01 Ekim 2008

köylerinde arkalarından ağlayacak tek bir kişi bile kalmamış...

Okuduğum bir kitabın kaynakçasında rastladığım tarihi bir bilginin peşine düştüm...

Herkesin bildiği gibi savaş öncesi, sonrası ve savaş sırasında birçok ülke kendi sınırları içinde bulunmasını istemediği azınlıkları sürgüne gönderir... ama böylesi ne duyulmuş ne görülmüş.

Kaynağı doğrulamak için internette araştırma yaptım ve aynı bilgilere ulaştım.

Acı ve dehşet içinde okudum, inanamadım.

II. Dünya Savaşı’nın bitmesine bir yıl kala; Rusya sınırları içinde yaşayan Kırım Türkleri sürgüne gönderiliyor. Fakat aradan iki ay geçince bir de bakıyorlar ki bir köyde (Arabat Köyü) yaşayanları unutmuşlar! Haydi bakalım alın bunları götürün diyorlar...

Koskoca bir köy dolusu insan... Yokluk içinde savaş yıllarının arbedesinde kimin ne yaptığı ettiği belli değil. İnsanların bu sürgüne karşı koyacak ne güçleri var ne de yapabilecekleri başka bir şey...

Zorunlu olarak alelacele toparlanıp yaşadıkları yerlerden ayrılmanın üzüntüsü içinde ağlaya sızlaya yola koyuluyorlar.

...........

Bütün köyü toplayıp bir gemiye bindiriyorlar...

Yapacak bir şey yok ama hiç değilse canlarını kurtardıklarına seviniyorlar, iyi kötü bu gemi bir yere gidecek diye düşünüyorlar...

Fakat Ruslar, denizin en derin yerine geldiklerinde geminin ambar kapaklarını açarak içindeki bütün insanlarla birlikte geminin batmasını sağlıyorlar.

(Bu bilgiye ulaştığım yer Karahan Emel Kırım Vakfı'nın Desteğiyle yayınını sürdüren Vatan Kırım internet sitesindeki Sürgün tarihçesi bölümü... İsteyenler sürgün tarihçesi sayfasına buradan ulaşabilirler. Söylediğim olay 20 Temmuz 1944 tarihli başlık altında açıklanmış.)