01 Ağustos 2008

elektronik iletişim, blog yazarlığı ve hafıza kaybı...

Cep telefonlarının olmadığı zamanlarda, neredeyse tüm akrabaların ev ve iş telefonlarını kendiliğimden hafızamda tutardım ama ne zaman ki şu cep telefonları çıktı işte o zaman işler değişti...

Artık, telefon edeceğim zaman hemen cep telefonundaki elektronik rehbere kaydettiğim numarayı tek tuşla arıyorum ve acaba o numara nedir diye bakmıyorum bile...

Durum böyle olunca da birinin telefonunu sorduklarında kesinlikle kafadan söyleyemiyorum ve cep telefonunun rehberinden bakıp öyle cevap vermek zorunda kalıyorum.

Kısacası elektronik bellekler kendi belleğimi tembelliğe alıştırdı ve bu konu üzerinde resmen körelmesine sebep oldu...

Tabii ki bu durum sadece benim için geçerli olan bir şey değil, hemen hemen herkes aynı durumda...

Doğal olarak teknolojinin bu şekilde gelişmesi cep telefonlarını, cep telefonlarının yaygınlaşması herkesin bir numaraya sahip olmasını ve bizim onları aramak için her seferinde bir not defterinden bakıp numarayı tek tek yazıp çevirmemiz yerine de cep telefonun kendi hafızasını kullanmamıza neden oldu...

İletişim teknolojilerinin gelişmesi cep telefonunda durumu bu pozisyona kadar getirdi ve eğer cep telefonumuz yanımızda değilse teyzemizin ya da amcamızın telefon numarasını hatırlayamıyoruz.

Teknolojiyle hafızam arasındaki kabul edilebilir karşılıklı alışverişi, karşılığında aldığım teknoloji ile takas edilebilir olarak görüyorum. Ama...

Resimler, gezi notları, çocuklarımız ya da arkadaşlarımız için tuttuğumuz günlükler, kendi özel günlüklerimiz, yazdığımız her şeyi internete koymak da benzer bir etki yaratıyor.

Eskiden herhangi bir konu ile ilgili bir şeyi merak ettiğimde araştırınca aklımda kalırdı oysaki şimdi kültürel yazılardan tutun da hoşlandığım konular ya da merak uyandıran ilgi çekici ne varsa aklıma geleni bloğuma yazıyorum.

Artık aklımda tutmama gerek yok, bir yere yazdım ya nasılsa... İstediğim zaman, kendi zevkime göre oluşturduğum muhabbet konularına ya da bilgi dolu mevzulara ulaşabilirim. Çok zorlandığım bir ve araştırırken ya da yazarken ilgimi farklı bir noktayla dikkatimi çeken çok çok özel bir konu değilse artık yazdığım küçük notları da aynen cep telefonumda sakladığım telefon numaraları gibi hatırlayamıyorum.

Ama bu toptan unutmak anlamına gelmesin, bir yazının bir satırını ya da başlığını göreyim hemen “Hah, bu şu şu şu konuda şundan bahsediyordu, ben de onu yazmıştım.” diyorum.

Ama eskiden olduğu gibi o konu içinde geçen yerlerin ya da insanların isimleri kesinlikle unutuluyor.

Çok eskiden, insanlar bireysel ve toplumsal kültürel birikimlerini nesilden nesile sözlü olarak aktarıyorlardı. Sonra yazı bulundu ve kitaplar basılmaya başlandı. Tabii ki eski sözlü anlatım etkisini yitirmekle birlikte toplumsal hafızayı da beraberinde götürdü. Bin tane masal ezberlemeye gerek yoktu çünkü bakınca okuyacak ya da en azından o masalı hatırlatacak yazılı bir kaynak vardı artık.

Şimdi bizlerin düştüğü durum da daha önceden sözlü anlatım ve aktarımdan yazılı anlatım ve aktarıma geçilirken yaşanan duruma çok benziyor. “Blog”larda, internetteki diğer mecralarda her şeyi bir yerlere yazıp duruyoruz, şarkılar yapıp kaydedip bir yerlere gönderiyoruz, resimler çekip bir yerlerde biriktiriyoruz ve kendi kişisel düşüncelerimizi paylaşmak için bir çok yere bir sürü yazı gönderip duruyoruz.

Cep telefonumuzu evde unutunca ya da kaybedince aynı numaraları bir şekilde tekrar elde etmek kolay... En azından kaybettiğimiz numaraların sahipleri bizleri arayınca tekrardan o numaraları elde edebiliriz ama ya günlükler, resimler, hatıralar, siyasi ve felsefi görüşlerimiz? Edebi eleştiri ve önerilerimiz?

Onları, bir gün kaybedersek nasıl hatırlayacağız? Tüm bunlara rağmen internette yazmaya devam etmeli mi etmemeli mi bilemiyorum.

Sonuçta; eğer hiçbir şeyi yazmayıp öğrendiklerimi ve düşündüklerimi sadece çevremde olan insanlarla sohbet anında paylaşırsam ulaştığım insan sayısı çok az olacak.

Şu anda okuduğunuz bu blog sayfaları gibi aklıma gelen ya da bulduğum her şeyi buraya yazarsam daha fazla kişiye ulaşmış olacağım. Ama çoğunu da daha önceden ben bundan bahsetmiştim yazdım bitti geçmişte kaldı düşüncesiyle unutup gideceğim.

Hangisi daha iyi karar veremiyorum.

Tabii ki tüm insanlığın teknolojik bir sorun yüzünden, bilgisayarlarda saklanan tüm bilgiyi kaybetmesi kadar korkunç olamaz ama ben kendi hafızamdan sorumluyum ve son zamanlarda eskiden yazdığım konuları artık hatırlayamamamı sohbet ve paylaşım konularını blog siteme yazmama bağlıyorum...

İyice yaşlandım mı? Yoksa bu, devamlı yazan tüm blog yazarlarında karşılaşılan bir sorun mu onu da bilemiyorum...