19 Aralık 2008

Hurricane (16. raund) [film]



Hurricane, Amerika’nın bitmez tükenmez ırkçılık kavramını arka plandan alıp ana tema olarak işleyen filmlerden biri... (ama ne derece)

Boksör Rubin Carter'ın hayatını anlatan filmde başrolü Denzel Washington (Yer yer bir “Gandi” görünümü sergilese de) hakkını vererek oynamış.

“Haksız yere hapis cezası alan zenci boksör”ün çocukluğundan başlayan film; Amerika’da ırkçılığın adalet sistemine nasıl yerleşmiş bir kültür olduğunu gösterebilmesi açısından etkileyici olsa da bu tip olayları toplumsal bir olgunun dışına taşıyıp bireysel davalara taşımasını doğru bulmadım.

Haksız yere cinayetle suçlanan ve bütün delilleri kendi aleyhine döndürülmüş olan boksör “Hurricane” mücadelesini hapiste sürdürür ama bu sefer her zaman seyrettiğimiz klasik hapishane mücadelesi filmlerinin dışında kahramanımız olup biteni bir kitap yazarak anlatır.

Kitap piyasaya çıkar, ikinci ele düşer ve ilerleyen yaşına rağmen okuma yazmayı yeni öğrenen zenci bir çocuğun eline geçer. Kitabı okuyan çocuk Hurricane’in suçsuzluğuna inanır ve onu hapisten çıkarmak için elinden geleni yapar...

Kimi yerde “Yahu ben bu filmi daha önceden seyretmişmiydim acaba?” dedirtecek kadar kendi kategorisi içindeki filmlerin beylik kalıplarını tekrar eden film, kimi yerde de kendine özgü özel sahneleriyle etkileyici olabiliyor.

Bir başyapıt değil, benzerlerini çok gördük ama seryedilmeyecek bir film de değil. Tek kanallı TRT dönemininde oynayan kaliteli standart filmlerin ayarında güzel bir film sayılabilecek Hurricane, DVD’sine para verilmeye değmeyecek ama bulunursa seyredilebilecek eser...

Bazı yerlerde mantık boşlukları olan filmi “Eeee, adam zenci ya o yüzden özellikle yapıyorlar.” fikriyle izleyince yapılan iş bir anlam kazanıyor.

İnsanlara yapılan her türlü ayrım ve haksızlığı gösterebilmek için bu tür eleştirel filmleri gerçek hayatlar üzerine kurmaları daha da inandırıcı oluyor.

Ama tüm siyasi filmler gibi; bu filmde de yine biraz ürkerek “Aman haaaa, bütün ülke böyle değil. Bak, er-geç her şey açığa çıkar, adam gibi polis, adam gibi yargıç ve adam gibi adalete saygı duyan normal insanlar da var.” görünümü yaratılması filmin siyasi gücünü arkaya itip olayı zenci boksörün özel hayatıyla sınırlamamıza neden oluyor.

Etkileyici, klasik bir hikâye. Üzülmemek elde değil ama çok başarılı bir sinema yapıtı olamayacak kadar da standart anlatıma sahip...

Kimi yerde neredeyse ağlatacak kadar duygusal kimi yerde de “Bütün bunlar olurken elim kolum bağlı duramam.” demesiyle kişiliğiyle bizlerden onay alan Rubin Carter'ın hikâyesini rastlarsanız kaçırmayın.

Duygusal bu filmi ailecek izleyebilirsiniz ama haldır haldır bulup da seyredeyim diye kendinizi paralamayın...