16 Ağustos 2008

Sinirlenmeyelim “Pil”iiiz...

Yan apartmandaki resim öğretmeni komşumuz, “Siz bilirsiniz, bu pil toplama kutuları oluyor. Siteye bir tane ondan koymak istiyorum...” diyinceye kadar işin ayrıntılarından haberim yoktu.

Sizleri detaylarla boğmadan, seri bir şekilde, yaptığım araştırmalardan öğrendiklerimi aktaracağım...

Her yerde her şey pilli, oyuncaklar, cep telefonları, kumandalar, taşınabilir bilumum video göstericiler, dizüstü bilgisayarlar, mp3 çalarlar, bilgisayar oyunları, alarmlar, el fenerleri, vs, vs...

Buna pil konmuyor ki şarj ediyoruz demeyin, şarj olan şey de bir pildir ve belli bir süre sonra atık pil sınıfına girip çöpe gidecektir...

Atık pil konusu niye önemli önce onu kısaca bir açıklayalım...

Pili kullanıp attığımızda normal çöple birlikte kaldırılıp da bir yere gömülürse; pillerin içindeki nikel, kadmiyum vs. gibi maddeler toprakta çözülüp yeraltı sularına karışıyor ve doğadaki temiz suyu kirletiyorlar.

Doğadaki en temiz su olması gereken yeraltı suları, pillerin içindeki kimyasal maddeler yüzünden kirlenince de bitkilerin ve diğer canlıların yaşamını kötü yönde etkiliyor.

Kadmiyum gibi bir madde suda çok çabuk çözülüyor ve suya bulaşan bu madde ile su neredeyse bir zehir oluyor, ulaştığı yerlerde ne ot ne de çiçek bitiyor...

İleride çözüm olabilecek güneş enerjisiyle çalışan aletlerin kullanılması kirliliği biraz da olsa rahatlatacak ama günümüzde sorun devam ediyor.

Peki, bunu önlemek için ne yapmak gerekiyor?

Pillerin toprağa temasını engelleyip içindeki kimyasalların çözülünce yeraltı sularına karışmasını engellememiz gerekiyor. Bu yüzden de atık pillerin toplanıp özel bir şekilde imha edilmesi lazım...

Atık pilleri toplayan firmalar (ki genellikle bunlar çevreye karşı duyarlı olduğunu göstermek isteyen pil üreticileri oluyor) pil toplama kutuları dağıtıyor ve bunların kalabalık yerlere koyulmasına dikkat ediyorlar.

Piller toplanınca ne yapılıyor?

Dağıtılan kutular doldukça bir merkeze ulaştırılıyor ve oradan da alınan bu piller kalın beton duvarlı özel büyük çukurlara gömülüyor. (böylece pillerin içindeki kimyasalların toprağa karışmasını engellemeye çalışıyorlar.)

Gelelim bizim memlekette bu işler nasıl yürüyor kısmına...

Önce, kim bize pil toplama kutusu verir araştırmasına girip; size, güzel görünümlü ve sağlam bir toplama kutusunu kimin vereceğini tespit etmelisiniz.

İnternette araştırırsanız herkesin pil toplama kutusu dağıttığını görüp şaşırabilirsiniz. (İstanbul belediyesi bile “pil toplama kutusu isteme hattı” açmış, şaşmamak elde değil.)

Gelelim bundan sonrasına...

Bütün herkes pil toplama ünitesi veriyormuş gibi yapsa da isteklerinize bir sürü kuyruk takıp işi dolandırıp duruyorlar ve o kutuyu biraz zor alıyorsunuz. (hatta alamıyorsunuz da diyebiliriz :) )

“Öyle siteye miteye, yok bakkaldı, muhtardı vs. pil toplama kutusu veremiyoruz canım, okul olsan neyse belki düşünürüz...” diyorlar.

Diyelim bir öğretmensiniz ve çocukları doğaya, çevreye karşı bilinçli olsunlar diye okula böyle bir pil toplama kutusu koymak istediniz. (Yazık ya, böyle öğretmenler de var...)

Baktınız ki bir türlü bu kutuyu alamıyorsunuz o zaman kutuyu kendiniz yapıyorsunuz... (Bir şekilde sorunu çözdünüz ama durun daha en başındasınız...)

Diyelim bu kutu çocukların da katılımı ve hevesiyle doldu... Şimdi ne yapacaksınız? Çöpe atarsanız aslında yine aynı şey olacak ve her şey boşa gidecek...

Yine telefonlar görüşmeler vs. Ve sonunda şu bilgiyi ediniyorsunuz; “Kardeşim sen onu yolla bize biz diğerleriyle birlikte onları da usulünce imha ederiz...”

Haydi, bakalım iş başa düştü. Koskoca okul her katta iki tarafta bir kutu en az 15 kilo dan 10 kutu ediyor 150 kilo. Nasıl taşınır, nasıl gönderilir?

Diyorsun ki oldu olacak biz bunu kargoyla göndermeyecek miyiz? Toplarım hepsini bir yere, gel kardeşim al bunları gönder şu adrese neyse parası biz vereceğiz, yeter ki bu kadar emek ve çocuğun hevesi yarıda kalmasın...

Kurye ve kargo şirketleri aranıyor, hepsinden aynı cevap alınıyor: “Piller, kanuna göre kimyasal madde sayılıyor ve biz de kanunlara karşı gelip kimyasal madde taşıyacak değiliz ya... Bak kardeşim son kez söylüyorum iki katı para da versen pil taşımıyoruz...”
(Ah! Be hocam bir sorsana bakalım “İnternetteki alışveriş sitelerinden oyuncak, telefon ya da fotoğraf makinesi için yeni pil sipariş edince onu nasıl taşıyorsunuz, onda kimyasal madde yok mu?” diye.)

Sen misin hayırlı bir iş yapacak olan, al işte böyle başına gelmeyen kalmaz adamın. Üstüne üstlük çocuklar da böyle şeylerin insanın başına nasıl bela olduğunu da gördü mü sana... (Güzelce bir hayat dersi aldılar işte, bundan iyi eğitim mi olur?)

Hah! Hah! Haaaa... Sakın bitti sanmayın, bakın daha neler olacak :)

Bu toplanan atık piller başınıza bela oldu mu şimdi... Hiçbir şekilde kurtulamadığınızla kaldınız mı? Onu ara bunu ara, o “Bizim kargo şirketiyle anlaşmamız var, nasıl almazmış.” Öteki “Yok kardeşim, yasak. Pil taşıyamam.” diyerek. Oyaladı durdu mu hepinizi... Eh! Zaman geçiyor, geldi yaz, okullar tatil oldu. Tatil bitti, geri geldin o da ne? Piller yok...

Hademe “Pislik yapıyordu attık çöpe.” dedi mi? Aaaa!!! Bugün okulun ilk günü öğretmenim niye ağlıyorsun?

Eveeeet... Bu gerçek hikâyeden sonra gelelim diğer ayrıntılara...

Avrupa’da çoğu ülke bu işe kesin çözümü(!) bulmuş ama çooook salakça bir şekilde; Kimyasal atıklarını götürüp Nijerya gibi geri kalmış ülkelere gömüyorlar ya da döküp kaçıyorlar... (Yasal olarak da “Biz bilmem ne şirketine verdik bu işi, o nereye döküyor ne yapıyor biz ne bilelim.” cevabıyla da şimdilik kurtuluyorlar.)

Bireysel çözüm bulanlar ise şöyle yapıyormuş (ki bana da en mantıklısı bu geliyor ama ileride ne gibi sorunlara yol açar onu da düşünmek gerekiyor tabii ki); Pet şişeler doğada 150 yıl ile 300 yıl kadar bozulmadan kalıyorlar, yani çürüyüp toprağa karışmıyor. O halde bu pilleri pet şişelere koyup kapağını da sıkıca kapatayım ve çöpe öyle atayım. İşte bir taşla iki kuuuuş. Hem pet şişeleri bir iş için kullanılır hale getirdim, hem de doğayı atık pillerdeki kimyasallardan korudum...

Tabii ki her zaman uyulması gereken en önemli kural şudur, bir problemi oluşunca çözmeye çalışmaktansa o problemi yaratmamaya çalışmak daha iyidir... Yani bu atık mevzusu pille ve onun kimyasallarıyla sınırlı değil...

Bir düşünün yüz milyonlarca ürün ve milyarlarca paket var. Bu paketlerin (ürün ambalajları) üzerinde de özel kimyasallara sahip ağır metal kullanılan matbaa mürekkepleri var...

Ürünü kullandın, attın. Kâğıdı doğaya karıştı, üzerindeki boyalar çözüldü ve içindeki kimyasallar yine yeraltı sularına karışacak...

Bir tek kutunun üzerindeki baskıda belki çok ama çok çok az mürekkep olabilir ama bütün çöpleri toplayıp da buradan toprağa karışan kimyasal atıkları hesapladığınızda tonlarca mürekkep eder...

Madem amaç doğayı korumak...

Neyse işte... Yavaş yavaş bunların farkına varmak bile önemli... Belki bir 200, 300 yıl sonra insanlar bunlara teknolojik çözümler getirirler... (Haaa... Tabii ki o zamana kadar insan ve yaşanılabilir bir dünya kalırsa...)