11 Nisan 2008

İtlayan mafyası, teknoloji ve ressam "Corrot"

Hepimizin bildiği gibi kimi “tablo koleksiyonerleri” müzayedelerde satılan eşsiz bir resim için bazen milyonlarca doları gözden çıkarır ve bu da sıklıkla gazetelere haber olur.

Satın alınan bu tabloların gerçek olup olmadığının kontrol edilmesi için de mutlaka bu işlerde uzmanlaşmış kuruluşlara başvurularak gereken işlemler yaptırılır.

Fakat bu işi yapan kuruluşlar (kendileri de kullanmalarına rağmen) basite indirgenmiş günümüz teknolojisinden çok şikâyetçiler.

Çünkü taklit tabloları yapanlar da güvenlik testlerindeki açıklarını kapatmak için en az bu uzmanlar kadar teknolojiyi yakından takip ederek kendilerine karşı kullanıyorlar.

(Daha önceki bir gönderide “spektrometrik ölçüm” yöntemiyle, bir maddeyi oluşturan elementlerin nasıl tespit edildiğini yazmıştım.

Bu konuyu araştırırken rastladığım bir iki şey dikkatimi çekmişti fakat aldığım notları derleyip toplamak için anca fırsat bulabildim...

Şimdi gelelim konuya;)

Duymuşsunuzdur bir “karbon 14 testi” vardır. Bu test herhangi bir nesnenin ne kadar eski olduğunun tespit edilmesinde kullanılır.

Maddi olarak büyük değerler taşıyan sanat eserlerinin taklitlerini yaparak “sahtecilik” yapanlar ilk başlarda bu “karbon 14 testi”ne takılıyorlarmış…

Ama Amerika’daki İtalyan mafyası sahtecilik işlerini öylesine ileri götürmüş ki; bu konunun uzmanlarını tehdit ederek, sahte tabloların “karbon testi”nde gerçek gibi görünmesi için (hava alanlarında ve alışveriş merkezlerinde görmeye alışık olduğumuz) “x-ray” cihazlarında belirli bir süre tutulması gerektiğini bile öğrenmiş:

Bu yöntemle karbon testini atlatanlara karşı tabii ki uzmanlar da boş durmamışlar ve ilk başta bahsettiğim “spektrometrik ölçüm” yöntemini kullanmaya başlamışlar.

Bu ölçüm için önce; orijinal olduğu söylenen tablonun yapıldığı dönem (ve bulunabilirse o ressama ait başka bir tablo örnek alınıp) kullanılan boyaların “spektrometrik analiz”leri yapılıyormuş.

Bu işleme göre; o ressama ya da o döneme ait (diyelim 1850 yılında) yapılan tablolarda kullanılan boyaların spektrometrik analizi yapılıyor ve kendilerine getirilen “orijinal olduğu” söylenen tablonun üzerindeki boyaların analiz sonuçlarıyla karşılaştırılıyormuş.

Bir süre bu yöntem güvenli olarak kabul edilse de mafya bunun da hakkından gelmiş :)

O döneme ait değersiz tabloları bulup, boyaları kazıtarak toz haline getirdikten sonra bu toz boyaları sahte tabloyu yaparken üst katmanda kullanmaya başlamışlar…

Eh! Haliyle hem karbon testiyle hem de “spektrometrik ölçüm” yöntemiyle yapılan analizde sonuçlar birbirini tutuyormuş...

Buraya kadar hem ilginç hem bilgilendirici hem de eğlenceli bir sürü şeyden bahsettik ama ben bütün bunları bambaşka bir şeyi anlatmak için yazdım. [Hiçbir yere gitmeyin esas konu şimdi başlıyor :) ]

Bütün yazılanları okuduk, sahte tabloların nasıl test edildiğini hangi yöntemlerle bu testlerin aşıldığını öğrendik ama bu sahte tablo işinde öyle bir olay yaşanmış ki herkes ne yapacağını şaşırmış ve bu konunun altından nasıl kalkacağını bir türlü bilememiş.

Çeşitli üniversitelerden oluşturulan bir heyetin çalışmalarıyla en sonunda geçtiğimiz günlerde olay çözülmüş.

Jean Baptiste Camille Corrot, resimleri sanat aşıkları ve koleksiyonerler tarafından büyük paralar karşılığı el değiştiren ünlü bir Fransız ressam.

Bu ressama ait olduğu düşünülen resimler ortaya çıktıkça koleksiyonerlerin aklı karışmış.

Çünkü kimi kaynakta ressamın yaptığı resimler 2500 adet olarak gözükürken kimi kaynaklarda bu rakam 5000 adete kadar ulaşıyormuş ve hatta piyasada 10.000’e yakın Corrot resmi bulunduğu bile söyleniyormuş.

Bir Picasso’nun taklit edilmesi ve piyasada binlerce sahte tablosunun bulunması normal karşılanabilir.

Ve bu sahte tablolar, en sonunda işin uzmanı tecrübeli koleksiyonerler tarafından elenip hangisinin gerçek olduğu anlaşılabilir. Fakaaat…

Esas sorun şu ki yapılan testlerle Corrot’nun binlerce resmi inceleniyor ve hepsinin de gerçek olduğu anlaşılıyor. Böyle bir şey nasıl olabilir?

Olay gittikçe büyük bir muammaya dönüşmek üzereyken fizik ve kimya uzmanlarının analizleri dışına çıkıp bu durumu sanat tarihçileriyle paylaşan koleksiyoncu ve expertizler, ilginç bir şey öğreniyorlar…

Corrot, yaşadığı dönemde de bir hayli ünlü bir ressam olduğu için para kazanmak isteyen onlarca parasız ressamın yaptığı tabloları da imzalıyor.

(Kimini gerçekten zor durumda olan arkadaşları rica ediyor, kimini de yapılan resimleri yarı yarıya bölüşüp hepsini satarak daha fazla para kazanmayı düşünen Corrot imzalıyor...)

Corrot’ya yakınlığıyla tanınan diğer sanatçıların (günlük ve hatırat benzeri basılı eserlerinde de) bu durumdan “Corrot’nun bazen, başkasının yaptığı bir resmi beğendiğinde son rötuşları yapıp imzaladıktan sonra kendine ayırdığı” şeklinde bahsedildiği sanat tarihçileri tarafından bilinen bir gerçekmiş...

Kendi sahtesini kendi üreten dahi ressam Corrot’nun, şu anda yeryüzünde 100.000’e yakın :) tablosunun dolaştığı tahmin ediliyormuş...


(Corrot ve sahte tablolarıyla ilgili geniş bir konuyu New York Times’ın sanat ekindeki şu yazılardan -1. 2. 3.- daha da kapsamlı bir şekilde okuyabilirsiniz.)