar, haciz işlemi için götürüldükleri yerde evleri boşaltılacak ailelerin feryatlarına dayanamayınca işi bırakmışlar...” diye yazıyordu. Sonradan internette aynı haberi yerel yayınlarda da buldum. (2)

Tabii ki haciz işlemi gerçekleştirelememiş ve haciz memurları rapor tutup aynen geldikleri gibi geri gitmişler...

Güzelliği görüyor musunuz?

Farkettiniz mi?

Üç beş kendini beğenmiş boyalı salağın; (sırf, oy verirken aynı hakları paylaştığı için) çobanları adam yerine koymadığı bir memlekette, hamallar artık akla vicdana uymadığını düşündüğü bir işi yapmamak için devlete karşı pasif direniş gösterebiliyor. Hem de kendi ekmeğini ve belki de kendini gözden çıkararak...

Bir kooperatif arsa alıyor üzerine ev yapıp satıyor, siz tapunuzu almışsınız oturuyorsunuz arsanın sahibi “Alacağım var.” diyerek kooperatifi dava edip orada oturanlara haciz getiriyor.

Aileler çoluk çocuk evlerinden çıkarılıp sokağa atılacakken, yüce gönüllü hamalların olaya isyan ederek işi bırakması sayesinde haciz gerçekleştirilememiş... Demek ki bu memlekette hâlâ; ağlayan çocukları, bağırıp dövünen kadınları, yüzleri çökmüş başı önde üzgün adamları görünce yüreği dayanamayan insanlar var...

Görüyorsunuz değil mi?

Neredeyse 80 yıl önce, hamalların kendi ekmeğini kurtarmak için ağır bir eylem yaptığından hemen hemen hiçbirimizin haberi olmamıştı.

Ne okuduk ne duyduk ne de öğretildi. Çünkü o zaman işsiz kalmamak için sadece kendilerini düşünüyorlardı. Böyle olunca da bu eylem sıradan bir olay olarak ancak otomotiv tarihinde yerini almış ve unutulup gitmiş.

İnanıyorum ki bu yeni olayda sergilenen yüce gönüllük “bir insan başkası için kendini ortaya attığından” hiç unutulmayacak...

Hergün dur durak bilmeden dünyanın yükünü sırtında taşıyan hamal abilerimize buradan saygılarımı sunuyorum... Bu memleketin ekmeği suyu helal olsun hepinize.

Kaynak:
(1) Otomotiv Sanayi Derneği Yayınları
(2) Çorlu Haberi (Çorluhaberi.com)