23 Aralık 2008

beynine format atmak :)

Bazen aklıma olur olmaz saçma sapan şeyler gelir ama ben bunları hiç de saçma bulmam. Düşündüğüm şeyin sonucu "düşündüğüm gibi" olmayabilir. Ama saçma da olsa düşünceleri ya da fikirleri (belli bir mantık çerçevesi içinde işledikten sonra) geliştirip "Olur mu, olmaz mı?" diye değerlendirmek gerektiğine inanırım.

İşte onlardan biri;

Hepimizin bildiği gibi insanlar yaşarken başına gelen kötü şeyleri çabuk unutur. Çocukluğumuz geçer genç olur hatta orta yaşa doğru yol alırız. Birgün eski bir tanıdığımızla karşılaşınca dereden tepeden söz ederken çoktan unutmuş olduğumuz eski bir olayı bize hatırlatıverir.

O tanıdığımız kişi bunu söylemese belki de ölünceye kadar bir daha aklımıza gelmeyecek olan şey birden (nerelerde nasıl saklandıysa) hafızamızın perdesine yansıyıverir ve “Aaaa, doğru valla ben onu unutmuşum bak, sen söyleyince hatırladım şimdi.” deriz..

(diyelim ki eski bir okul arkadaşınıza rastladınız ve okulda eskiden birlikte yaşamış olduğunuz bir şeyi hatırlattı, ve yine diyelim ki öğretmen sizi terslemiş ya da bir şey yapmışsınız da bir tane vurmuş olsun.)

Bunun psikolojik mantığı yaklaşık olarak şöyle bir şeydir; insan karakterinin günlük hayatta güçlü bir şekilde yaşamaya devam edebilmesi için kötü izleri siler...

(Bir de ikinci bir görüş olarak bazı gereksiz bilgi ve ayrıntıların beynimizde yer işgal etmemesi için hafızadan silinmesiyle ilgilidir. Ki böyle olan durumların varlığı da bilimsel olarak ispatlanmıştır. Buna örnek olarak da orta ikiye giderken çay içtiğimiz pastanenin bulunduğu pasajın adını, babamın daha ben çocukken sattığı bir iki kez bindiğim eski arabasının plakasını gösterebilirim.)

Şimdi; insan beyni, kendisine yararı olmayan (ya da psikolojik olarak zararı dokunabilecek) şeylerin bir kısmını “özellikle” unutuyor/hafızadan siliyorsa. Bu şekilde davranarak gereksiz yere bilgi depolanmasını engelleyip (ileriki yaşlarda da bir şeyleri aklımızda tutabilelim diye) hafızanın dolmasına mani oluyorsa...

Acaba biz buna müdahale edebilir miyiz?

Diyelim, belli bir yaşa geldik ve şöööyle bir geriye baktık ki; Elle tutulacak hiçbir şey kalmamış bize... Yahu yaşadığım hayatın tamamı önemsiz ve uyduruk sıradan bir şeymiş diye kendimizi şartlandırsak. Tanıdığımız kişileri önemsemeyerek aramayıp sormasak, resimleri eşyaları ortadan kaldırıp başka bir düzen kursak ve üstten genel bir anlatımla hep eski hayatımızın boşa geçtiğinden söz edip dursak.

Bir süre sonra kendi kendimizi inandırıp eskiden yaşanılan şeylerin büyük bir kısmını unutmaya başlar mıyız?

Acaba beynimiz; aynen kötü ya da değersiz bir olayı unutmaya şartlanmış olduğu gibi “bir sürü gereksiz ayrıntı ve isteksizce yaşanmış” olayla dolu olarak gördüğümüz geçmiş hayatımızı da (hayatımızın geride bıraktğımız kısmından rahatsız oluyoruz diye bu bölümü silmeye teşebbüs edip) unutur mu?

Acaba yaşlılara (birçok biyolojik olguyla birlikte) olan bu mu? Bu yüzden mi hayatı seven, hep bir şeyler yapmak için çaba sarfeden hatta yaşına başına bakmadan çalışan yaşlı insanların hafızası diğer yaşıtlarına göre daha canlı ve dolu?

(Tabii ki kimse iyi kötü hatıralarını unutmak istemeyecektir ya da unutmak isteyeceği şeyler olsa bile (bkz. aşk acısı) unutamayacaktır. Ama bir şekilde küçük bir oranda bile olsa, bunun da etkisi yok mu yaşlanınca yaşanan hafıza kayıplarında?)