15 Eylül 2008

Minimalist sanatsal anlayışta "coğrafik tarz" teorim

“Kuzey Avrupa ülkelerinin hem endüstriyel ürünlerde hem de çeşitli sanatsal çalışmalarda ‘Minimalist tasarım’a (sadelik ve işlevselliğin ön planda tutulması) diğer ülkelerden daha fazla önem vermesinin nedeni ne olabilir?”

Bu soruyu düşündüğüm zamanlar aklıma tabii ki Kuzey Avrupa’nın içinde bulunduğu topografik özellikler, dolayısıyla orada yaşayanların içinde bulunduğu coğrafya da geldi...

Coğrafyanın farklılığı (ya da kendine özgü özellikleri) doğal olarak o bölgede yaşayan insanlar üzerinde de diğer yerlere göre başka türde farklılıklar yaratabiliyor...

Fakat bu bölgenin diğer yerlere göre (hiç değilse yakın Avrupa ülkelerine göre) olağan dışı topografik bir farkı da yok (buzul ya da çöl gibi).

Dağsa dağ, kayaysa kaya, ormansa orman... Hemen hemen her şey üç aşağı beş yukarı aynı ama bir değişken var ki o gerçekten büyük bir fark yaratıyor olabilir...

Bu fark: Işık...

Evet, ışık gerçekten büyük bir değişiklik yaratmış olabilir...

Gördüğümüz her şey ışığa göre değişmiyor mu? Hatta ışık olmadan görmek mümkün değil diye bilmiyor muyuz? O zaman ışığın açısı, rengi ve dokusu, frekansı da görme işleminde görülenin görülme biçimini etkilemiyor mu?

Mavi ve biraz pastel bir pembemsi ışık, normalden biraz daha yatık bir açıyla geldiğinde üzerine vurduğu nesneyi biraz daha sade ve yumuşak gösterirken yüzey üzerindeki ayrıntılar pek fazla göze batmaz...

Nesnenin üzerine daha dik bir açıyla vuran sarı güneş ışığı ise daha canlı ve dolgun olduğu için en küçük bir ayrıntı bile gözden kaçmaz. Bu yüzden her türlü süs ve işlemeye ait ayrıntı kaybolmadan tüm özellikleriyle dikkat çeker...

Biraz daha ayrıntıya gireyim:

Aslında dünyadaki hiçbir şeyin rengi yoktur.

Nesneleri renkli olarak algılamamızı sağlayan şey;

Işığın bir nesneye çarptıktan sonra,

o nesnenin yüzeysel dokusuna göre
belli bir frekansla geri yansıması
(göz ve beyin arasındaki ilişkiyle) bize de bu frekansta yansıyan ışığı belli bir rengi algılamamızı sağlamasıdır...

Tam ve kusursuz bir karanlıkta nesneleri renkli görmemiz mümkün değildir. Bunun içindir ki ışık, renk üzerindeki en büyük etkendir...

Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayan tasarımcıların dokuları, şekilleri minimalist anlayışla farklı yorumlaması belki de “Işığın kırılma açısı ve geliş yönlerindeki (coğrafyaya ait) doğal farklılıklar ile renk ve dokusundaki farklılıklar.”ına bağlanabilir diye düşündüm...