20 Aralık 2008

2:37 [film]



2:37; Kolejli Avustralya gençliğinin okuldaki bir günü böyle midir gerçekten? Ve Bir genelleme değilse; bu kadar aykırı uç kişiliklerin yanyana getirilmesi normal midir diye düşünmeden edemeyeceğim sıradan bir okul filmi.

Kimi yabancı film tanıtım sitelerinde 2:37’yi yere göğe sığdıramamışlar; yok efendim kan (cannes) film festivalinde millet 17 dakika ayakta alkışlamışmış yok efendim iki kere gösterilmişmiş vs. vs.... İyi de ben de başka filmi 18 dakika alkışlayınca o film bundan daha mı güzel olacak? Orası cannes ne göstersen bilmeden alkışlarlar siz onlara bakmayın.

Gelelim filmin konusuna...

Film, okul tuvaletinin kapısı kilitliyken açmaya çalışanları gösteren bir giriş sahnesiyle açılıyor. Kapıyı açmaya çalışırlarken kapının altından sızan kandan içeride kötü bir şeyler olduğunu anlıyoruz ve bakalım ilginç bir film mi olacak diye beklemeye başlıyoruz...

Film burada kesip geriye dönerek bu olayın öncesinde neler olduğunu ve buraya nasıl gelindiğini göstermeye başlamak için tek tek filmin kahramanlarını tanıtmaya başlıyor...

Futbol oynayan baskın bir maço tip ve onun peşinde koşan bir kız, eşcinsel tercihlerini söylemekten çekinmeyen genç bir öğrenci, zengin bir ailenin oğlu ile kızı, fiziksel olarak sakatlığı bulunan (ve sınıfta altına çişini kaçıracak kadar biyolojik bozukluğu olan) bir genç ile bu gençlerin etrafındaki diğer öğrenciler...

Ekibi tanıyınca onların iç dünyalarını ve aileleriyle ilişkilerinin onlar üzerindeki etkilerini de yavaş yavaş öğrenmeye başlıyoruz. Tek tek herkes kendi hissettiğini ve olan biteni nasıl değerlendirdiğini, kişisel hayat felsefesini anlatmaya başlıyor...

Okul koridorlarında hiç bitmeyen bir dolaşmanın peşine düşen kameramanla birlikte bir oraya bir buraya gidip duruyoruz. Akışın belli bir mantığı yok, bütün kurgu; filmin açılışındaki olayın öncesinde okuldaki günü anlatmaya çalışıyor. Hani klasik bir tanımlamayla “Ne oldu da böyle olmasına neden oldu?”yu gösterecekler...

Ama o kadar boş koridorlarda sağa sola gidip anlamsızca bir oraya bir buraya götürülüp duruyoruz ki bir süre sonra sıkılmaya başlıyoruz.

Yönetmen de bunun sıkıcı olacağını anlamış olacak ki; (filmin başında gerçekleşmiş olan cinayet ya da intihar olayı hakkında) daha sonradan yapılmış olan genel sorgulama sırasında çekildiğini düşünmemiz gereken (bu bölümler siyah beyaz) ara bölümleri filmin içine serpiştirmiş...

Böylece başta gördüğümüz olaya neden olan kişi ve davranışlar nedir diye filmde tanıtılan karakterleri dinlediğimizde acaba bunlardan hangisi ölmüş ya da öldürülmüş veya intihar etmiş diye düşünmeye başlıyoruz.

Filmlerde dar mekân ve az zaman filmin temposunu ve heyecanını arttırır ama bu filmde sanki zaman bir türlü geçmek bilmiyor.

Aşırı küfürlü ve seviyesiz cinsel göndermelerle dolu rahatsız edici diyaloglar, açık saçık gereksiz uzatılmış cinsellik içeren sahneler, itiş kakış içinde birbirine benzeyen bir sürü dedikoducu kızın anlamsız ve gereksiz lafları yüzünden film çok basit ve sıradan olmuş. Oyuncular orta karar, çekimler gerçekçi görünsün diye kimi yerde salım salım sallanan rahatsız edici bir kamera devamlı bu filme niye başladım ki diye düşünmemize neden oluyor...

Film büyük bir sürprizle bitmeyeceğinin sinyallerini ortasına geldiği anda vermeye başlıyor ve tahmin ettiğimiz gibi bütün gösterilen karakterlerin aslında arka planda başka bir insan olduğu (güya bu devirde böyle şeylerle şaşırtacaklar) gösteriliyor.

Hepsinin kendince başka problemleri vardır vs. geçildikten sonra yine klasik olarak “tahmin edemeyeceğinizi düşündükleri” birinin ölümüyle sonuçlanıyor.

“Yaaa hepsi olurdu da ölen kişinin bu olacağını tahmin edemezdim” dedirtmek için (uzatılmış kan revan içinde gereksiz bir yakın çekimle) o kişinin ölümünü gözümüzün içine soka soka bir hal oluyorlar...

Abuk sabuk ikide bir gökyüzüne çevrilen kamera yaprakları gösterip duruyor vs.

Filmi beğenmedim ve beğenenden de şüphe duyarım, nesini beğendin arkadaş? Ne merak var ne heyacan, ne öğretici ne de sanatsal bir yanı var... Çekim teknikleri ya da efektler desen farklı ve ilgi çekici bir şey yok anlattığı şey neredeyse yüz yıllık bir gençlerin sorunları var cümlesini aşamıyor nesi güzel anlamadım...

Hele hele kendi içindeki saçmalığa da tanık olduktan sonra asla bu film için iyi bir film demem mümkün değil;

Bir olay olmuş ve biri ölmüş... Film, bu olayın etrafındaki insanları alıp neler yaşandığını gösterecek ve araya da filmin başından en sonuna kadar siyah beyaz video parçaları konulmuş bu video çekimlerinde tek tek herkes kendinden bahsedip duruyor ve filmin sonunda da ölen kişi için “İyi biriydi böyle bir şey yapacağını beklemezdim.” vs. diyor.

Şimdi; bu insanlar bu ölen kişi için soruşturmayla ilgili (ya da özel başka bir nedenle olsa da) videoya konuşmuş mu konuşmuş... Bu insanlar “ölen biri ile ilgili fikirlerini ve olan bitenle ilgili görüşlerini anlatıyorsa” aynı şekilde bu videoların içinde “ÖLEN KİŞİ”nin de konuşup fikir belirtmek için kayıtlarda ne işi var?

Bir de böyle bir olayın detaylarına ulaşılmak için çekilen video kayıtlarında sen ölen kişi hakkında ve kendinle onun arasındaki olayları anlat ama saçma sapan gereksiz kendi özel hayatının gereksiz ayrıntıları ile niye kafa karıştırıyorsun? (yok ben eşcinselim şunla şunu yaşıyorum, yok ben babama hayranım o bana şöyle davranır, yok öteki gelir ben aile içi cinsel tacize uğruyorum vs.) Ve bu böyle bir kayıtta ne kadar gerekli ya da gerekli olsa bile kaç kişi gerçekten bunları söyler?

Boş koridorlarda aynı tiplerle neyin ne için yapıldığını anlamadan basit bir aşk bunalımının gençler arasında bir anlık bir yanlışla nerelere gidebileceğini anlatan bu uyduruk filmle vaktinizi harcamayın. Benzeri olan (kötü de olsa bundan iyidir) Elephant filmini seyredin daha iyi...

Çocukların seyretmesi (18 YAŞ ALTINA ZARARLI OLABİLİR) uygun olmayacağı için dikkatli davranılması gerekiyor.

İlla ki her ebeveyne önerilen bu başıboş ilgisiz ve sevgisiz kalan gençlere bakın da neler oluyor safsatasını yüz milyonuncu kez seyretmek istiyorsanız siz bilirsiniz ama ben tavsiye etmiyorum. Yakında bir fırın varsa sıcak ekmek alıp arasına tereyağı ve tulum peyniri koyup çocuğunuzun önüne çayla birlikte koyun bir de şöyle saçlarını bir karıştırıp öpüverin onu. Çok daha gerçekçi ve yararlı olacaktır. (Hem de çocuğunuz sizi hayatı boyunca içten alkışlarla takdir edecektir öyle 17 dakika falan değil.)