02 Haziran 2008

Everything is illuminated [film]



“Everything is illuminated” çekimleri, anlatımı, müziği ve oyuncularıyla izlenebilecek güzel bir film. Eğer sinemaya gidip para verip seyretmiş olsaydım “Param boşa gitmedi.” diyebileceğim kadar da kaliteli bir yapım.

Amerika’da yaşayan Yahudi bir genç, ölen dedesinin yaşadığı yerleri (daha doğrusu ailesinin kökenini) araştırmak üzere Ukrayna’ya gidiyor. Kendisini karşılayan aksi ama sevimli bir ihtiyar rehber ile torunu (ve köpekleri) Yahudi gence Ukrayna’da dedesinin izlerini ararken yardımcı oluyorlar.

(İzlerken gördüğünüz yerlere gitme isteği uyandıracak kadar özenli çekimleri olan filmin her sahnesi iç mekân çekimlerinde de oldukça başarılı.)

Filmin konusu eninde sonunda savaş sırasında yaşanan acı olaylara ve dolayısıyla Yahudi soykırımına kadar dayanıyor ama bunu sıkmadan abartmadan verebilmesini becermişler. Her ne kadar Yahudi soykırımı ile ilgili gibi olsa da tüm insanlar için geçmişini arama ve araştırmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir film.)

Filmin senaryosu, kurgusu yerli yerinde. Aralarda o kadar güzel konuşmalar ve farklı kültürlerin karşılaşmasına ait minik espriler var ki film sırf bu yüzden bile seyredilebilir.

Filmin konusu ne olursa olsun, oyuncular öylesine doğal ve güzel oynamışlar ki Ukrayna nasıl bir yer bunu gerçekten çok iyi anlayabiliyorsunuz. Mesela çocuk Amerika'dan gelen sıradan bir turist gibi davranıp yol sorduğu insanlara bahşiş olarak Marlboro sigarası veriyor ama Ukraynalı yaşlı amca böyle şeylere alışık olmadığı için bir türlü çocuğun niye bahşiş verdiğini anlayamıyor vs.

Hoşuma giden güldüren ve “Yaa gerçekten de böyle olur...” dedirten o kadar çok sahne var ki hangi birini anlatayım bilemiyorum:

Köpeklere karşı alerjisi olan genç, dedenin köpeği ile koyun koyuna yatacak, yolun ortasında kalıp tarlalarda geceleyecekler, yollarda garip ama iyi insanlarla karşılaşıp yol soracaklar, tarlaları dereleri tepeleri aşıp harika bir ayçiçeği tarlasına varacaklar ve belki de film aslında bundan sonra hayatında hiç arabaya binmemiş yaşlı bir kadınla başlayacak...

Filmin ayrıntıları arasında müziklerin çok dikkat çektiğini söyleyebilirim. Ayrıca geçen yıl arkadaşım Enis sayesinde tanıdığım Gogol Bordello grubunun solistinin filmin büyük bir bölümünde başarıyla çıkardığı oyun da takdire değer.

Fazla anlatırsam filmin konusu içindeki ayrıntılara girmek zorunda kalacağım bu da sizin izleme zevkinizi etkileyebilir o yüzden kısa kesiyorum. (Ki iyi filmlere rastlayınca genelde yaptığım gibi; seyretmenizi tavsiye edip üstten bir bilgi vererek açıklamasını da kısa kesme taraftarıyım.)

İçinde Amerikan uyuşturucu mafyası, polisler, çatışmalar, araba kovalamacaları ve ölümsüz kahramanlar olmayan bu filmi (Onun yerine minik bir Zastava marka arabanın geçtiği yerlerin güzelliği hepsine yetiyor.) seyretmenizi tavsiye ederim.

Sakin ama yine de içerik olarak bir yol filmi sayılabilecek, içinde az da olsa macera ruhuyla birlikte esprili durumları iyi işleyen kaliteli bir film.

Ölüm ölüm aranacak, hayatınızı değiştirecek müthiş bir film olmasa da film arşivlerinde bulunması gereken güzellikte bir yapıt. Bulursanız alın verdiğiniz paraya değer. Seyredin diyorum. Ve seyrettikten sonra özellikle benim yaptığım gibi film müzikleri cd’sini internetten indirip filmin etkisini bir iki gün daha uzatırsanız daha da güzel olacağına eminim...