15 Eylül 2008

çocukların haçlı seferi...

Kutsal yerleri ele geçirmek amacıyla yola çıktıklarını söyleyen haçlı orduları, bir çok seferden sonra ardında kan gölleri bırakmış; karşılığında yapılan saldırılar sonucunda ya da kendi içlerinde düştükleri anlaşmazlıklar nedeniyle de aynı sonuçla kendi topraklarında karşılaşmışlardı.

14. yüzyılda Kudüs’ün Osmanlılar (ve Memlûklar) tarafından ele geçirilmesine kadar (ilk haçlı seferinden son haçlı seferine kadar) yüzyıllar boyu her iki tarafta da büyük acılar yaşanmış ve her iki tarafın kayıpları da tahmin edilemeyecek kadar büyük olmuştu...

Savaş her zaman zenginlerin ve para hırsı olanların işine yarar. Bu yüzden de en büyük acıyı masumlar çeker. Bu her zaman böyle olmuştur ve ne yazık ki hiç bir şekilde de değişmez!

Okuduğum bir yazıda arada dikkat çekici bir şeye rastladım. Konu, meraklısı için araştırmaya açık önemli bir olay... Özetleyerek aktarıyorum.

Avrupa, haçlı seferlerinin yapıldığı zamanlar savaşlarda ölenlerin yetim ve öksüz çocuklarıyla dolup taşıyormuş.

Böyle bir ortam her türlü şeyi yapmaya müsait olduğu için insanları “Eğer kutsal yerleri ele geçirmek istiyorsak savaşa şu anda melek sayılan bu günahsız çocukları yollamalıyız. Çünkü tanrı onları günahsız olduğu için korur ve yardım eder, biz de bu kutsal savaşı kazanırız.” diyerek kandırıp çocuklardan kurulu bir ordu hazırlamışlar...

Bundan sonra binlerce çocuk aç-biilaç yollara dökülmüş ve zar zor İtalya sınırlarına ulaşmışlar...

Çocukları “Kutsal topraklarda savaşmaya” diyerek kandırıp ordu kuranlar burada bütün çocukları yine “Kutsal topraklara, Kudüs’e savaşmaya gidiyoruz!” diyerek kandırıp gemilere bindirmişler...

Gemi sahipleri, tüccarlar ve çocuk ordusunun liderleri aslında çok daha önceden anlaşmışlar.

Bu anlaşma; çocukları “Savaşmaya, Kudüs’e” diyerek, Kuzey Afrika’ya köle olarak satmak içinmiş...

Ve talihsiz çocuklardan kurulu bu ordu, köle olarak satılmak üzere Kuzey Afrika’nın çeşitli yerlerine gönderilmiş...

Hangi devirde, hangi milletten ve hangi dinden olursa olsun böyle bir şeyi yapanlara nasıl “İnsan” diyebiliriz bilmiyorum...