19 Ocak 2009

bir dostluk hatırası olarak balık cesetleri...

J. C. Michaels'in "Ateş karınlı" isimli kitabı için not defterime "İnceliğinden hiç beklenmeyecek kadar yoğun bir performans sergiliyor.
....... Okumaya başladım ve güzel gidiyor..." diye bir not düşmüştüm.

Kitapta bir kurbağanın gözünden hayat anlamlandırılmaya çalışılırken, aslında hayat üzerine felsefi düşünceler sıralanıyor ve bütün bunlar bir kurbağanın evcil hayvan satan bir mağazadan alınıp yeni gittiği evdeki sahibine, oradan diğer bir eve vs. uzayıp giden hikâyesiyle anlatılıyor.

Kurbağanın ilk sahibi küçük bir kız çocuğu ama anlattığı (daha doğrusu uyguladığı) bir şeyi çok değişik buldum. Yaptığı şeyi iyi mi yoksa kötü olarak mı değerlendireyim bilemedim. Ama daha önceden aklıma hiç böyle bir şey gelmemişti.

Küçük kız bir ara evindeki akvaryumda çeşitli süs balıkları beslemiş. Her çocuk gibi de bu balıklar bir şekilde öldüğünde büyük üzüntü duymuş.

[Böyle olduğu zamanlarda bazen işler biraz abartılıp bu süs balıklarına küçük bir cenaze töreni(!) yapıldığını ve bahçeye parka bir yere gömüldüğünü bile biliyorsunuzdur.]

İşte, bu kız ölen balıklarını gömmüyor onun yerine plastik bir kaba su koyup donduruyor. Böylece onları hatırlayıp görmek istediği zaman ölmüş olan balığını çıkarıp "saydam buz kütlesi içindeki balığın canlı olduğu zamandan farksız olan haline" bakıyor.

Kendi baktığım balıklar ölünce böyle bir şeyi yapmak isteyip istemeyeceğimi bilemiyorum, çocuklar için bir faydası olup olmayacağını da tam olarak kestiremiyorum.

Biraz garip ama ilginç bir yöntem... (umarım bunu okuyup, ölen kedi köpek ve kuş gibi hayvanları dondurarak saklamak isteyen çocuklar olmaz)