09 Nisan 2008

kim evde sürüngen ister ki?

Sürüngenler de dünyadaki biyolojik yaşamın bir parçası ama neredeyse tüm insanlar gibi ben de onlardan (içgüdüsel olarak) pek hoşlanmam...

Şu İngilizce marka koyma ve yabancı kelimelerle reklam yapma hastalığımız öylesine yerlere gelmiş ki artık inanılmaz şeyler de oluyor.

Fayans üreten bir firma, iç dekorasyon malzemesi olarak kullandığı yeni model fayanslarına “reptile” yani "sürüngen" ismini vermiş. (bir ikinci Türk firması da çok beğenmiş olacak ki o da aynı isimle bir seri fayans üretmiş. Ama zaten yurtdışında bu numarayı yapan yabancı firmalar var, yani hem isim olarak hem görünüm olarak aynıları daha önceden de yapılmış, bu neyin yeniden icadı anlayamadım...)

Buradaki espri de “tile” kelimesine (yani İngilizce “karo, fayans, vs.” anlamına gelen) bir şey eklenmiş olması.

Hani 680 (altıyüzseksen) yaşında köşe yazarlarının mantığıyla televizyon programlarına içinde “yorum” kelimesi geçen [oku”yorum”], [yazı”yorum”], [bakı”yorum”] vs. gibi isimler bulunması gibi...

Yahu kardeşim, elinde en güzel malzemeler var; ateş, su, toprak, işçilik, emek, ter vs. Fayansın ve diğer seramik ürünlerinin tanıtımı ve isimlendirilmesi için bunları niye kullanmıyorsunuz? Birisi milyonlarca şeyden bula bula bu kadar basit ve tekdüze bir şey buluyor ve sen de seve seve kullanıyorsan ben ne diyeyim artık...

(Hele hele bir insan niye evinin mutfağına banyosuna “sürüngen” isimli bir ürün alsın onu hiç anlamıyorum.)

Yerli firmalara örnek olması gereken böylesine büyük bir firmanın Türkçe yerine İngilizce ürün ismi düşünmesini sağlayanlar “rep”il “rep”il “tile”sın inşallah diyorum :)

Bu gidişle, bu mantıktaki insanların oluşturacağı ortak özenti kültürü birgün öyle bir yere varacak ki “Atatürk Kültür Merkezi”nin tabelasını utanıp “Grand grandfather of all Türks Culture Center” olarak değiştirecekler...