16 Mayıs 2008

Belediyeler bu kadar mı fakir?

Yolda giderken hiç dikkatinizi çekti mi? Caddelerin yanlarını, kaldırımları vs. süpüren temizlik işçilerinin diğer elinde faraş vazifesi gören büyükçe saplı bir kutu(!) var.

Hangi birine bakarsam bakayım bir ellerinde süpürge, diğer ellerinde tuttukları faraş yerine kullandıkları tenekeler, bidonlar vs.

Koskoca, trilyon hatta katrilyonluk belediyelerde faraş alacak para mı yok?

Sağlam kaldırım taşlarının havasını alıp tekrar kapatmaya, kaldırım taşlarını boyayıp, yol kenarlarına 15 günlük ömrü olmasına rağmen küçük bir ülkenin bütçesi kadar para harcayarak lale ekmeye para bulanabiliyor.

Gereksiz masraf olarak mı görüyorlar bilmiyorum. Ama bütün temizlik işçilerinin elinde bu kesik ve yanları kıvrılmış boş peynir tenekelerinden bozma faraşlar, yine aynı şekilde kesilmiş naylon bidonlar vs. var. Şehrin, benim oturduğum yerler gibi kenar mahallelerinde de merkezindeki en lüks yerinde de bu böyle...

Tabii ki bunlar işçilerin tercihi değil. Adama ne verirsen onunla görüyor işini, onlara hiçbir şey dediğim yok zaten.

Belediyelerde ampül takma aracından tutun da cadde kenarlarını temizleyen araçlara kadar her şey hatta kıyafetler vs. bile son moda da niye herkesin elinde bu kesik bidonlardan bozma faraşlar var?

Avrupa’da ya da kendini gelişmiş olarak adlandıran herhangi bir ülkede bu tür işler için üretilmiş özel aparatlar kullanılıyor.

Böyle 20 litrelik sanayi tipi sıvı deterjan kutusunun kesilip yanına kazma sapı çakılarak faraş olarak kullanıldığı başka bir gelişmiş ülke bilmiyorum.

Düzeltilecek binlerce şey var ama bu da onlardan biri işte...

O yüzden üşenmedim yazdım, dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul’a hiç yakışmıyor...