25 Kasım 2008

seni gidi delikli sünger seniii...

İrlandalı Patolog Dr. Earle Hackett’in, Blood: The Paramount Humour isimli kitabından birçok örnek alınarak yazılmış güzel bir makale okudum...

Canlılar ve kan konusunda çok ilginç bir tespit yapan Dr. Hackett bakın nasıl bir teori ortaya atıyor:

İlk canlı hücrelerden oluşan ilkel yaratıklar için deniz; ısıtma - soğutma gerekliliği olmayan, her yerin besinle dolu olduğu bir ortamdı...

Yaşam karmaşık bir yapıya dönüşmeye başlayınca, bazı çok küçük yaratıklar aldıkları besinlerin daha hızlı emilimini sağlamak için; dış yüzeylerinden de oksijen almanın bir avantaj olduğunu farkederek (mesela sünger benzeri canlılar) su akıntısının içindeki besin ve oksijenin vücutlarından içeri girip atıklarını da dışarı bırakması için yüzeylerinde çok sayıda delik geliştirdiler...

(ya da uygun yerlerdeki akıntıların taşıdığı besin parçacıkları bu canlılara aralıksız temas ederek (çarparak) vücutlarının üzerinde basınç oluşturarak böyle olmasını sağladı...)

Deniz içindeki ortamda elde ettikleri bu avantaj sayesinde ister istemez bir iç dolaşım geliştirmek zorunda kalan canlılar artık dışarıdan gelen besinlerin kendilerine çarparak vücutlarına girmesi yerine, oluşturdukları bu iç dolaşım sayesinde besinlere kendileri ulaşabilir duruma geldiler...

Kendi iç dolaşımlarını geliştirerek gereksinim duydukları yaşam döngüsünü dışarıdan gelen etkiler yerine kendi kurdukları sistemle devam ettirebilen bu küçük canlılar artık bulundukları yere bağlı kalmaksızın hareket kabiliyeti kazanmış oluyordu...

Bunların bir kısmı çevre şartlarına göre farklı ihtiyaçları karşılayan organ ve organellerini geliştirmeye devam ettiler...

Bundan sonra yeni beslenme alışkanlıklarına göre de farklı boyutlarda farklı tipte canlılar oluşmaya başladı... ve zamanla kimisi denizdeki yaşamın çeşitli nedenlerle yaşamaya elverişli olmadığı yerlerde kara parçalarına yaşamsal geçiş yaptı...

Kimi hem karada hem suda yaşamaya başladı, kimi ise tamamen karasal yaşama ayak uydurdu...

İşte o geçiş ve öncesinde canlıların çevrelerindeki besin ve oksijene ulaşmaları, ulaştıklarında da en kısa sürede bu maddeleri bünyelerine aktarmaları için geliştirdikleri dolaşım sisteminin çalışmasını sağlayan sıvı “Kan”dır...

Kan; canlılara okyanusta başlayan hayatından kalan bir hatıradır...

Kan serumu dediğimiz, hücrelerin içinde yüzdüğü sıvının kimyasal içeriği aşağı yukarı deniz suyuna benzer...

Kandaki tuz oranı yüzde 1’den daha azdır... Halbuki şimdi gidip denizin tuz oranını ölçsek yüzde oranı açısından kandan daha fazla tuz içerdiğini görürüz çünkü denizler (yağmurların ve yer altı sularının devirdaimi ile taşıdığı tuz yüzünden) zaman içinde daha tuzlu bir çözelti haline gelmiştir...

Denizler çevresel ve doğal etkilerle değişmiş olabilir ama canlılara hayat veren kan serumunun içeriği 300 milyon yıl önceki okyanusun kimyasal yapısı gibidir...

Dr. Earle Hackett - Blood: The Paramount Humour (Jonathan Cape Eng. 1973)