14 Aralık 2008

400 darbe - Les quatre cents coups [film]



Fransız sinemasının yeni dalga akımındaki önemli ismi François Truffaut’nın “400 darbe” (Fransızcada okulu kırma anlamında bir deyim olan Quatre cents coups’tan çevrilmiş, İngilizce ismi ise 400 Blows) filmi konu olarak sıkıcı ama yapıldığı zamana göre oldukça yenilikçi bir yapıt...

Genel fikir bu olsa da zamanı içinde yeni bir akım başlatmış olan bu tipteki filmler çoğunlukla zamanımızda sıkıcı olarak görülüyor. Ki ben de merakla seyretsem de sıkılmadım dersem yalan olur...

Tamam çekimler güzel, oyuncular iyi, konu fena değil ama birbirine bağlı yalanlar bir insanı ne kadar zor duruma sokar hele hele ergenliğe geçiş döneminde ana fikri pek de yaratıcı bir şey değil gibime geliyor.

Okulda bir iki zıtlaşma sonucu ceza alan çocuk kahramanımız okulu kırmaya başlar, okul cezayı büyütür eve yalan söylemeye başlar ve hem okuldan hem evden uzaklaşmanın oranı büyür. Bunun ardından da dışarıda sürdürülecek bir hayat için para gerekir ve hırsızlık yapmaya başlanır falan...

Yapıldığı yıl için oldukça başarılı bir film olsa da günümüzde artık aile yapısının ve aile çocuk ilişkisinin çocukları nasıl biçimlendirdiğini bilmeyen kalmadı o yüzden usta işi bir yapım da olsa ille de Truffaut yaptı diye önerilmesini uygun bulmuyorum.

Filmde dikkatimi çeken en önemli nokta, söylenen yalanların altında yatan psikolojinin de seyirciye hissettirilmesiydi.

Mesela:
Okuldan kaçan çocuk dışarıda annesini başka bir adamla görünce dünyası yıkılıyor ve okula gittiği zaman niye gelmedin diye sorulunca (aslında annesine bir tepki olarak öyle hissettiği için) öğretmenine “Annem öldü.” diyor...

Daha geniş bakarsak; kurallara uymayan daha da kural dışı olur ona göre ayağınızı denk alın çocuğum derken çocuğa çok yüklenmeden aileyi ve ilgisiz çevreyi de eleştiren yönetmen, aslında toplumun tamamını sorgulamaya çalışıyor. Ama bireyden hareketle genel toplum yapısına varılırken konunun izlediği mantık herkese uygulanmaya kalkılırsa aile sorunu olmayanların sorunsuz olabileceği savını da içerdiği için biraz garip ve anlamsız duruyor.

Böyle yapmayın bu duruma düşmeyin denirken suçlu aranıyorsa suçlu aile oluyor, aileyi suçlarsak toplumun o aileyi getirdiği yer ve konum (ki anne baba devamlı işlerinden ve özel hayatlarından ipuçları veriyor) zorunlu olarak bu sefer de toplumu suçlu kılıyor e iyi de toplumu birey ve aile oluşturmuyor mu vs. gibi bir sürü şeyi de düşünmek lazım filmi izlerken ama bilmiyorum herkese bunları düşündürecek kadar derin bir film de değil diye düşünüyorum...

Bu tipte küçük ayrıntılar ne yazık ki apartmanların robotlara dönüştüğü filmleri sıradan şeylermiş gibi seyreden gençlere pek de ilgi çekici gelmeyecektir... Yaşınız küçükse anlamazsınız, gençseniz söylenenlere kulak asmazsınız, biraz daha yaşınız varsa “zaten biliyoruz” havasında seyredersiniz. Son kez söyleyeyim de Truffaut hayranlarının hışmına uğramayayım; Zamanında gerçekten farklıymış ve iyi bir film sayılabilir ama günümüz insanına çok da cazip gelmeyecektir...

Ben merak ettiğim için seyrettim siz merak etmeyin...