23 Ekim 2008

Osmanlı'nın Viyana macerasından ayrıntılar...

Tamamen benim “Tarih bilgisi” bilgisizliğim ama bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp diyerek konuya giriyorum.

Bugüne kadar hep şöyle bilirdim:

Osmanlı kuruldu, genişledi, savaşıp topraklarını genişletti ve Avrupa’da en son Viyana kapılarına kadar dayandı... orada başarılı olamayınca da geri döndü...

(Tabii ki Osmanlı Akdeniz’i bir iç denize çevirmişti, Kuzey Afrika’dan Uzakdoğu’ya kadar bir çok yerde sözü geçiyordu ama bu “Viyana Kuşatması” olayı genişlemenin durduğu, pek çok ayrıntısını bilemediğim bir sınır gibiydi benim için...)

Daha önceki iki gönderide belirttiğim “Araştırma serisi, no: 26” isimli dosyadan öğrendiklerimi özetleyerek aktarıyorum (doğruluğu tartışılır ama ben sadece kaynak olarak göstermek için; hani “nereden uyduruyorsun bunları kardeşim” durumu olmasın diye ismini geçiriyorum,)...

Osmanlı’nın Viyana seferiyle ilgimi en çok çeken şey;
“Viyana Kuşatması”nın Osmanlı tarafından çok önce de (esas kuşatmadan 150 yıl önce) denenmiş olmasıydı... (Bunu bilmiyordum)

Kanuni Sultan Süleyman 1529’da 75.000 kişilik bir orduyla Viyana önlerine gelip kenti kuşatmış... ama ordu İstanbul’dan Mayıs’ta yola çıktığı için kentin kuşatılması Eylül’ün sonlarına, dolayısıyla kış şartlarına denk gelmiş...

Üç hafta süren kuşatmadan bir sonuç alınamayacağını anlayan Kanuni, Avusturya İmparatoru Ferdinand’ın kenti terk etmiş olmasını gerekçe gösterip geri çekilmiş...

(“Araştırma serisi, no: 26”ya göre Kanuni, bastıran kış şartları karşısında eli kolu bağlı kalmış o yüzden Viyana’yı alamayacağını anlayınca da “Alamamaktansa, vazgeçmiş gibi yapmak daha iyi.” diye düşünmüş. Tabii ki bunun böyle yorumlanması bunu yazana aittir bu konuda yorum yapabilecek tarih bilgisine sahip değilim...)

Evet, böylece son kuşatmadan 150 yıl önce başka bir Viyana kuşatması olduğunu öğrenmiş oldum, ilginç... Ama bu kitaptan öğrendiğim “1683’teki Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın kuşatmasına ait bilgiler” ise çok daha ilginçti...

Ben Osmanlı’nın Viyana’yı askeri taktik ve teknik donanım yetersizliği yüzünden alamadığını sanıyordum ama yazılanlar durumun bambaşka olduğunu gösteriyor...

Konu çok geniş ve yazısı da bir o kadar uzun. Ben dikkatimi çeken noktaları özetleyerek yazıyı bitiriyorum...

Sadrazam Kara Mustafa Paşa’nın, emrindeki 200.000 askerle Viyana’yı alamaması için hiçbir sebep yokken nasıl olmuş da kaybetmişiz işte ilk kez öğrendiğim ayrıntılar...


Sadrazam Kara Mustafa Paşa hem Ruslara karşı yapılan savaşlarda hem de Balkanlardaki savaşlarda üstün yararlılıklar gösteren başarılı bir askermiş...

Sultan IV. Mehmet, sadrazamına çok güveniyormuş ve bu yüzden de Belgrat’a kadar ordunun başında yer almış ama daha sonrasında komutayı Sadrazam Kara Mustafa Paşa’ya devredip kendisi geriye (saraya) çekilmeyi daha uygun görmüş...

Yalnız yazılanlara göre Sadrazam Kara Mustafa Paşa Viyana’yı emrindeki orduya yağmalattırmadan ele geçirme arzusundaymış.

O zamanki geleneğe göre ordu savaştığı yeri ele geçirince askere birkaç gün orayı yağmalaması için izin verilirmiş. (Sadrazam Kara Mustafa Paşa, askerin bu hevesini doyurmak için önceden oraya gelene kadar yolunun üzerinde geçtikleri her yeri yıkıp yakıp yağmalamalarına izin vermiş...)

Sadrazam Kara Mustafa Paşa Viyana’nın yağmalanmasını istemediği için de (savaşarak kenti ele geçirip yağmalanmasına izin vermektense) kendi kendine teslim olmalarını beklemiş... (Savaş yoksa yağma da yok)... Bu da savaşa girme sürecini oldukça uzatmış...

(Sadrazam Kara Mustafa Paşa’ya emrindeki kumandanlar dayanamayarak arkadan Viyana’ya yardım gelebileceği uyarısında bulunmuş ama buna rağmen yine de yaklaşık iki ay kadar beklenmiş...)

Bu süre içinde kendilerine bütün Hristiyan dünyasından yardım ulaşan Viyana ise 20.000 kişilik kuvvetlerine 100.000 kişinin katılmasıyla iyice güçlenmiş...

12 Eylül 1683’te yapılan savaşta Osmanlı Ordusu ağır bir yenilgiye uğramış ve Belgrat’a kadar geri çekilmek zorunda kalmış... Kara Mustafa Paşa “bu yenilginin sorumlusu olarak gösterebilmek için” kendi emrindeki birçok komutanın kellesini vurdurmuş, ama padişaha yakın kaynaklar tüm gidişatı daha önceden harfi harfine saraya bildirdiğinden kendisi de çadırında boğularak idam edilmiş...

Surlarla çevrili bir yerde yokluk içindeki 20.000 kişiye karşılık 200.000 kişilik dev bir ordu... Ve elinde fırsat varken (ki zaten oraya da savaşmak için gitmişsin) 10 katı bir kuvvetle savaşmak yerine beklemeye geçiyorsun... Hem de bir buçuk ay...

İşte aslında Viyana Kuşatması’nın Osmanlı için bu şekilde tatsız bitmesine sebep olan ayrıntılar... Daha fazlası da var ama (kim olduğunu bilmediğim) yazarın kendine ait yorumları olduğu için konunun diğer ayrıntılarını buraya alıp uzatmıyorum...