10 Nisan 2008

İşgal İstanbul'u ve Hemingway...

Ernest Hemingway; kitap okumayı sevmeyenlerin bile tanıdığı “Nobel ödüllü” çok ünlü bir yazar.

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük yazarları arasına girmesini sağlayan
- Çanlar kimin için çalıyor?
- Silahlara veda
- Klimanjaro’nun karları
- Yaşlı Adam ve Deniz
gibi herkesin bildiği eserlerini okuyunca Hemingway’in bu ünü hakkettiğini anlıyorsunuz…

Uzun uzun Hemingway’in bilinen eserlerinden bahsetmeye gerek yok. Bilen biliyor, okuyan okumuş, okumayan da sinemaya uyarlanmış halini seyretmiştir.

Geçenlerde internette gezerken gözüme ilişti ve daha önceden böyle bir şeyden hiç haberim olmadığı için dikkatimi çekti. Önce, “Acaba uydurma mı?” diye merak ettim ama gerçekten böyle bir kitap vardı ve ben onu bulup okumaya başladım...

Yazar; Ernest Hemingway
Kitap: İşgal İstanbul’u

Evet, Hemingway; (Referans Gazetesi’ndeki habere göre "Hemingway Türkiye'ye hiç gelmedi" diye tam tersi yazılmış olsa da) İngilizlerin işgali sırasında İstanbul’da bulunmuş, hatta Trakya’daki birçok bölgeyi de özellikle tüm dünyayı ilgilendiren “Büyük göç” zamanında dolaşıp olayları “Gazeteci” kimliğiyle çok yakından takip etmiş...

(Ki yaptığım bu araştırma sırasında gelmiş geçmiş en büyük yazarlardan biri olan “Jules Verne”nin de İstanbul’a gelip ünlü Pera Otel’de kaldığını, otelin kayıtlarında da bunun resmen yer aldığını öğrendim.)

I. Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde kimi zaman cepheden cepheye koşan Hemingway kimi zaman da (Lozan Barış Antlaşması gibi) uluslar arası konferansların yapılacağı resmi toplantılarda bulunmuş, buradaki (mesela İnönü ve Atatürk gibi) milli liderlerin ve genel siyasi durumun eleştirisini yapıp görüşlerini iletmiş...

I. Dünya Savaşı ile birlikte II. Dünya Savaşı’nı oluşturan nedenleri, sonuçları ve sonrasına ait birçok gözlemi de barındıran kitap gerçekten çok ilgi çekici birebir yaşanmış gazetelere gönderilen günlük notlarının bir araya toplanmasıyla oluşturulmuş.

Hemingway, 30 eylül 1922 tarihinde “The Toronto Daily Star” gazetesine gönderdiği yazıya;

İstanbul’u kaldırım kahvelerinde nargile içenlerden balıklı rakı sofralarına, sokaklardaki başıboş köpeklerden gece kulüplerinin kaçta açılıp kapandığına kadar anlatarak bir giriş yapıyor.

Ardından İngilizlerin Yunanlıları desteklemesinden sonra Türklerin Fransızlara daha fazla yakınlaştığını belirten Hemingway 23 ekim 1922 tarihli yazısında ise; Batı'nın Doğu'dan Mudanya'da (Mudanya Ateşkes Antlaşması) barış dilenmeye geldiğini belirtiyor...

Kitapta o kadar çok ayrıntı ve bilgi var ki hangi birini yazayım, hangi birini buraya alayım karar veremiyorum.

Şimdilik küçük alıntılarla bu yazıyı bitirelim. Fakat lütfen, sonradan dünyanın en ünlü yazarlarından biri olacak genç savaş muhabiri Hemingway’in I. Dünya Savaşı tecrübelerine dayanarak II. Dünya Savaşı’nı nasıl öngördüğüne ve kendi ülkesinin çıkarlarını düşünürken kurduğu mantığa dikkat edelim:


11 ağustos 1938

“………

Avrupa'da savaş patlak vermek üzere………

Almanlar halkı kızdırmak, uluslara hakaret etmek ve bahane bulmak konusunda gerçekten dahi insanlar. Hohenzollern'ler kötüydü, ama Naziler onlardan da beter olabilir.

………..

Avrupa'da savaş patlak verecek. Gerçekçi isek, neden bundan yararlanmaya bakmıyalım? Ama bütün satışlar peşin para ile yapılmalı, para yerine de altın almalı.
Ayrıca istemeyerek savaşa sürüklenmemek için, savaşan ülkelere hiçbir malzeme Amerikan gemileri ile gönderilmemeli.

Amerikan gemileri asla savaş malzemesi taşımamalı. Bırakın alıcılar kendi gemilerini göndersinler, aldıkları mal için peşin para ödesinler. Gemileri torpillenip batırılırsa, artık onu da kendileri düşünsünler. Ne kadar çok gemileri batırılırsa, bizim için o kadar iyi. Bu durumda onlara gemi de satabiliriz; tabiî peşin para karşılığında. İyi, çabuk inşa edilen, ucuz gemiler. Tıpkı geçen savaşta olduğu gibi.

Gestapo sabotaj hareketlerine girişecek, tersanelerimizi yakacak bile olsa, yine savaşa girmemiz gereksiz. Sigorta ne diye icat edilmiş? Ne kadar çok sabotaj yapılırsa, o kadar iyi. Üstelik onların gemileri de batırılırsa, para karşılığı onlara da gemi yaparız.

……….."


Son olarak bir not ve öneri: Freddy Germanos'un (Hemingway ile aşk yaşayan Tereza isimli Yunan asıllı bir kadının hayatını referans alarak yazdığı) "Tereza" isimli kitabını da incelemenizi tavsiye ederim. Biyografik özellikler taşıyan bu romanda; Hemingway'in tüm bunları yaşadığı dönem, Türk-Yunan savaşında işgal edilen İzmir ve Edirne'ye ait gözlemler hem Hemingway hem de Picasso'nun anılarından alıntılarla anlatılıyor.