16 Ağustos 2008

İnönü, İnönü olalı böyle zulüm görmedi :)

İsmet İnönü’nün genç bir subay olduğu dönemde, Yemen’deki ayaklanmayı bastırmak için gittiği görevde eline bir gramofon geçer. Arkadaşlarıyla dinlediği plaklar arasında klasik müzik parçaları da vardır.

Kimi zaman opera dinleyip çalan şeylerle alay ederler, kimi zamanlar da dinledikleri eserlerin kimi yerlerine kahkahalarla gülerlermiş. Ama ne gramofonla gelen taş plaklardan başka plak ne de boş zamanlarında uğraşacak başka bir şey varmış...

Gel zaman git zaman klasik müziğe alışan kulakları İnönü’yü klasik müzik dinleyicisi yapıvermiş...

Evlendiği zaman eşine, sonra da kızına piyano dersleri aldırtıp onlara da klasik müziği sevdirmeye çalışmış... (50 yaşına geldiği zaman amatörce de olsa viyolonsel dersleri bile almış.)

Türkiye’de klasik müzik konserlerini kaçırmazmış ve hatta bir keresinde izlediği bir konser sonrasında sahneye çıkan henüz 3-4 yaşlarındaki İdil Biret’e hayran kalınca, yetenekli Türk çocuklarının yurt dışında eğitim almaları için yasa çıkarılmasını sağlamış...

Dönelim geriye...

Kulaklarındaki rahatsızlık artınca tedavi olmak amacıyla Avrupa’ya giden İnönü, orada kaldığı sürece bilgi ve kültürünü de arttırmayı ihmal etmez ve bir gün Kâzım Karabekir Paşa ile operaya gider...

İşte bundan sonrasını hatıralarında bakın İnönü nasıl anlatıyor;

(aralardan alıntılarla)
.............

En ehemmiyetli işimiz operaya gitmek oldu.

...........

Wagner’in bir operası oynanıyordu...

.......

...ilk görüşümde oyunun uzun sahnelerinden yorulmuştum. Nihayet son sahne geldi, kapıdan giren sanatkâr müzikle söylemeye başladı ve tahmine göre, yürüyüp oda nihayetine varınca oyun bitecekti. Sanatkâr yüksek sesle rolünü yaparak odanın ortasına kadar geldi ve perde kapandı. Yalnız kapıdan, odanın ortasına gelinceye kadar yarım saatten fazla zaman geçmişti. Canımızı zor dışarı attık!
.........


:) :)
İsmet İnönü'nün hatıraları bölümünü Soner Yalçın’ın “Siz kimi kandırıyorsunuz!” isimli kitabından alıntı yapıp özetleyerek buraya aktardım.