01 Nisan 2008

Sovyetlere karşı savaşan Alman üniformalı Türkler

Pazar günü bir ara televizyondaki konuşmalar dikkatimi çekti dinlemeye başladım.
Yaşlıca bir adam Yunanistan’daki “Batı Trakya Türkleri”nden olduğunu, savaş zamanında kendisinin resmen Yunanistan’da yaşadığı ve oraya kayıtlı olduğu için gençliğinde Yunan Ordusu’nca askere alındığını anlatıyor.

Adam Türk ama Yunanistan’da yaşadığı zaman savaş çıkınca askere alıp Türklerle savaşması için Yunan Ordusu’yla birlikte Türkiye’ye gönderiliyor…

Amcamız sınırdan girer girmez ilk bulduğu Türk Askeri’ne sarılıp yarım saat ağladığını ve derhal üzerindeki Yunan Ordusu’na ait üniformayı çıkarttığını yine ağlayarak anlatıyor; “Bunca yıl hasretini çektiğim memleketime kavuşmam böyle bir sebeple olamazdı, bu beni çok üzdü...”

Bu hikâye bana eski okuduğum şeyleri hatırlattı size de anlatayım istedim… Daha önceden buraya yazdığım buna benzer konular (1, 2, 3) beğenilmişti umarım bu yazıda ilgiyle karşılanır.

(Eski dergi ve kitapları karıştırıp birkaç şey buldum, şimdi size onları toplayıp/özetleyip aktarayım.)

Bildiğiniz gibi Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmedi ama Türkler “Aynı anda” hem İngilizlerle hem Sovyetlerle hem de Almanlarla birlikte siperden sipere koşturup durdu…

Özbekler, Ahıskalılar, Tatarlar, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar, Azeriler, Türkmenler, Batı Trakya Türkleri ve Kıbrıs Türkleri; Kimi Almanların bombalarıyla Fransada, kimi Amerikalılara karşı savaşırken İtalya’da hayatını kaybetti…

Evrensel olarak kabul gören istatistiki bilgi ve belgelere göre; II. Dünya Savaşı’nda yabancı ülkelerin ordularında asker olarak 300.000 Türk görev alarak savaşa katılmış.

300 bin kişi (savaş sonunda ulaşılan rakamla, esir 5 Milyon Sovyet askeriyle kıyaslanınca) sayıca az gibi görünebilir ama yine de bu sayının II. Dünya Savaşı’na katılan bazı ülkelerin “tek başına gönderdiği toplam asker sayısı”ndan fazla olduğu da göz ardı edilmemeli…

Hitler, Sovyetler Birliği’ne karşı büyük bir saldırı başlatınca, Stalin; “Sovyetler Birliği’ndeki tüm uluslardan askeri birlikler kurulması.” emrini verdi. Kızıl Ordu’nun himayesindeki bu askeri birlikler içinde, zamanında o bölgede kalmış uluslar arasında Türkler de vardı.

1942’ye girilirken Almanların elinde yaklaşık iki milyon esir vardı. Alman Genelkurmayı, Sovyetlerin kendilerine karşı zorla savaştırdığı etnik gruplara Alman üniforması giydirip bunları tekrar gerisin geriye Sovyetlerin üzerine göndermeyi düşündü. Bu şekilde, yaklaşık 800.000 esir asker kendi taraflarında Sovyetlere karşı savaşa dahil edilecekti.

Esir kamplarında büyük kayıplar veriliyordu. Diğer ulusların askerleri gibi Türkler de ya kamplarda ölecekler ya da (Almanlar için Sovyetlere karşı savaşarak) Almanların kazanması sayesinde özgürlüklerine kavuşacaklardı.

Karar verilmişti; SS Doğu Türkistan Silahlı Birlikleri (Osttürkischer Waffen-Verband der SS) adı altında ellerinde bulunan esir Türklerle birlikte, Türkistan ve Kafkasya Müslümanlarından oluşan 450. Tabur kurulacaktı...

Karar uygulamaya geçmiş, kollarında SS armaları, yakalarında bozkurt motifi ve göğsünde “Tanrı biz menen” yazılı üniformalarıyla “Doğu Türkistan Silahlı Birlikleri” savaşa katılmıştı.

Her bir günü ayrı bir efsane olan ve birçok kahramanlık gösteren bu birlik, savaşın bitiminde Alman skerleriyle birlikte 1945 Mayıs’ında 8. İngiliz Ordusu’na Avusturya’da teslim oldu.

SS Doğu Türkistan Silahlı Birlikleri özgürlük ümitlerini yitirmenin dışında tekrar esir düşmüş, bir de üstüne üstlük Sovyetler tarafından (Almanların tarafına geçip Kızıl Ordu’ya karşı savaştıkları için) vatana ihanetle suçlanmışlardı.

Sovyetler, İngilizlerden derhal bu birliğin iadesini istedi.

SS Doğu Türkistan Silahlı Birlikleri’ndeki askerlerden bir bölümü (3.000 kişi) iade edilmeyi beklemeden ortaklaşa karar alarak Avusturya’daki Drava Nehri’ne atlayarak topluca intihar etti... Geriye kalanlar ise iade edildikleri anda kurşuna dizildiler...

Tarih savaşlardan ibaret ve savaşlar da insanlığın en acı olaylarını barındıyor. Bu tip tarihi gerçekleri ne zaman okutup öğretecekler ve insanlığın ortak hafızasına kazıyacaklar bilemiyorum. Umarım bundan sonra ne başkaca savaş olur ne de böyle üzücü olaylar yaşanır...