13 Mayıs 2008

Kuşlar nerede ölür?

Eskiden dedemin çalıştığı elektrik fabrikasının üzerinde kuş sürüleri havalanırdı. Sanki sabah gelir, akşam üzeri giderlerdi...

Gökyüzü bulut gibi kuşlarla kaplanır, o sırada başka bir şey yapıyorsanız, eve doğru akşam yolculuğuna çıkan kuşların toplu bağırışları yeri göğü inletir, işinizi gücünüzü bırakır koşup seyrederdiniz.

Heryer beton oldu, ne ağaç kaldı ne taş toprak... Şimdi eskisi kadar kuş yok ama yine de heryerde rastlıyoruz onlara.

Deniz kenarında Martılar, apartman çatılarında, hava boşluklarında Güvercinler, balkonlarda saksılara yuva yapan Kumrular, çaybahçesinde tostun kenarından minicik bir kırıntı için ikide bir korkakça yanınıza yaklaşıp tekrar kaçan Serçeler...

Geçen akşam televizyonda bir belgeselde anlatıyorlar, eskiden taaa Osmanlı zamanında Bursa’da Leylek hastanesi varmış, kolu kanadı yaralanan Leyleklere bakılır, tedavi ederlermiş...

Bugün otobüste giderken yan yollarda çayır çimen üstünden havalanan kuşlara baktım yine öylesine çoklar, çevreyi yok etmemize rağmen yine öylesine coşkulular...

Sonra aklıma takıldı; bu kadar çok sayıda olan kuşların ölüsüne niye çok nadir rastlıyoruz?

Niye kırkyılda bir, bir Kediye av olan talihsizin birkaç tüyünden başka bir şey görmeyiz?

Çatıların arasına girip gizli gizli sessizce mi ölüyorlar?

Öleceklerini anlayınca her şeyi bırakıp ormanlara, göllere, dağlara mı kaçıyorlar? Niye uçarken havada birden ölüp, pat diye yere düşmüyorlar?

Yoksa artık bize küstüler de ölülerini bile göstermiyorlar mı?

Gerçekten de kuşlar nerede ölür?